1. Haberler
  2. Siyaset
  3. CHP’de Cumhurbaşkanı Adayı Tartışması İçin Çok Erken

CHP’de Cumhurbaşkanı Adayı Tartışması İçin Çok Erken

Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan iç gerilim henüz tam olarak aşılmamışken, cumhurbaşkanı adaylığı tartışmalarının erkenden gündeme taşınması parti tabanında yeni soru işaretleri yaratıyor.

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

Haber: Burhanettin Yılmaz

– Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan iç gerilim henüz tam olarak aşılmamışken, cumhurbaşkanı adaylığı tartışmalarının erkenden gündeme taşınması parti tabanında yeni soru işaretleri yaratıyor. CHP’nin yüz yılı aşan siyasi birikimi, birkaç isim üzerinden yürütülen dar siyasi hesapların çok ötesindedir.

CHP’DE CUMHURBAŞKANI ADAYI TARTIŞMASI ERKEN…

Cumhuriyet Halk Partisi son yılların en kritik süreçlerinden birinden geçiyor. Mahkemeden çıkan mutlak butlan kararı sonrası partide yeni bir dönem başlamış durumda. Bu süreçte gözler yeniden Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun üstlendiği sorumluluğa çevrilirken, bazı çevrelerin şimdiden cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarını gündeme taşıması dikkat çekiyor.

Oysa bugün CHP’nin önündeki temel mesele bir aday belirlemek değil, parti içinde oluşan gerilimi ortadan kaldırmak, kurumsal yapıyı yeniden güçlendirmek ve örgütsel bütünlüğü sağlamaktır.

Tam da bu noktada Kemal Kılıçdaroğlu’nun izlediği sakin ve temkinli siyaset dikkat çekmektedir. Sertleşen siyasi atmosferin aksine daha uzlaştırıcı ve toparlayıcı bir yaklaşım sergileyen Kılıçdaroğlu’nun önceliği, CHP’yi yeniden ortak hedefler etrafında buluşturmak olarak görülüyor.

CHP KİŞİLERE MAHKÛM BİR PARTİ DEĞİLDİR

Son dönemde medyanın ve bazı kamuoyu araştırma şirketlerinin sürekli aynı isimleri öne çıkarması, sanki CHP’nin geleceği birkaç kişinin siyasi kariyerine bağlıymış gibi bir algı oluşturuyor.

Ancak CHP, herhangi bir lider hareketi ya da kişisel kariyer organizasyonu değildir.

CHP; Kuvayı Milliye ruhundan gelen, Cumhuriyet’i kuran, demokrasi ve sosyal adalet mücadelesini yüz yılı aşkın süredir sürdüren köklü bir siyasal gelenektir.

Bu gelenek içerisinde devlet yönetme kapasitesine sahip, laik Cumhuriyet değerlerine bağlı, sosyal demokrat çizgiyi benimsemiş yüzlerce deneyimli siyasetçi, akademisyen, belediye başkanı, hukukçu ve aydın bulunmaktadır.

Dolayısıyla CHP’nin geleceğini yalnızca birkaç isim üzerinden tartışmak, partinin tarihsel birikimini ve kadro zenginliğini görmezden gelmek anlamına gelir.

İLKELERİN YERİNE İSİMLER KONUŞULUYOR

Türkiye’de siyasetin en önemli sorunlarından biri, programların ve ilkelerin geri plana itilmesi, kişilerin ise merkeze yerleştirilmesidir.

Bugün CHP içerisinde de benzer bir tablo ortaya çıkmaktadır.

Oysa asıl soru “Kim aday olacak?” değil, “Türkiye nasıl yönetilecek?” sorusudur.

Cumhuriyetin temel değerlerini kim savunacak?

Laik hukuk devletini kim güçlendirecek?

Üreten ekonomiyi kim kuracak?

Sosyal adaleti kim sağlayacak?

Bu soruların cevabı verilmeden yapılan aday tartışmaları, siyaseti kişiselleştirmekten başka bir sonuç doğurmaz.

CHP’NİN GÜCÜ ÖRGÜTÜNDEDİR

CHP’nin gerçek gücü televizyon ekranlarında parlatılan isimlerden değil, mahalle temsilciliklerinden, ilçe örgütlerinden, gençlik ve kadın kollarından, sandık başında görev yapan emekçilerden gelir.

Partiyi bugünlere taşıyan da kişisel kariyer hesapları değil, örgütün yıllardır verdiği mücadeledir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde CHP’nin önceliği yeni kutuplaşmalar üretmek değil, örgütü yeniden bir araya getirmek olmalıdır.

Cumhurbaşkanı adaylığı tartışmaları elbette günü geldiğinde yapılacaktır. Ancak bugün yapılması gereken şey; partinin birlik duygusunu güçlendirmek, topluma yeniden umut vermek ve CHP’nin kurucu değerlerini geleceğe taşımaktır.

SONUÇ

Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceği birkaç ismin siyasi popülaritesine indirgenemeyecek kadar değerlidir.

Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni aday tartışmaları değil; ortak akıl, parti içi barış ve kurucu değerler etrafında yeniden kenetlenmektir.

CHP’nin yüz yılı aşan tarihi göstermiştir ki kişiler gelir geçer, ancak ilkeler ve kurumlar kalır.

Partinin önündeki asıl görev de tam olarak budur: Kişiler üzerinden değil, ilkeler üzerinden yükselen güçlü bir gelecek inşa etmek.

EDİTÖR NOTU

Siyasi partilerin kalıcı gücü, belirli isimlerden değil kurumsal kimliklerinden ve temsil ettikleri değerlerden gelir. CHP’de yaşanan süreç, yalnızca bir yönetim değişikliği ya da adaylık tartışması olarak değil, partinin gelecekte nasıl bir siyasal hat izleyeceğinin de belirleyicisi olacaktır.

 

CHP’de Cumhurbaşkanı Adayı Tartışması İçin Çok Erken
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!