80 Milyon 695 Bin Liralık Para Trafiği İddiası: Dosya Neye İşaret Ediyor?
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Özgür Özel ve Veli Ağbaba hakkında hazırladığı fezleke, CHP içerisindeki tartışmaları yeni ve oldukça ağır bir noktaya taşıdı.
Dosyanın içeriğine ilişkin yayımlanan bilgilere göre; belediye başkan adaylıkları, seçim çalışmaları, belediye ihaleleri ve bazı belediye işlemleri etrafında gerçekleştiği ileri sürülen para hareketlerinin toplamı 80 milyon 695 bin TL olarak hesaplanıyor.
Burada özellikle belirtmek gerekir: Söz konusu rakam, fezlekede yer aldığı aktarılan iddia konusu para ve para trafiğinin toplamıdır. Bu rakamın tamamının kesinleşmiş bir “rüşvet” olduğu anlamına gelmez. Fezleke bir mahkûmiyet kararı değildir; nihai değerlendirmeyi yargı yapacaktır.
Ancak dosyada anlatılan iddiaların kapsamı, siyasi açıdan görmezden gelinemeyecek kadar ciddi.
DOSYANIN EN ÇARPICI BÖLÜMÜ: 1 MİLYON EURO
Fezlekeye ilişkin yayımlanan ayrıntılarda en dikkat çekici başlıklardan biri Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı.
Savcılık iddiasına göre Veli Ağbaba, 31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesinde Muhittin Böcek’in yeniden Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı gösterilmesi sürecinde, Böcek’in oğlu Mustafa Gökhan Böcek üzerinden para talep etti.
İddiaya göre başlangıçta 30 milyon TL olarak ifade edilen talep daha sonra 1 milyon euroya çıkarıldı.
Dosyaya ilişkin haberlerde, söz konusu paranın Antalya’da esnaf ve iş insanlarından toplandığı, daha sonra 9 Ocak 2024’te Ankara’ya götürüldüğü ve ertesi gün CHP Genel Merkezi’nde teslim edildiğinin ileri sürüldüğü aktarılıyor.
Bu iddiaların dayanağı olarak da tanık ifadelerinin yanı sıra uçuş ve konaklama kayıtları ile HTS ve baz istasyonu verilerinin bulunduğu belirtiliyor.
Burada artık kamuoyunun sorması gereken soru şudur:
Bir siyasi partide belediye başkan adaylığı ile milyonlarca liralık para trafiği arasında gerçekten bir ilişki kurulmuş mudur?
Eğer böyle bir ilişki varsa, bunun yalnızca bir kişinin değil, bütün siyasi karar mekanizmasının sorgulanmasını gerektireceği açıktır.
200 BİN DOLARLIK İKİNCİ İDDİA
Dosyada bununla da sınırlı kalınmadığı aktarılıyor.
Muhittin Böcek’in adaylığının açıklanmasının ardından Ağbaba tarafından 7-8 milyon TL nakit talep edildiği ileri sürülüyor.
Daha sonra 21 Şubat 2024 tarihinde Antalya Cam Piramit’te gerçekleştirilen aday tanıtım programında, Ağbaba’nın gönderdiği kişinin Gökhan Böcek’ten 200 bin dolar nakit aldığı iddia ediliyor.
Bütün bunlar doğruysa, mesele artık “adaylık sürecinde siyasi destek” sınırlarının çok ötesine geçer.
Çünkü siyasi makamların ve adaylıkların para ilişkileriyle belirlenip belirlenmediği sorusu doğrudan demokrasinin kendisini ilgilendirir.
ÇANKAYA’DAKİ ÇÖP İHALESİ İDDİASI
Fezlekeye ilişkin aktarılan bir başka çarpıcı başlık ise Çankaya Belediyesi’nin katı atık toplama ihalesi.
Savcılık iddiasına göre Veli Ağbaba, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner ve Meclis Üyesi Emre Doğan üzerindeki nüfuzunu kullanarak ihale sürecine müdahale etti.
“Norm” isimli şirketin ihalesinin iptal edilmesinin ardından şartnameye aykırı biçimde pazarlık usulüne geçildiği ve ihalenin başka bir şirkete verilmesinin sağlandığı ileri sürülüyor.
Bu süreç karşılığında Ataköy Marina’da 300 bin dolar nakit para teslim edildiği, bunun 150 bin dolarının Ağbaba’nın Malatya’daki seçim kampanyasında kullanılmak üzere gönderildiği iddia ediliyor.
Eğer savcılığın ileri sürdüğü bu iddialar delilleriyle doğrulanırsa, burada yalnızca siyasi etik değil, kamu ihalesinin hukuka uygunluğu açısından da çok ciddi bir soru ortaya çıkacaktır.
DANIŞMANIN HESABI ÜZERİNDEN PARA TRAFİĞİ İDDİASI
Dosyanın bir başka dikkat çekici bölümü ise Veli Ağbaba’nın resmi danışmanı Özlem Akyılmaz Mercan’ın banka hesabı üzerinden gerçekleştiği ileri sürülen para transferleri.
Fezlekede, İzmir ve çevresindeki bazı belediyelerle bağlantılı para hareketlerinin danışmanın hesabı üzerinden gerçekleştirildiği iddia ediliyor.
Aktarılan bilgilere göre Seferihisar bağlantılı bir işlemde 500 bin TL’nin danışmanın hesabına gönderildiği ve yaklaşık 1 saat 41 dakika sonra Ağbaba’nın hesabına aktarıldığı ileri sürülüyor.
Başka bir para transferinde ise 500 bin TL’nin danışmanın hesabına gönderildiği ve bunun 100 bin TL’lik bölümünün Ağbaba’nın hesabına aktarıldığı iddia ediliyor.
İşte bu nokta özellikle önemli.
Çünkü savcılık dosyasında yalnızca “para verildi” iddiasının değil, paranın hangi hesaba girdiği, ne kadar süre sonra nereye aktarıldığı ve kimlerle bağlantılı olduğu gibi mali hareketlerin de incelendiği belirtiliyor.
Fezlekenin sonuç bölümünde tanık beyanları, HTS ve baz istasyonu kayıtları ile MASAK mali analiz raporlarının birlikte değerlendirildiği aktarılıyor.
80 MİLYON 695 BİN LİRALIK HAVUZ NASIL OLUŞTU?
Dosyaya ilişkin yayımlanan rakamlara göre:
- 1 milyon euro: Antalya Büyükşehir adaylığıyla bağlantılı olduğu ileri sürülen ödeme
- 200 bin dolar: Aday tanıtım programıyla bağlantılı olduğu ileri sürülen ödeme
- 300 bin dolar: Çankaya çöp ihalesiyle bağlantılı olduğu ileri sürülen para
- 500 bin TL: Seferihisar bağlantılı olduğu ileri sürülen transfer
- 500 bin TL: Nermin Günay’dan danışman hesabına gönderildiği ileri sürülen para
- 500 bin TL: Balçova Belediyesi bağlantılı olduğu ileri sürülen ödeme
- 300 bin TL: Meclis üyesi Doğuş Bayır tarafından danışman hesabına gönderildiği ileri sürülen ödeme
Bu kalemlerin toplamı, fezlekeye ilişkin haberlerde 80 milyon 695 bin TL’lik para ve para trafiği olarak veriliyor.
ÖZGÜR ÖZEL DOSYANIN NERESİNDE?
Meselenin bir başka önemli boyutu da Özgür Özel.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Özel hakkında da “zincirleme şekilde rüşvet almak” iddiasıyla dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle fezleke düzenledi.
Başsavcılığın açıklamasında, Özel’in 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Muhittin Böcek’in Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı gösterilmesini sağlamak amacıyla Böcek ve oğlu Mustafa Gökhan Böcek’ten doğrudan veya Veli Ağbaba aracılığıyla menfaat temin ettiği ileri sürülüyor.
