– Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın NATO Zirvesi öncesinde yaptığı açıklamalar, Türkiye’nin dış politikada son dönemde izlediği çizgiye ilişkin yeni tartışmalar başlattı. CNN Türk yayınında konuşan Fidan, Avrupa’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana “en büyük tehdit algısıyla” karşı karşıya olduğunu savunurken, bu tablonun başlıca nedenleri arasında Rusya’nın Ukrayna savaşı ile Çin’in yükselişini gösterdi.
Fidan’ın kullandığı dil, NATO ve Batılı ülkelerin son yıllarda öne çıkardığı güvenlik söylemiyle büyük ölçüde örtüşmesi nedeniyle dikkat çekti. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısını Avrupa’nın güvenliğine yönelik temel tehditlerden biri olarak gösteren Fidan, Çin’i ise “durdurulamayan süper güç” olarak tanımladı ve küresel ticaret ile teknolojide yaşanan dönüşümün yeni risk alanları oluşturduğunu ifade etti.
Ancak açıklamalarda, Ukrayna savaşının ortaya çıkışında NATO’nun doğuya doğru genişleme politikalarının etkisine ya da ABD ile Batılı ülkelerin Çin’i çevrelemeye yönelik stratejilerine ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer verilmedi. Bu durum, Türkiye’nin uzun yıllardır savunduğu “çok yönlü ve dengeli dış politika” söylemiyle çeliştiği yönünde yorumlara neden oldu.
İran Sonrası Yeni Bölgesel Arayış
Fidan, Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır arasında oluşturulan dörtlü istişare mekanizmasının özellikle İran krizi sonrasında daha fazla önem kazandığını söyledi. Bölgesel güvenlik ve istikrarın yalnızca küresel güçlerin inisiyatifine bırakılmaması gerektiğini ifade eden Fidan, söz konusu yapının ilerleyen süreçte daha kapsamlı bir bölgesel iş birliği platformuna dönüşebileceğinin sinyalini verdi.
ABD ile İran arasında kalıcı bir anlaşma sağlanmasının bölgenin geleceği açısından belirleyici olacağını dile getiren Fidan, oluşacak yeni düzene bölge ülkelerinin ortak bir perspektifle yanıt vermesi gerektiğini söyledi.
“NATO 3.0” Vurgusu
Dışişleri Bakanı, Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’nin ittifak açısından tarihi bir dönüm noktası olacağını belirterek yeni dönemi “NATO 3.0” olarak tanımladı. ABD’nin Avrupa güvenliğindeki yükünü azaltacağını, Avrupa ülkelerinin ise savunma harcamalarını artırarak daha fazla sorumluluk üstleneceğini savunan Fidan, bunun NATO’nun yeni güvenlik mimarisini şekillendireceğini ifade etti.
Fidan ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın zirveye katılımının Türkiye açısından stratejik önem taşıdığını belirterek, zirvenin Ankara’nın uluslararası diplomasi alanındaki rolünü güçlendireceğini ileri sürdü.
Uzmanlar ise Türkiye’nin son dönemde hem Rusya hem de Çin ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürmeye çalışırken, NATO eksenli güvenlik söylemini daha fazla benimsemesinin dış politikadaki denge arayışını yeniden tartışmaya açabileceğine dikkat çekiyor.
Editörün Notu
Hakan Fidan’ın açıklamaları, Türkiye’nin son yıllarda sıkça dile getirdiği “çok kutuplu dünya”, “stratejik özerklik” ve “denge politikası” söylemleriyle ne ölçüde uyumlu olduğu konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Rusya ve Çin’in Batı’nın güvenlik perspektifiyle aynı çerçevede değerlendirilmesi, Ankara’nın NATO içindeki konumunu güçlendirme çabasının mı, yoksa dış politika söyleminde yeni bir yönelimin mi işareti olduğu önümüzdeki dönemde daha net ortaya çıkacaktır.






