– Türkiye’nin eğitim sistemine ilişkin hazırlanan kapsamlı değerlendirmede, mevcut yapının temel sorunlarının yüzeysel düzenlemelerle çözülemeyeceği vurgulandı.
“Pansumanla tedavi edilen kanser” benzetmesinin öne çıktığı değerlendirmede, eğitim sisteminin yalnızca müfredat değişiklikleri veya sembolik düzenlemelerle ayağa kaldırılamayacağı ifade edildi. Eğitim politikalarının pedagojik, felsefi ve yönetsel açıdan yeniden ele alınması gerektiği belirtildi.
Değerlendirmede, Millî Eğitim Bakanlığı ve YÖK başta olmak üzere eğitim yönetimindeki kurumların 21. yüzyılın ihtiyaçlarına karşılık verecek yeni bir eğitim anlayışı geliştiremediği savunuldu. Mevcut sistemin hâlâ ezberci, komutçu ve kalıplayıcı yöntemlerin etkisinde olduğu ileri sürüldü.
“EĞİTİM FELSEFESİZ BIRAKILDI”
Eleştirilerin önemli başlıklarından biri eğitimde felsefe eksikliği oldu.
Metinde, öğrencilerin yalnızca bilgi ezberleyen bireyler olarak değil; sorgulayan, düşünen, eleştiren ve kendi düşünsel dünyasını kurabilen insanlar olarak yetiştirilmesi gerektiği ifade edildi.
Özellikle Türkçe, edebiyat, mantık ve felsefenin eğitim sisteminin temel unsurları haline getirilmesi gerektiği savunuldu. Din eğitiminin de yalnızca ezber ve şekil üzerinden değil, felsefi ve ahlaki bir derinlikle ele alınması gerektiği belirtildi.
İMAM HATİP OKULLARINA DA ELEŞTİRİ
Değerlendirmede İmam Hatip okullarının mevcut durumuna da özel bir bölüm ayrıldı.
Bu okullarda öğrencilerin inanç, ahlak ve düşünce dünyalarındaki sorularına yeterli felsefi ve rasyonel yanıtların verilemediği öne sürülürken, yalnızca diploma ve istihdam odaklı yaklaşımın öğrencileri düşünsel bir boşluğa sürükleyebileceği savunuldu.
“TABELA DEĞİŞİKLİĞİ REFORM DEĞİLDİR”
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli de değerlendirmede eleştirilerin odağında yer aldı.
Müfredat metinlerinde yapılan değişikliklerin eğitim sisteminin temel sorunlarını çözmeye yetmeyeceği belirtilirken, gerçek bir reformun dil, mantık, felsefe, tarih bilinci ve mesleki yeterlilik alanlarında köklü bir dönüşüm gerektirdiği ifade edildi.
LİYAKAT VE FIRSAT EŞİTLİĞİ VURGUSU
Eğitim sistemindeki en önemli sorunlardan birinin de liyakat ve fırsat eşitliği olduğu savunuldu.
Atama ve yükselmelerde torpil, iltimas, parti ve sendika referanslarının belirleyici hale geldiği iddia edilirken, eğitim yönetiminde objektif ve şeffaf kriterlerin esas alınması gerektiği belirtildi.
Ayrıca devlet okulları ile özel okullar arasındaki ekonomik ve fiziksel uçurumun büyüdüğü, eğitim hakkının bütün çocuklar için eşit ve nitelikli biçimde sağlanması gerektiği vurgulandı.
“KUTUPLAŞTIRMA, GERÇEK SORUNLARI GÖLGELEMEMELİ”
Değerlendirmenin siyasi boyutunda ise eğitim alanındaki başarısızlıkların ideolojik ve kültürel polemiklerle örtülmeye çalışıldığı iddiası gündeme getirildi.
Laik ve muhafazakâr kesimler arasındaki gerilimlerin eğitim tartışmalarının önüne geçirilmemesi gerektiği savunulurken, eğitim politikalarının siyasi polemiklerden uzak, bilimsel ve pedagojik ölçütlerle belirlenmesi çağrısı yapıldı.
ÇÖZÜM İÇİN “DÖRT SÜTUN” ÖNERİSİ
Değerlendirmede yalnızca eleştiri getirilmekle kalınmadı; eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması için dört temel başlık önerildi:
- Felsefe:
Ezberden hikmete geçiş, eleştirel düşünme, mantık ve felsefi okumanın eğitim sisteminin omurgasına yerleştirilmesi. - Pedagoji:
Sınav merkezli rekabet anlayışı yerine gelişim zihniyeti, özen etiği, empati ve öğrencinin farklı yeteneklerini ortaya çıkaran bir eğitim modeli. - Yönetim:
Torpil ve kayırmacılığın sona erdirilmesi, liyakat ve fırsat eşitliğinin güvence altına alınması, parasız ve nitelikli kamusal eğitimin güçlendirilmesi. - Teknoloji:
Yapay zekânın öğrencilerin öğrenme süreçlerini kişiselleştiren ve öğretmenin üzerindeki angarya yükünü azaltan bir yardımcı olarak kullanılması; eğitim teknolojileri konusunda bağımsız bir araştırma yapısının oluşturulması.
“GELECEK ÖZGÜR ZİHİNLERİNDİR”
Değerlendirmenin sonunda eğitim makamlarının siyasi polemiklerle korunacak makamlar olmadığı vurgulanarak, eğitim yöneticilerine açık bir çağrı yapıldı.
Eğitimin geleceğinin sloganlardan değil; bilim, pedagojik yaklaşım, vicdan, liyakat ve özgür düşünceden geçtiği ifade edildi.
“Gelecek; onu boş sloganlarla uyuşturanların değil, aklını, vicdanını, dilini ve ahlakını özgürce inşa eden nesillerindir” mesajıyla sona eren değerlendirmede, eğitim sisteminin gerçek bir zihniyet değişimine ihtiyaç duyduğu vurgulandı.