Ayrıca 4-5 Kasım 2023 CHP Kurultayı’nda kullanılmak üzere Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’dan da maddi menfaat temin ettiği iddiası dosyada yer alıyor.
Yani dosya yalnızca Veli Ağbaba ile sınırlı değil.
CHP’nin eski Genel Başkanı ve bugün YENİ Parti Genel Başkanı olan Özgür Özel’in de doğrudan şüpheli olarak yer aldığı bir fezleke söz konusu.
ASIL TARTIŞILMASI GEREKEN NOKTA
Burada siyasi tartışmayı bir kenara bırakıp çok daha temel bir soru sormak gerekiyor:
Bir siyasi partide adaylıklar, belediye ihaleleri ve parti içi siyasi ilişkiler para trafiğiyle bağlantılı hale gelmişse, bunun hesabını kim verecek?
CHP yıllardır iktidara yönelik eleştirilerinde yolsuzlukla, kamu kaynaklarının kötüye kullanılmasıyla ve rant düzeniyle mücadeleyi savunuyor.
Bu nedenle CHP yöneticileri hakkında böyle ağır iddialar ortaya çıktığında yapılması gereken, “Bunlar siyasi operasyon” diyerek dosyayı kapatmaya çalışmak değildir.
Tam tersine;
“Kim suçluysa ortaya çıkarılsın, kim suçsuzsa aklansın.”
Denilmelidir.
Çünkü hukuk herkese aynı uygulanmadığı sürece demokrasi de güven vermez.
VELİ AĞBABA İÇİN SİYASİ OLARAK EN ZOR SORU
Veli Ağbaba açısından asıl mesele, bugün yalnızca hakkında bir fezleke hazırlanmış olması değildir.
Asıl mesele, fezlekede yer aldığı aktarılan iddiaların birbirinden bağımsız birkaç olaydan mı ibaret olduğu, yoksa savcılığın ileri sürdüğü gibi “zincirleme” bir para ve nüfuz ilişkisini mi ortaya koyduğudur.
Adaylık…
Belediye ihalesi…
Seçim kampanyası…
Belediye meclis üyeleri…
Danışman hesabı…
Banka transferleri…
HTS kayıtları…
MASAK raporları…
Tanık ifadeleri…
Bütün bu başlıkların aynı dosyada buluşması, kamuoyunun dikkatle izlemesi gereken bir tablo ortaya çıkarıyor.
ŞİMDİ HESAP VERME ZAMANI DEĞİL, GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARMA ZAMANI
Bir kez daha altını çizelim:
Fezleke mahkûmiyet değildir.
Özgür Özel de Veli Ağbaba da yargı kararı kesinleşmeden suçlu ilan edilemez.
Ancak aynı şekilde, bu kadar ağır iddialar içeren bir fezleke de siyasi polemik denilerek geçiştirilemez.
Şimdi yapılması gereken bellidir:
Belgeler ortaya konulmalı, para trafiği incelenmeli, tanıkların ifadeleri araştırılmalı ve varsa suçun failleri kim olursa olsun yargı önünde hesap vermelidir.
Eğer iddialar doğru değilse, Özgür Özel ve Veli Ağbaba’nın hukuk önünde aklanmasının da yolu açıktır.
Fakat iddialar doğruysa, o zaman mesele yalnızca iki siyasetçinin meselesi olmaktan çıkar.
O zaman Türkiye siyasetinin yıllardır tartıştığı rant, adaylık pazarlığı, belediye ihaleleri ve siyasi nüfuz ilişkilerinin çok daha derin bir biçimde sorgulanması gerekir.
Ve belki de bu fezlekenin kamuoyu açısından en önemli sorusu şudur:
SİYASET Mİ PARAYI YÖNETİYOR, PARA MI SİYASETİ?
İşte asıl cevaplanması gereken soru budur.






