Beyinlerimiz savaşsın isterdim bayım ama görüyorum ki siz silahsızsınız” diyen Kafka’yı saygıyla selamlıyorum!
Ne acıdır ki bugün en büyük yoksunluğumuz silah değil, düşüncedir.
Tartışmanın yerini hakaretin, aklın yerini kör bağlılığın aldığı bir çağdayız.
Hangi etnik kimlikten olursa olsun, hiç fark etmiyor:
Bu toplumda “Lider” kültü, boyna asılmış bir kolye gibi taşınıyor.
Dokunulmaz,
eleştirilemez,
sorgulanamaz…
Liderin etrafında örülen bu kutsallık halesi,
düşünmeyi ayıp,
eleştirmeyi ihanet gibi gösteriyor.
Sanki bir tuğla çekilirse duvar yıkılacakmış korkusu var. Oysa çoğu zaman o duvar, zaten çürük bir alışkanlıktan ibaret.
Daha da acı olan şu ki;
Kült haline getirilen bireylere yönelik biat,
sadece dışsal bir davranış değil,
içselleştirilmiş bir refleks durumuna gelmiş durumda.
Korku ile beslenen bu refleks, gözü kapalı savunmayı erdem sanıyor.
Eğrisi,
doğrusu, yanlışı…
Hiçbiri tartışmaya açılmıyor, açtırılmıyor.
Sorgulamak, düzeni değil, konforu bozar.
İşin tuhaf tarafı, eleştiriye karşı da çoğu zaman siyasal bir yanıt verilmez.
Argüman yoktur,
düşünce yoktur;
Etiket vardır,
yaftalama vardır.
Karşısındakini anlamaya çalışmak yerine onu bir kimliğe sıkıştırmak daha kolaydır.
Düşünceyle mücadele edemeyenler, kişilikle uğraşır.
Sol sosuna bulanmış ama bir türlü sosyalist olamamış kimilerinde ise durum daha da trajikomiktir.
Yaşına başına bakmadan ego öyle bir kabarır ki;
İlke yoktur, tutarlılık yoktur.
Kimlikler dolaşımda, değerler rehin.
Ama ne hikmetse bir türlü insanlıktan nasiplenemezler.
En sonunda da ardında sadece gürültü ve kırık dökük ilişkiler bırakarak göçüp giderler.
Son aylarda bizzat yaşadığım gibi;
Tartışma çağrısı, küfürle; İtiraz, hakaretle,
eleştiri,
belden aşağı vurmalarla karşılık buluyor.
Böyle bir zeminde ne diyalog odası ne de düşünce alışverişi.
Ortada konuşmak isteyen değil,
susturmak isteyen bir refleks vardır.
O yüzden sorun sadece liderler değil;
Sorun,
liderlik putlarına teslim edilmiş zihinlerdir.
Sorun ideoloji değil,
ideolojiyi kalkan yapıp düşünmekten kaçanlardır.
Beyinler savaşsın isterdik.
Ne yazık ki yeni tür feodal burjuvaların fırsatçı temsilcileri ve yandaşlarını çoğu zaman karşımızda sadece slogan taşıyan,
düşüncesiz bir öfke olarak buluyoruz.
İnsan olmadan,
dertle dertlenmeden siyaset de,
mücadele de olmaz.
Ego şişirmekle,
vitrine oynamakla,
“Ben” demekle kitleler yürümez!
İnsan satmayla,
Oportünist sessizlikle iş tutamazsınız.
Kitleler ikna edilir,
örgütlenir,
birlikte güç olunur.
Kendini pazarlayan değil,
halkın derdini omuzlayan yol açar ve yol alır.
Özne olmak;
Afiş olmak değil,
kolektifin parçası olmayı bilmektir.




