SOLMEDYA – İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Cumhuriyet gazetesine yaptığı değerlendirmelerde Türkiye’de yürütülen yeni anayasa tartışmaları, vatandaşlık tanımı, açılım süreci ve seçim gündemine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Dervişoğlu, mevcut anayasanın büyük bölümünün zaten iktidar döneminde değiştirildiğini hatırlatarak “darbe anayasasından kurtulma” söylemiyle yürütülen yeni anayasa tartışmalarının arkasında başka siyasi hedefler olabileceğini dile getirdi. Anayasanın önemli kısmının değiştirildiğini belirten Dervişoğlu, geriye kalan maddelerin büyük ölçüde temel hükümler ve devletin yapısıyla ilgili olduğunu söyledi.
Yeni anayasa tartışmalarının 28’inci yasama döneminin başından bu yana gündemde tutulduğunu ifade eden Dervişoğlu, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un da bu süreci sık sık gündeme getirdiğini belirtti. Kurtulmuş’un anayasa değişikliğini gerçekleştiren Meclis Başkanı olarak tarihe geçmek istediğini düşündüğünü dile getiren Dervişoğlu, komisyon sürecinde ortaya çıkan tabloya bakıldığında bunun sağlıklı bir yaklaşım olmadığını savundu.
Dervişoğlu’na göre yeni anayasa tartışmalarının odağında bazı kritik maddeler bulunuyor. Bunların başında anadilde eğitimle ilgili 42. madde, vatandaşlık tanımını içeren 66. madde ve Cumhurbaşkanının seçimi ile görev süresine ilişkin düzenlemeler geliyor.
Cumhurbaşkanlığı makamına ilişkin düzenlemelerin de yeni anayasa tartışmalarının arkasındaki siyasi hedeflerden biri olabileceğini söyleyen Dervişoğlu, “Bazı talepler verilerek Cumhurbaşkanlığı makamında kalmayı sağlayacak düzenlemeler yapılabilir” değerlendirmesinde bulundu. Hukuk devleti vurgusu yapan Dervişoğlu, anayasa ve yasaların siyasi amaçlarla değiştirilmesinin Türkiye açısından tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
Vatandaşlık tanımı tartışmasına da değinen Dervişoğlu, anayasanın 66. maddesindeki “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür” ifadesinin etnik değil siyasal bir tanım olduğunu savundu. Bu ifadenin Türkiye’de eşit yurttaşlığın temelini oluşturduğunu dile getiren Dervişoğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün millet tanımını hatırlatarak bu yaklaşımın cumhuriyetin kurucu ilkelerinden biri olduğunu söyledi.
“Eşit vatandaşlık” tartışmalarına da karşı çıkan Dervişoğlu, Türkiye’de herkesin anayasa önünde eşit haklara sahip olduğunu belirtti. Kamu görevlerinden siyasi makamlara kadar her alanda eşitliğin bulunduğunu ifade eden Dervişoğlu, bu nedenle eşit vatandaşlık söyleminin gerçekte bir ayrıcalık talebi anlamına gelebileceğini öne sürdü.
Açılım sürecine ilişkin tartışmalara da değinen Dervişoğlu, “Terörsüz Türkiye” söylemi üzerinden yürütülen süreci eleştirdi. Komisyon raporunda “terör” ve “terörist” ifadelerinin yer almamasını eleştiren Dervişoğlu, sürecin Abdullah Öcalan’a siyasi statü kazandırma girişimi olduğunu iddia etti.
İktidar ittifakının seçimlerde başarılı olamayacağını da savunan Dervişoğlu, bunun ancak muhalefetin hata yapması durumunda mümkün olabileceğini söyledi. Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve ittifak tartışmalarının ise henüz erken olduğunu belirten Dervişoğlu, seçim gündeminin zamansız biçimde başlatılmasının iktidarın işine yarayabileceğini ifade etti.
EDİTÖR NOTU
Türkiye’de yeni anayasa tartışmaları yalnızca hukuk metni değişikliği meselesi olarak görülmüyor; aynı zamanda siyasal rejimin geleceği, demokrasi ve güç dengeleri açısından da kritik bir başlık olarak değerlendiriliyor. Vatandaşlık tanımı, anadilde eğitim ve yürütme yetkilerinin kapsamı gibi konular; toplumsal kimlikler, demokratik haklar ve siyasal temsil tartışmalarıyla doğrudan bağlantılı. Bu nedenle anayasa tartışmaları yalnızca teknik bir hukuk düzenlemesi değil, aynı zamanda Türkiye’de demokrasi, eşit yurttaşlık ve toplumsal barışın nasıl kurulacağı sorusunu da gündeme taşıyor.






