1. Haberler
  2. Dünya
  3. Dünya basınında ortak tespit: Türkiye, Yemen savaşına çekiliyor

Dünya basınında ortak tespit: Türkiye, Yemen savaşına çekiliyor

Financial Times’tan Guardian’a, Al Jazeera’den Indian Express’e kadar farklı ülkelerden yayınlar aynı ihtimali tartışmaya başladı: Türkiye, Yemen’de Husilere karşı savaşa girecek

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

– Mekke Savunma Anlaşması’nın ilk sınavı Yemen’de olacak. Uluslararası basında artık aynı soru soruluyor: Husiler Suudi Arabistan’ı vurdukça Türkiye ne yapacak? Ve 9 Ağustos sabahı ilk saldırı haberi ajanslara düştü. Husi güçleri Suudi Arabistan’ın Jazan’daki Aramco rafinerisini vurduklarını açıkladılar.

7 Ağustos’ta Mekke’de imzalanan Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan Ortak Savunma Anlaşması, ilk bakışta bölgede yeni bir güvenlik mimarisi kurma girişimi olarak sunuldu. Fakat anlaşmanın imzalandığı coğrafya kadar imzalandığı zamanlama da önemli. Suudi Arabistan ile Yemen’deki Husiler arasındaki savaş yeniden alevleniyor. Husiler uzun bir süredir Suudi petrol tesislerini, tankerlerini ve sınır bölgelerini hedef alıyor. Suudi Arabistan’ın ise Yemen’de denizden ve muhtemelen karadan büyük bir harekâta hazırlandığı bildiriliyor. Mekke’de imzalanan anlaşma tam bu cepheleşmenin ortasında Türkiye’yi Suudi Arabistan’ın kolektif savunma ortağı yaptı.

Artık mesele teorik değil.

Anlaşmanın imzalanmasından yalnızca iki gün sonra, 9 Ağustos’ta Husiler Suudi Aramco’nun Jazan rafinerisine İHA saldırısı düzenlediklerini açıkladılar. Tesiste çıkan yangın söndürüldü; Suudi Enerji Bakanlığı yangının nedenini doğrulamadı. Ancak saldırının sorumluluğunu Husilerin üstlenmesi bile Mekke Anlaşması’nın önüne ilk somut soruyu koydu:

Suudi Arabistan’a yönelik bir Husi saldırısı Türkiye’ye yapılmış saldırı sayılacak mı?

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın kamuoyuna açıklanan en önemli hükmü son derece açık:

“Üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırı, üç ülkeye birden yapılmış saldırı olarak değerlendirilecek.”

Dışişlfineri Bakanı Hakan Fidan da 8 Ağustos’ta mekanizmanın teknik açıdan NATO’nun 5. maddesiyle aynı olduğunu söyledi. Ancak önemli bir ayrıntıyı da ekledi: “Saldırı durumunda verilecek desteğin niteliği ve kapsamı tarafların yapacağı istişarelerle belirlenecek.” Dolayısıyla anlaşma Türk askerinin otomatik olarak Yemen’e gönderileceğini söylemiyor.

Fakat anlaşmanın yarattığı stratejik durum bundan daha önemli.

Türkiye artık Suudi Arabistan’ın güvenliğini kendi güvenliğiyle ilişkilendiren resmî bir savunma düzenlemesinin tarafı.

Ve bugün Suudi Arabistan’a fiilen saldıran güçlerin başında Yemen’deki Husiler geliyor.

FINANCIAL TIMES: TÜRKİYE’NİN HUSİ HAREKATINA KATILMASI BEKLENEBİLİR

Uluslararası basında meseleyi en açık biçimde ortaya koyan yayınlardan biri Financial Times oldu.

