Advert
Burhanettin YILMAZ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. CHP’de “sapla samanı karıştırmamak” — Kayyım operasyonları ile 38. Kurultay davasını ayırmak gerekiyor

CHP’de “sapla samanı karıştırmamak” — Kayyım operasyonları ile 38. Kurultay davasını ayırmak gerekiyor

Türkiye siyasetinin son yıllardaki seyrine baktığımızda, bir yandan iktidarın muhalefeti etkisizleştirmek için uyguladığı baskı ve kumpas yöntemlerini; diğer yandan muhalefetin kendi içinde yaşadığı sancıları görüyoruz

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

Türkiye siyasetinin son yıllardaki seyrine baktığımızda, bir yandan iktidarın muhalefeti etkisizleştirmek için uyguladığı baskı ve kumpas yöntemlerini; diğer yandan muhalefetin kendi içinde yaşadığı sancıları görüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), hem dışarıdan gelen saldırılarla hem de içerideki tartışmalarla gündemde. Ancak burada yapılmaması gereken bir şey var: sapla samanı birbirine karıştırmak. Kayyım darbeleri ile kurultay davasını aynı sepete koymak, gerçekleri bulandırmak ve mücadelenin yönünü saptırmaktır.

Kayyım Operasyonları: Halkın İradesine Darbe

30 Ekim 2024 sabahı Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, ani bir operasyonla gözaltına alındı. Ardından belediyeye kayyım atandı. Bu tabloyu ilk kez görmüyorduk, ancak CHP’li belediyelere yönelen saldırının en açık örneklerinden biriydi.

Daha çarpıcı olanı ise 16 Mart 2025’te yaşandı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na dönük operasyon girişimi, “16 Mart darbesi” olarak tarihe geçti. İktidar, İstanbul gibi kritik bir kentte halkın seçtiği belediye başkanını görevden uzaklaştırmaya kalktı. Bu girişim, AKP’nin elinde “gizli tanıklar” ve “uyduruk dosyalar” dışında bir şey olmadığını gösterdi.

Bugün itibarıyla 17 CHP belediyesine kayyım atanmış durumda. Bu, sadece seçilmiş belediye başkanlarını hedef almak değil; doğrudan halkın oyunu, sandığı ve iradesini hiçe saymaktır. Sandıkta kaybeden iktidar, masa başında hukuku eğip bükerek kazanmak istiyor. Kayyım uygulamaları, açık bir siyasal darbedir.

Kurultay Davası: Parti İçi Bir Hesaplaşma

Bambaşka bir düzlemde ise CHP’nin 38. Kurultayı üzerine açılan dava var. Bir delegenin şikâyetiyle başlayan süreç, kısa sürede büyüdü. İl başkanlarının karşılıklı açıklamaları, delegeler arasında dolaşan iddialar, hatta para transferi söylentileri… Parti içi çekişmenin yargıya taşınmasıyla CHP, içten içe tartışmanın içine çekildi.

Kurultay davası, elbette önemlidir. Çünkü bu dava, parti içi demokrasinin nasıl işlediğini, tüzük ve teamüllerin ne kadar gözetildiğini gösterecektir. Ancak ne olursa olsun bu mesele, halkın oyuyla seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınmasıyla aynı kategoride değerlendirilemez. Kayyım operasyonu dışarıdan gelen bir zorbalıktır; kurultay davası ise içerideki işleyişin sonucudur.

Sapla Samanı Karıştırmak Kime Yarar?

Belediyelere yönelik kayyım darbeleriyle kurultay tartışmalarını aynı torbaya koymak, iktidarın işine gelir. Çünkü böylece hem halkın iradesine yönelen saldırılar gölgelenir hem de parti içi tartışmalar bir “kumpas” havasına büründürülerek sağlıklı değerlendirme yapılamaz.

Eğer her şey aynı başlık altında toplanırsa, kayyım darbelerine karşı verilmesi gereken toplumsal tepki zayıflar. Öte yandan kurultay davasının ciddiyetle tartışılması da imkânsız hale gelir. Bu nedenle ayrımı net çizmek gerekir: Kayyım, halkın iradesine darbedir. Kurultay davası, parti içi bir sınavdır.

Kurumsal Kimlik: CHP’yi Ayakta Tutacak Güç

CHP, Cumhuriyet’in kurucu partisidir. Bu kimlik, tek tek kişilerin, geçici yönetimlerin veya hiziplerin üstündedir. Kurultay davasının sonucu ne olursa olsun, esas olan partinin kurumsal kimliğini korumaktır. Sağduyulu partililer bu sorumluluğun bilincindedir.

Bugün ihtiyaç duyulan şey kişisel hesaplaşmalar, hizip kavgası ya da “kim kazanacak” tartışması değil; halkın iradesine yönelen kayyım darbelerine karşı birleşmiş, örgütlü ve kararlı bir duruştur. CHP’nin varlığını ayakta tutacak olan da, bu kararlılıkla sahiplenilen kurumsal kimliğidir.

Sonuç

15 Eylül davasının sonucu ne olursa olsun, önemli olan partinin kurumsal kimliğini ayakta tutmaktır. Sağduyulu partililer, bu sonuca sahiplenerek CHP’nin geleceğini kişilerin değil, kurumun üzerinden inşa edecektir. Kayyım darbelerine karşı direniş de, kurultay tartışmalarını sağlıklı biçimde aşmak da, ancak bu bakış açısıyla mümkündür.

 

 

CHP’de “sapla samanı karıştırmamak” — Kayyım operasyonları ile 38. Kurultay davasını ayırmak gerekiyor
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin