SOLMEDYA – Ortadoğu’daki gerilim yeni bir cephe açtı. İsrail ordusu gece boyunca Lübnan’da Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü hedeflere hava saldırıları düzenlediğini duyurdu. Beyrut’un güney banliyöleri başta olmak üzere birçok noktada şiddetli patlamalar meydana geldi. Reuters’a göre başkentte bir düzineden fazla patlama yaşandı, halk gece yarısı araçlarla ve yaya olarak bölgeden uzaklaşmaya çalıştı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda en az 31 kişinin hayatını kaybettiğini, 149 kişinin yaralandığını açıkladı. Güney Lübnan ve Bekaa Vadisi’ndeki 53 köyün hedef alındığı bildirildi.
İsrail Ordu Sözcüsü Effie Defrin, Lübnan’a yönelik kara harekâtı dahil “tüm seçeneklerin masada olduğunu” söyledi. Yaklaşık 100 bin yedek askerin seferber edildiği, birliklerin hem savunma hem de saldırı için hazır bekletildiği belirtildi. Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise Hizbullah’a yönelik operasyonların günler sürebileceğini ifade etti.
Hizbullah, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine misilleme olarak İsrail’e füze ve İHA saldırıları düzenlediğini duyurdu. Örgüt, Hayfa yakınlarında bir füze savunma tesisini hedef aldığını açıkladı. İsrail ordusu ise Lübnan’dan atılan bir roketin hava savunma sistemlerince engellendiğini, diğer mühimmatın açık alanlara düştüğünü savundu.
Lübnan Başbakanı Nawaf Salam, roket atışlarını “sorumsuz ve şüpheli” olarak nitelendirerek ülkenin güvenliğinin tehlikeye atıldığını söyledi. Kabineyi acil toplantıya çağıran Salam, Lübnan’ın yeni bir savaşa sürüklenmesine izin vermeyeceklerini dile getirdi.
2024’te ABD arabuluculuğunda sağlanan ateşkesin ardından yeniden alevlenen bu çatışma, bölgesel bir savaşa dönüşme riskini büyütüyor. Petrol fiyatları hızla yükselirken, hava ulaşımında ciddi aksamalar yaşanıyor.

Öte yandan ABD’nin de ilk askeri kayıpları doğrulandı. Üç Amerikan askerinin Kuveyt’teki bir askeri üste hayatını kaybettiği bildirildi. Tel Aviv dahil İsrail genelinde hava saldırısı sirenleri çalarken, gece gökyüzünde füze izleri görüldü.
Ortadoğu’da artık vekil güçler değil, doğrudan devletler ve ordular konuşuyor. Lübnan cephesi, çatışmanın yeni ve en kırılgan hattı haline gelmiş durumda.
Ortadoğu’da genişleyen savaş hattı, yalnızca askeri bir hesaplaşma değil; aynı zamanda derin bir siyasal ve toplumsal krizin göstergesidir. Lübnan gibi ekonomik olarak kırılgan, borç yükü ve yoksullukla mücadele eden ülkelerde savaş, halkın zaten ağır olan yaşam koşullarını daha da dayanılmaz hale getirir.
Silahlar konuşurken demokrasi susar. Güvenlik gerekçesiyle temel hak ve özgürlüklerin askıya alınması, muhalefetin bastırılması ve toplumsal itirazların “ulusal tehdit” olarak etiketlenmesi olağanlaştırılır. Oysa gerçek güvenlik; yurttaşın can güvenliği kadar ekmek, iş ve adalet güvencesidir.
Bu çatışma hattı büyüdükçe enerji fiyatları artacak, enflasyon dalgası geniş coğrafyalara yayılacak ve emekçi halklar bir kez daha bedel ödeyecektir. Bölgenin ihtiyacı askeri tırmanış değil; demokratik çözüm kanallarının açılması, uluslararası hukukun işletilmesi ve halkların iradesini esas alan bir barış siyasetidir. Aksi halde bu savaş, yalnız cepheleri değil toplumların geleceğini de yakacaktır