FT, Türkiye’nin anlaşmaya katılımını yalnızca genel bir bölgesel güvenlik hamlesi olarak değerlendirmiyor. Haberde, Türkiye’nin özellikle Deniz Kuvvetleri kapasitesinin yeni düzenlemeye önemli bir katkı sağladığına dikkat çekiliyor. Pakt, Suudi Arabistan’ın Husilerle yeniden tırmanan çatışması ve Kızıldeniz güvenliği bağlamına yerleştiriliyor.

Bu bağlantı son derece önemli. Çünkü Suudi Arabistan’ın karşı karşıya olduğu problem artık yalnızca ülkesinin güney sınırından atılan füzeler değildir. Husiler temmuz ayında Suudi gemilerine yönelik deniz ablukası ilan etti. Suudi petrolü taşıyan tankerler Kızıldeniz’de rota değiştirmeye başladı. 5 Ağustos’ta Husiler Yanbu açıklarında ve Aden Körfezi’nde iki Suudi petrol tankerine füze saldırısı düzenlediklerini açıkladılar.

Tam da bu nedenle Türkiye’nin güçlü donanması Riyad açısından değer kazanıyor.

FT, haberinde, ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir’in temmuz ayında Ankara’daki görüşmelerinde Husilerin Suudi Arabistan’a ve Kızıldeniz taşımacılığına yönelik saldırılarına karşı ortak hareket etmeyi görüştüklerini aktarıyor.

Bu açıdan bakıldığında Mekke Anlaşması’nın Yemen cephesindeki muhtemel sonucu yalnız Türk askerinin Yemen toprağına ayak basması değildir.

Türk savaş gemilerinin Suudi tankerlerini koruması, Kızıldeniz’de devriye görevi üstlenmesi, Suudi hava savunmasının Türk sistemleriyle desteklenmesi, istihbarat paylaşılması veya lojistik destek verilmesi de Türkiye’nin savaşın tarafı haline gelmesinin farklı biçimleri olabilir.

GUARDIAN: PAKTIN İLK SINAVI YEMEN OLABİLİR

The Guardian daha da açık bir çerçeve çizdi: Yeni savunma paktının ilk sınavının Yemen’de ortaya çıkabileceğini yazdı.

Gazetenin değerlendirmesinin arkasında önemli bir gelişme bulunuyor. Suudi Arabistan’ın Husilere karşı denizden ve muhtemelen karadan büyük bir askerî harekât hazırlığında olduğu bildiriliyor. Amaçlardan biri Husilerin Kızıldeniz’deki Suudi petrol taşımacılığı üzerindeki baskısını kırmak.

Haberde Eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin danışmanlarından Hesameddin Aşena’nın değerlendirmesine yer veriliyor. Aşena’ya göre anlaşmanın doğrudan sonuçlarından biri; “Suudi Arabistan saldırıya uğradığı takdirde Türkiye ve Pakistan’ın çatışmaya girme ihtimalinin artmasıdır.”

AL JAZEERA: HUSİLER SUUDİ ARABİSTAN’I VURURSA TÜRKİYE SAVAŞA GİRER Mİ?

Al Jazeera de anlaşmanın en önemli bilinmezlerinden birini doğrudan Yemen üzerinden ortaya koydu.

Analizde sorulan soru basit: “Husiler Yemen’den Suudi Arabistan’a saldırırsa, bu Türkiye’yi savaşa sokar mı?”

Eski ABD deniz subayı ve Killowen Group Başkanı Harlan Ullman şöyle soruyor:

“Husilerin Yemen’den Suudi Arabistan’a saldırdığını varsayalım. Bu Türkiye’yi savaşa sokar mı? Pakistan’ı savaşa sokar mı?”

Yanıtı: “Bunu henüz bilmiyoruz.”

Gerçekten de bugün bu sorunun kesin cevabı yok. Çünkü anlaşmanın kamuoyuna açıklanan bölümü kolektif savunma ilkesini ortaya koyarken, hangi saldırının hangi askerî karşılığı doğuracağını ayrıntılı biçimde açıklamıyor.

