1. Haberler
  2. Gündem
  3. Çeneleri Çürüyen Kibritçi Kızlar: Bir Avuç Genç İşçi Dünyayı Değiştirdi

Çeneleri Çürüyen Kibritçi Kızlar: Bir Avuç Genç İşçi Dünyayı Değiştirdi

1900'lerin başında Londra'nın Doğu Yakası'ndaki Bow semtinde bulunan Bryant & May kibrit fabrikasında çalışan genç kadınlar, düşük ücretler, uzun çalışma saatleri, ağır para cezaları ve beyaz fosforun yol açtığı ölümcül hastalıkla mücadele etti. “Phossy jaw” olarak bilinen fosfor çene hastalığı, işçilerin çene kemiklerinin çürümesine ve ağır sağlık sorunlarına yol açıyordu. 1888'de yaklaşık 1.400 kadın ve kız işçinin greve çıkması, İngiltere işçi hareketinin tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu.

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

1903 LONDRA’SINDAN BUGÜNE UZANAN İBRETLİK HİKÂYE

LONDRA – 1903…

Fotoğraftaki genç kadınların yüzlerine dikkatle bakın.

Onlar, Londra’nın Doğu Yakası’ndaki Bow semtinde bulunan Bryant & May kibrit fabrikasının işçileriydi.

Yaşları henüz gençti. Aralarında 14 yaşında olanlar bile vardı.

Fakat çalıştıkları fabrikanın havasında yalnızca kibrit kokusu yoktu. Beyaz fosforun zehirli buharı, genç işçilerin hayatını ve bedenlerini yavaş yavaş yok ediyordu.

Bu hastalığın adı daha sonra korkunç bir şekilde anılacaktı:

“Phossy jaw” – fosfor çenesi.

Beyaz fosfora uzun süre maruz kalan işçilerde diş ve diş eti sorunları başlıyor, ardından çene kemiğinde nekroz meydana geliyordu. Hastalık ilerlediğinde yüz ve çene bölgesinde ağır tahribat oluşabiliyor, bazı vakalar ölümle sonuçlanıyordu.

KÂR UĞRUNA İNSAN SAĞLIĞI

Kibrit üretiminde kullanılan beyaz fosfor, dönemin işçileri açısından ciddi bir sağlık tehdidiydi.

Üstelik sorun bilinmiyor değildi.

Bryant & May fabrikasında çalışan işçiler uzun saatler boyunca düşük ücretlerle çalışıyor, küçük ihlaller nedeniyle ücretlerinden kesinti yapılabiliyordu. Konuşmak gibi davranışların dahi para cezasına konu olduğu kayıtlarla belgelenmiş durumda.

1898’de İngiliz makamlarının kayıtlarına göre Bryant & May çalışanları arasında fosfor zehirlenmesi vakaları bulunuyordu. Aynı yıl şirket, fosfor zehirlenmesi vakalarını bildirmemekle ilgili davada para cezasına çarptırıldı.

Yani mesele yalnızca kötü çalışma koşulları değildi.

İşçilerin sağlığı ile üretim maliyeti arasında tercih yapılıyordu.

1888: KİBRİTÇİ KIZLARIN İSYANI

Bu ağır koşulların karşısında genç kadın işçiler sessiz kalmadı.

1888 yılında Bryant & May fabrikasında çalışan yaklaşık 1.400 kadın ve kız işçi iş bıraktı.

Grevin arkasında yalnızca ücret meselesi yoktu. İşçiler ağır çalışma koşullarına, keyfi para cezalarına ve işyerindeki adaletsizliklere karşı çıkıyordu.

Grevin öne çıkan isimlerinden biri Sarah Chapman‘dı.

Chapman ve arkadaşları, dönemin sosyal reformcularından Annie Besant’ın desteğiyle kamuoyunun dikkatini fabrikadaki koşullara çekti. Grev sonunda işten çıkarılan işçilerin geri alınması ve para cezası sisteminin kaldırılması gibi önemli kazanımlar elde edildi.

BİR GREVDEN DAHA FAZLASIYDI

1888 Kibritçi Kızlar Grevi, yalnızca Bryant & May fabrikasındaki çalışma koşullarını değiştiren bir eylem olarak kalmadı.

İngiltere’de “Yeni Sendikacılık” olarak adlandırılan işçi hareketinin gelişmesinde önemli bir dönüm noktası oldu.

Geleneksel olarak örgütlenmesi daha zor görülen düşük ücretli ve “vasıfsız” işçilerin de örgütlenebileceğini ve grev yoluyla sonuç alabileceğini gösterdi.

Genç kadın işçiler böylece yalnızca kendi hakları için değil, kendilerinden sonra gelecek işçiler için de mücadele etmiş oldular.

BEYAZ FOSFORUN SONU

1888 grevinden sonra beyaz fosforun kullanımı hemen sona ermedi.

İngiliz hükümeti çeşitli düzenlemeler getirdi; fabrikalarda havalandırma, sağlık denetimleri ve fosfor zehirlenmesi vakalarının bildirilmesi gibi kurallar uygulanmaya başlandı. Ancak beyaz fosfor kullanımının tamamen sona ermesi zaman aldı.

Bryant & May, 1901 yılında beyaz fosfor kullanımını bırakacağını açıkladı.

Britanya’da beyaz fosforlu kibritlerin yasaklanmasına ilişkin yasa ise 1908’de kabul edildi ve uygulama için geçiş süresi öngörüldü.

FOTOĞRAFIN ÖTESİNDE BİR HİKÂYE

Bugün 1903 tarihli bir fotoğrafa baktığımızda yalnızca genç kadınların yüzlerini görmüyoruz.

O yüzlerde;

yoksulluğu,

uzun çalışma saatlerini,

işçi sağlığının hiçe sayılmasını,

kadın emeğinin sömürülmesini

ve en önemlisi örgütlü mücadelenin gücünü görüyoruz.

Onlar saraylarda yaşayan güçlü insanlar değildi.

Sermayeleri yoktu.

Siyasi makamları yoktu.

Ama birlikte hareket ettiler.

Ve seslerini duyurdular.

TARİHİN BİZE BIRAKTIĞI DERS

Bugün aradan bir asırdan fazla zaman geçmişken Kibritçi Kızların hikâyesi hâlâ önemini koruyor.

Çünkü bu hikâye bize basit ama güçlü bir gerçeği hatırlatıyor:

İnsan hayatının değeri, üretim maliyetinden daha ucuz değildir.

Ve bazen tarihin yönünü değiştirenler, büyük makamların sahipleri değil; fabrikaların karanlık köşelerinde çalışan, henüz hayatlarının baharındaki genç kadınlardır.

Kibritleri onlar yaptı.

Ama asıl ateşi onlar yaktı.

O ateş, yalnızca kibriti değil;

işçi mücadelesini, sendikal örgütlenmeyi ve insan onurunu savunma iradesini de aydınlattı.

#KibritçiKızlar, #SarahChapman, #BryantAndMay, #Londra, #İşçiSınıfı ,#İşçiMücadelesi ,#Sendika ,#KadınEmeği, #EmekMücadelesi ,#İşçiHakları ,#PhossyJaw ,#FosforÇenesi ,#1888Grevi, #Tarih ,#İnsanOnuru

Çeneleri Çürüyen Kibritçi Kızlar: Bir Avuç Genç İşçi Dünyayı Değiştirdi
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!