– Cumhuriyet Halk Partisi Parti Sözcüsü Müslim Sarı, CHP Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen Merkez Yönetim Kurulu toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin ekonomi gündeminden dış politikaya, “Çerçeve Yasa”dan CHP’nin kongre hazırlıklarına kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.
Sarı’nın açıklamalarında ekonomi başlığı öne çıkarken, özellikle üretim yapan şirketlerin döviz yükümlülükleri konusunda hükümete önemli bir uyarı geldi.
Reel sektörün döviz açığı 204 milyar dolara çıktı
CHP Sözcüsü Sarı, reel sektörün döviz pozisyon açığının son yıllarda ciddi biçimde büyüdüğünü belirterek, 2023 yılında yaklaşık 70 milyar dolar seviyesinde bulunan açığın son verilere göre 204 milyar dolara ulaştığını söyledi.
Sarı’ya göre bu tablo, üretim ve istihdam sağlayan şirketlerin kur hareketlerine karşı daha kırılgan hale geldiğini gösteriyor.
Döviz varlıkları ile döviz yükümlülükleri arasındaki farkın büyümesinin şirketler açısından ciddi bir kur riski oluşturduğunu ifade eden Sarı, Türk lirasının değer kaybetmesi halinde döviz borcu bulunan firmaların yükünün daha da ağırlaşacağı uyarısında bulundu.
CHP Sözcüsü, hükümetin reel sektörün döviz pozisyonlarını daha yakından izlemesi, gözetim ve denetim mekanizmalarını güçlendirmesi ve şirketlerin döviz varlıklarıyla yükümlülükleri arasındaki dengenin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Sarı, gerekli önlemlerin alınmaması halinde şirket iflaslarının artabileceğini, bunun da bankacılık sisteminde sorunlu kredilerin büyümesine yol açabileceğini söyledi.
“Enflasyon yüzde 20 olurdu” açıklamasına sert tepki
Ekonomi politikalarına ilişkin eleştirilerini sürdüren Sarı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in savaş koşulları olmasaydı Türkiye’de enflasyonun yüzde 20 seviyesinde olacağı yönündeki değerlendirmesine de tepki gösterdi.
Sarı, Türkiye’nin yüksek enflasyon sorununu yalnızca bölgesel savaş ve enerji fiyatları üzerinden açıklamanın doğru olmadığını savundu. Ekonomi yönetiminin uyguladığı politikaların sonuçlarının bütünlüklü biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Sarı, mevcut ekonomik tablonun sorumluluğunun dış gelişmelere indirgenemeyeceğini ifade etti.
CHP Sözcüsü, özellikle gelir kaybı yaşayan yurttaşlar, küçük esnaf ve üretici işletmeler açısından ekonomik sıkışmanın giderek derinleştiğini dile getirdi.
“Borç yapılandırması tek başına çözüm değil”
Gazetecilerin küçük esnafın borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin sorusunu da yanıtlayan Sarı, yapılandırmaların kısa vadede rahatlama sağlayabileceğini ancak ekonomik sorunları kalıcı olarak çözmeyeceğini söyledi.
Sarı’ya göre kredi kanallarına erişim, pazar olanaklarının genişletilmesi, istihdamın desteklenmesi ve gelir dağılımındaki bozulmanın giderilmesi gibi başlıkları kapsayan daha bütünlüklü bir ekonomik modele ihtiyaç bulunuyor.
Sarı, yurttaşların gelirleri enflasyon karşısında erirken krediye daha fazla başvurmak zorunda kaldığını, bunun da zaman içerisinde borç sarmalını büyüttüğünü belirtti.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması için “fırsat ve risk” değerlendirmesi
CHP MYK’sında dış politika başlığının da kapsamlı biçimde ele alındığını açıklayan Sarı, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin CHP’nin yaklaşımını anlattı.
Anlaşmanın Türkiye’nin savunma sanayisi, ihracat kapasitesi ve bölgesel enerji güvenliği açısından bazı fırsatlar barındırdığını belirten Sarı, bunun yanında ciddi risklerin de bulunduğunu söyledi.
Türkiye’nin kendi tarafı olmadığı bölgesel çatışmaların içine çekilmemesi gerektiğini vurgulayan Sarı, anlaşmanın hangi koşullarda ve hangi tehditlere karşı işletileceğinin açık biçimde ortaya konulmasının önemine dikkat çekti.
CHP Sözcüsü, Türkiye’nin başka ülkelerin güvenlik yükünü üstlenen bir konuma sürüklenmemesi gerektiğini belirterek, anlaşmanın TBMM’de kamuoyunun bilgisi dahilinde tartışılmasını istediklerini açıkladı.
“Çerçeve Yasa güzel bir başlangıç ama son değil”
Toplantının önemli başlıklarından biri de kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak tartışılan düzenleme oldu.
Müslim Sarı, CHP’nin Türkiye’nin milli birlik, beraberlik ve kardeşliği açısından sürecin başarıya ulaşmasını istediğini belirtti. CHP’nin uzun yıllardır söz konusu sorunun çözümüne yönelik yaklaşımlar geliştirdiğini ifade eden Sarı, partiler üstü bir devlet ve memleket meselesi olarak gördükleri konuda çözümden yana olduklarını söyledi.
Ancak yasanın kabul edilmesinin sürecin tamamen sona erdiği anlamına gelmediğini vurgulayan Sarı, yasanın uygulanmasının belirli şartlara bağlı olduğunu hatırlattı.
CHP’nin yasama sürecinde olduğu gibi bundan sonraki aşamaları da yakından izleyeceğini belirten Sarı, düzenlemeyi “güzel bir başlangıç” olarak nitelendirdi ancak bunun bir son olmadığının altını çizdi.
Sarı, sürecin yalnızca terörle mücadele ekseninde değil; ekonomik, sosyal, kültürel ve demokratikleşme boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini savundu.
CHP’de kongre hazırlıkları hızlandı
Müslim Sarı’nın açıklamalarındaki bir diğer önemli başlık CHP’nin örgütsel yapılanması ve yaklaşan kongre süreci oldu.
Partideki hukuki ve siyasi gelişmelerin ardından örgütlerin kongrelere hazırlanması amacıyla il ve ilçe düzeyinde yapılan atamaların son aşamaya geldiğini belirten Sarı, beş ilde yeni görevlendirme yapıldığını, üç il için ise ilgili birimlere yetki verildiğini açıkladı.
Bolu, Gümüşhane, Hatay, Sakarya ve Tokat’ta yeni il yönetimlerine yönelik atamaların gerçekleştirildiğini belirten Sarı, böylece il örgütlerindeki düzenlemelerin büyük ölçüde tamamlandığını söyledi.
İlçelerdeki çalışmaların da ağustos ayının sonuna kadar tamamlanmasının planlandığını belirten CHP Sözcüsü, kongre takviminin ise kuvvetle muhtemel eylül ayının başında açıklanacağını duyurdu.
İstanbul’da ilçe örgütleri için son aşama
CHP’nin İstanbul’daki örgütsel yapılanmasına da değinen Sarı, çok sayıda ilçede ilçe başkanlarının belirlendiğini, kalan ilçeler için de ilgili birimlere yetki verildiğini açıkladı.
Sarı, önümüzdeki günlerde İstanbul’daki ilçe yapılanmasının tamamlanmasının ardından partinin örgütsel düzeyde kongrelere hazır hale geleceğini söyledi.
CHP Sözcüsü, partinin önceliğinin yaşanan hukuki ve siyasi cendereden çıkmak, örgütü kongre sürecine taşımak ve parti üyelerinin iradesini yeniden güçlü biçimde ortaya koyabileceği bir mekanizma oluşturmak olduğunu ifade etti.