Ancak tam da bu belirsizlik Türkiye açısından başlı başına bir sorun.

Türkiye, sınırlarının yüzlerce kilometre uzağındaki bir savaşta hangi koşullarda askerî yükümlülük altına gireceği önceden belirlenmeden yeni bir kolektif savunma düzenlemesine dahil olmuş durumda.

INDIAN EXPRESS: TÜRK BOMBALARININ YEMEN’E DÜŞMESİ İHTİMALİ DIŞLANAMAZ

Hindistan’ın önde gelen gazetelerinden The Indian Express ise meseleyi çok daha çarpıcı bir ifadeyle ortaya koydu.

Gazete, savunma anlaşmasının her saldırıda otomatik askerî müdahale anlamına gelmediğini hatırlatıyor. Fakat mevcut belirsizliğin Türk bombalarının Yemen’e düşmesi ihtimalini dışlamadığını belirtiyor.

Bu tespit önemlidir.

Çünkü Türkiye’nin Yemen savaşına çekilmesi artık yalnız Türkiye içinde dile getirilen siyasi bir kaygı değildir.

Financial Times’tan Guardian’a, Al Jazeera’den Indian Express’e kadar farklı ülkelerden yayınlar aynı ihtimali tartışmaya başlamıştır.

YEMEN’DE SULAR ISINIYOR: PAKTIN İLK SINAVI BAŞLIYOR

Suudi-Husi cephesinde yaşanan gelişmelere bakıldığında bu tartışmaların neden ortaya çıktığı daha iyi anlaşılıyor.

Temmuz sonunda Husiler Jazan ve Yanbu’daki Suudi petrol tesislerini hedef aldı. Suudi destekli güçler buna Yemen’deki Husi hedeflerine saldırarak karşılık verdi. Reuters, 2022’den beri büyük ölçüde donmuş olan çatışmanın yeniden savaşa dönüşmekte olduğunu yazdı.

  • 5 Ağustos’ta Suudi petrol tankerleri hedef alındı.
  • 6 Ağustos’ta Reuters, Riyad’ın kuzeyden İran bağlantılı Iraklı gruplardan, güneyden ise Husilerden yakın saldırılar beklediğini bildirdi.
  • 7 Ağustos’ta Mekke Savunma Anlaşması imzalandı.
  • 9 Ağustos’ta Husiler Jazan’daki Aramco rafinerisini vurduklarını açıkladılar.

Bu tarihleri yan yana koyduğumuz zaman yeni anlaşmanın Yemen savaşından bağımsız değerlendirilemeyeceği görülüyor.

Türkiye artık Suudi Arabistan’ın uğradığı saldırıyı kendisine yapılmış saldırı sayan bir savunma düzenlemesinin tarafıdır.

Suudi Arabistan’ın bugün karşı karşıya olduğu aktif askerî tehditlerden biri Husilerdir.

Suudi Arabistan Yemen’de yeni bir harekâta hazırlanıyor.

Husiler Suudi topraklarını, tankerlerini ve petrol tesislerini vurmaya devam ediyor.

Ve dünyanın önde gelen yayınları yeni paktın ilk gerçek sınavının Yemen olabileceğini tartışıyor.

Bu durumda ortaya çıkabilecek zincir çok açık:

  • Husiler Suudi topraklarını ve petrol tesislerini vurur. (gerçekleşti)
  • Suudi Arabistan Yemen’e harekât başlatır. (gündemde)
  • Mekke Anlaşması’nın kolektif savunma hükmü gündeme gelir.
  • Türkiye’den askerî yardım istenir.

Türkiye ilk etapta kara harekatına doğrudan yardım göndermez ancak “Kızıldeniz’in güvenliğine katkı ve deniz korsanlığıyla mücadele” amacıyla deniz devriyelerine aktif katılım sağlar ve çatışmanın bir tarafı haline gelir.

Dünya basınında ortak tespit: Türkiye, Yemen savaşına çekiliyor
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!