– Yeni Parti ilk sınavında sınıfta kaldı
Daha dün bir, bugün iki…
Büyük umutlarla kurulan Yeni Parti, daha ilk ciddi siyasi sınavında yaşadığı görüş ayrılığıyla gündeme geldi.
TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, partinin kendi siyasi iradesini ortaya koyup koyamayacağını da test etti.
Meclis’te görüşmeler başlarken birçok parti tutumunu net biçimde ortaya koyarken, Yeni Parti’nin ne yapacağı uzun süre belirsiz kaldı.
Gazetecilerin sorularına parti yöneticileri tarafından net bir yanıt verilmedi. “Genel Başkan açıklama yapacak” denilerek konu geçiştirildi.
İmamoğlu cephesinden gelen mesaj
Tam da Meclis’te görüşmelerin başladığı sırada Dilek İmamoğlu’nun sosyal medya hesabından yaptığı “#YüzümüzüMilleteDönelim” paylaşımı dikkat çekti.
Paylaşım, siyasi kulislerde Ekrem İmamoğlu’nun yasaya ilişkin tutumu olarak değerlendirildi.
Böylece Yeni Parti içerisindeki tartışmanın yalnızca yasa teklifinin içeriğiyle ilgili olmadığı, parti içerisinde farklı siyasi merkezlerin etkisinin de bulunduğu yorumları yapılmaya başlandı.
Özgür Özel’den “serbest oy” açıklaması
Yeni Parti yönetimi daha sonra kapalı grup toplantısı gerçekleştirdi.
Toplantıda milletvekilleri arasında farklı görüşlerin bulunduğu ortaya çıktı.
Genel Başkan Özgür Özel ise kendisinin ve yönetici arkadaşlarının yasaya “evet” diyeceğini, milletvekillerinin ise serbest bırakılacağını açıkladı.
Bu karar, parti içerisindeki görüş ayrılığını daha da görünür hale getirdi.
Çünkü bir siyasi partinin önemli bir yasa karşısında ortak bir siyasi tutum belirleyememesi, kamuoyunda “parti politikası nerede başlıyor, kişisel tercihler nerede bitiyor?” sorusunu gündeme getirdi.
“Çoğulculuk ve demokrasi” açıklaması tartışma yarattı
Milletvekilleri adına yapılan açıklamada ise yaşanan farklılığın “çoğulculuk” ve “demokrasi” çerçevesinde değerlendirilmesi dikkat çekti.
Ancak parti içi demokrasi ile milletvekillerinin tamamen kendi tercihlerine göre hareket etmesi aynı şey değil.
Demokratik bir siyasi partide farklı görüşlerin dile getirilmesi son derece doğaldır. İl ve ilçe örgütleri, genel merkez yöneticileri ve milletvekilleri konu hakkında görüşlerini ortaya koyar, istişare edilir ve ortak bir karar oluşturulur.
Sonrasında ise parti grubu, demokratik yöntemlerle alınan karara göre hareket eder.
Çoğulculuk, herkesin farklı bir siyasi tutum alması değil; farklı görüşlerin özgürce tartışılmasının ardından ortak bir irade oluşturulmasıdır.
Bu nedenle Yeni Parti’de yaşananların yalnızca “demokrasi” ve “çoğulculuk” kavramlarıyla açıklanması yeterli değildir.
Asıl ayrışma nerede?
Yeni Parti’nin ilk ciddi sınavında ortaya çıkan tablo, partinin henüz kendi siyasi kimliğini tam olarak oluşturamadığı eleştirilerini beraberinde getirdi.
Bir tarafta Ekrem İmamoğlu’nun siyasi çizgisine yakın duranlar, diğer tarafta Özgür Özel’in tutumunu esas alanlar olduğu yönündeki değerlendirmeler parti kulislerinin temel gündemlerinden biri haline geldi.
Bu tablo, yeni kurulan bir parti açısından ciddi bir siyasi sorun olarak değerlendiriliyor.
Çünkü kamuoyunun beklentisi, yeni bir siyasi yapının başka siyasi aktörlerin geleceği üzerinden değil, Türkiye’nin sorunları ve kendi programı üzerinden politika üretmesi.
“Partinin kendi iradesi olmalı”
Yeni Parti’nin kuruluş sürecinde mevcut siyasete yönelik tepki önemli bir motivasyon oluşturmuştu.
Partiye umut bağlayanların beklentisi; daha demokratik, daha katılımcı ve daha ilkeli bir siyaset anlayışının ortaya konulmasıydı.
Ancak ilk önemli konuda yaşanan görüş ayrılığı, bu beklentileri yeniden tartışmaya açtı.
Yeni Parti’nin bundan sonraki süreçte karşı karşıya olduğu temel soru şu:
Kendi siyasi programını ve ortak iradesini oluşturabilen bağımsız bir siyasi parti mi olacak, yoksa farklı siyasi aktörlerin etkisinde şekillenen bir yapı olarak mı yoluna devam edecek?
İlk sınavın ortaya çıkardığı görüntü ise parti açısından ciddi bir uyarı niteliğinde.
Büyük umutlarla kurulan Yeni Parti, daha ilk ciddi sınavında Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel ekseninde yaşanan görüş ayrılıklarını aşamadı.
Partinin bundan sonraki süreçte bu ayrışmayı nasıl yöneteceği ve gerçek anlamda ortak bir siyasi irade oluşturup oluşturamayacağı merak konusu.