SOLMEDYA DEĞERLENDİRMESİ
Müslim Sarı’nın açıklamaları, CHP’nin aynı anda üç ayrı cephede mücadele yürüttüğünü ortaya koyuyor: Ekonomik kriz karşısında hükümete yönelik eleştiriler, Türkiye’nin dış politikada alacağı pozisyon ve partinin kendi örgütsel geleceğini yeniden kurma çabası.
Özellikle reel sektörün döviz pozisyon açığındaki yükseliş, yalnızca şirket bilançolarını ilgilendiren teknik bir veri olarak görülmemeli. Üretim yapan şirketlerin kur riskinin büyümesi; istihdam, kredi sistemi, banka bilançoları ve dolayısıyla doğrudan yurttaşın ekonomik yaşamı açısından da önemli sonuçlar doğurabilir.
Öte yandan CHP’nin “Çerçeve Yasa”ya yaklaşımında dikkat çeken nokta, düzenlemeyi nihai çözüm olarak değil, daha geniş bir demokratikleşme ve toplumsal barış sürecinin başlangıcı olarak değerlendirmesi.
Ancak bu tür tarihsel öneme sahip süreçlerin başarıya ulaşabilmesi için yalnızca siyasi partilerin değil, TBMM’nin, toplumun farklı kesimlerinin ve ilgili tüm kurumların şeffaf ve demokratik bir zeminde sürece dahil olması gerekiyor.
CHP açısından önümüzdeki dönemin bir başka belirleyici başlığı ise kongreler olacak. Eylül ayında açıklanması beklenen kongre takvimi, yalnızca örgütsel bir yenilenme değil, partinin yaşadığı siyasi ve hukuki krizlerin ardından üyelerin iradesinin yeniden ortaya çıkacağı önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor.
EDİTÖR NOTU
Türkiye ekonomisinin üretim, istihdam ve finansman ayağında ciddi sorunların biriktiği bir dönemde, reel sektörün döviz pozisyon açığının büyümesi üzerinde özellikle durulması gereken bir başlıktır.
Üretim yapan işletmelerin kur riskinin artması, yalnızca şirket sahiplerini değil; çalışanları, tedarikçileri, bankaları ve ekonomik sistemin tamamını etkileyebilecek sonuçlar yaratabilir. Bu nedenle ekonomi yönetiminin yalnızca enflasyon oranına değil, şirketlerin borçluluk yapısına, krediye erişimine, üretim kapasitesine ve istihdam gücüne de odaklanması gerekiyor.
Dış politika açısından ise Türkiye’nin bölgesel güvenlik anlaşmalarında kendi ulusal çıkarlarını koruması ve başka ülkelerin çatışmalarına taraf olabilecek riskleri dikkatle değerlendirmesi önem taşıyor. Güvenlik iş birlikleri kadar, bu iş birliklerinin Türkiye’ye yükleyebileceği sorumlulukların da kamuoyunda açık biçimde tartışılması gerekiyor.
“Çerçeve Yasa” konusunda ise SOLMEDYA’nın temel yaklaşımı nettir: Türkiye’nin yıllardır çözülemeyen sorunlarının kalıcı biçimde aşılması, yalnızca güvenlik politikalarıyla değil; hukuk, demokrasi, ekonomik kalkınma, toplumsal eşitlik ve Meclis iradesinin güçlendirilmesiyle mümkündür.
CHP açısından önümüzdeki en önemli sınavlardan biri de kongre süreci olacaktır. Partinin örgütlerinin yeniden yapılandırılması ve üyelerin iradesinin sandığa yansıması, CHP’nin gelecekteki siyasi yöneliminin belirlenmesi açısından kritik bir aşama olacaktır.
Türkiye’nin ihtiyacı günü kurtaran geçici çözümler değil; ekonomiden demokrasiye, dış politikadan toplumsal barışa kadar bütün alanlarda uzun vadeli, şeffaf ve halkın çıkarlarını merkeze alan politikalar üretmektir.






