Atilla YÜCEAK
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KHK’larla Yaşamları Karartılan Yüz Binler: “Bu Bir Toplumsal Kırımdır!”

KHK’larla Yaşamları Karartılan Yüz Binler: “Bu Bir Toplumsal Kırımdır!”

  Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK), yüz binlerce insanın yaşamını bir gecede altüst etti.

Advert
featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

 

 

Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK), yüz binlerce insanın yaşamını bir gecede altüst etti.

 

Hiçbir yargı kararı olmaksızın işlerinden edilen kamu emekçileri ve diğer meslek grupları;

Mesleklerinden, sosyal güvencelerinden, hatta toplumsal hayattan dışlanarak açlığa ve sefalete mahkum edildi.

 

Yaşananlar, insan hakları savunucuları tarafından son yılların en ağır toplumsal kırımlarından biri olarak tanımlanıyor.

 

KHK’lar gerekçe gösterilerek insanlar yalnızca işlerinden edilmedi;

Pasaportlarına el konuldu, çalışma hakları fiilen yok edildi, sosyal ölüme sürüklendiler.

 

Suçun şahsiliği ilkesi yok sayılarak bu uygulamalar çocuklara, hastalara, kadınlara kadar genişletildi. KHK’lılar adeta “çağın vebalısı” ilan edilerek toplumdan tecrit edildi.

 

Öyle ki, baskının ve korkunun derinliği nedeniyle bazı aileler dahi evlatlarından uzak durmak zorunda bırakıldı.

Bu sürece ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulunan gazeteci-aktivist Mahmut Bayraktaroğlu, KHK’lılara neden açıkça taraf olduğunu şu sözlerle ifade etti:

“Ben KHK’larla işlerinden kovulan o insanlara neden taraf oluyorum?

Neden onlardan yana çıkıyorum?”

Bayraktaroğlu, kişisel inançlar ya da siyasal tercihler üzerinden yapılan tartışmaların, yaşanan hukuksuzluğu görünmez kıldığını vurgulayarak şöyle devam etti:

“Onlara kızabilirsiniz, onların inançlarına kızabilirsiniz.

Gönül verdikleri siyasi yapılardan nefret edebilirsiniz.

Ama bir tek şey yapamazsınız:

O insanların başına gelen bu zulmü meşrulaştıramazsınız.”

 

KHK ile ihraç edilenlerin önemli bir bölümünün, Cumhuriyet tarihinin en nitelikli kamu görevlileri olduğunu

Anımsatan Bayraktaroğlu, şunları söyledi:

“O insanlar Cumhuriyet Türkiye’sinin en kaliteli,

en vasıflı,

en iyi eğitim görmüş bürokratlarıydı.

En iyi doktorlarıydı, en iyi hakimleri, savcılarıydı.

İçlerinde kötü niyetli olanlar var mıydı?

Elbette olabilir.”

Ancak hukukun temel ilkelerinin tümüyle askıya alındığını belirten Bayraktaroğlu, sorumluluğun bireylere değil, siyasi iradeye ait olduğunun altını çizdi.

 

“Ellerine, yine devlet tarafından ya da siyasi irade tarafından ‘mutlak doğru’ diye belgeler verildiyse,

o hakimlerin, savcıların yapabileceği hiçbir şey yoktu.

Bunu unutmayalım canlarım.”

 

KHK sürecin de:

AİHM kararlarının uygulanmadığını, ABD emperyalizminin kendi hukuksuz müdahalelerini “yasa” kılıfıyla meşrulaştırma pratiğini birebir andırdığını ifade eden insan hakları savunucuları, bu uygulamaların yalnızca bireyleri değil, hukuk devletini ve toplumsal vicdanı da tahrip ettiğini vurgulamaktadır.

 

Aradan geçen yıllara rağmen KHK’lıların adalet talebi karşılıksız kalırken, yaşanan mağduriyetlerin telafisi için somut bir adım atılmaması eleştirilerin odağında yer almaya devam ediyor.

 

KHK’larla Yaşamları Karartılan Yüz Binler: “Bu Bir Toplumsal Kırımdır!”
+ - 0
Advert

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin