CHP’yi Bu Anlayışla Nasıl Ayağa Kaldıracaksınız?

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Vefa Yoksa Liyakat Nerede, Liyakat Yoksa Örgüt Neye Güvenerek Mücadele Edecek?

featured

Vefa Yoksa Liyakat Nerede, Liyakat Yoksa Örgüt Neye Güvenerek Mücadele Edecek?

Bir siyasi partinin gerçek gücü, yalnızca genel başkanının kürsüdeki konuşmasından, milletvekillerinin Meclis’teki performansından veya seçim dönemlerinde hazırlanan afişlerden ibaret değildir.

Bir partinin gerçek gücü örgütüdür.

Sokakta çalışan, kapı kapı dolaşan, sandık başında sabahlayan, parti için bedel ödeyen, baskıya ve hakarete rağmen görevini sürdüren insanlardır.

İşte tam da bu nedenle CHP yönetimine çok açık bir soru sormak gerekiyor:

Bu parti, yıllarca emek veren, en zor dönemlerinde sorumluluk üstlenen insanlarını dışlayarak nasıl ayağa kalkacak?

Zor zamanda görev yapanlar, kolay zamanda neden unutuluyor?

Gürsel Tekin, Zeki Şen ve Erkan Narsap’ın yaklaşık bir yıl boyunca İstanbul’da son derece ağır ve tartışmalı bir siyasi sürecin içerisinde görev yaptıkları biliniyor.

Bu süreçte yalnızca siyasi eleştirilerle değil, baskılarla, hakaretlerle ve ciddi bir siyasi gerilimle karşı karşıya kaldılar.

Buna rağmen görev yaptılar.

Kaçmadılar.

Sorumluluktan uzaklaşmadılar.

Partinin en zor dönemlerinden birinde üzerlerine düşen görevi yerine getirmeye çalıştılar.

Peki bugün ne oldu?

Görev zamanı geldiğinde hatırlananlar, görev dağıtımı yapılırken neden unutuldu?

İşte CHP tabanının sorması gereken asıl soru budur.

Çünkü siyaset, yalnızca makam dağıtma sanatı değildir.

Siyaset aynı zamanda vefa sanatıdır.

Sayın Kılıçdaroğlu ve PM üyelerine soruyoruz

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Parti Meclisi üyelerine buradan açıkça sormak gerekiyor:

Bir siyasi partide yıllarca emek vermiş, zor dönemlerde sorumluluk almış insanların birikimi ve mücadelesi hangi kriterle bir kenara bırakılıyor?

Hangi ölçü kullanılıyor?

Liyakat mi?

Tecrübe mi?

Örgüt emeği mi?

Başarı mı?

Yoksa kişisel yakınlıklar, siyasi hesaplar ve dar kadro anlayışı mı?

Eğer kriter liyakat ve örgüt emeğiyse, bunun kamuoyuna açıklanması gerekir.

Eğer başka kriterler varsa, onların da açıkça ortaya konulması gerekir.

Çünkü kapalı kapılar ardında alınan kararlarla örgütün geleceği belirlenemez.

Parti içi seçime birkaç ay kala yapılan bu tercih neyin nesidir?

Daha da önemlisi, önümüzde seçimlerin olduğu bir dönemdeyiz.

Bir siyasi partinin yapması gereken bellidir:

Küskünleri kazanmak.

Örgütü güçlendirmek.

Tecrübeli kadroları bir araya getirmek.

Sahada çalışan insanları motive etmek.

Parti tabanına güven vermek.

Fakat siz tam tersine, zor zamanda sorumluluk almış insanları dışarıda bırakan bir görüntü oluşturursanız, bunun adı siyasi yenilenme değil, örgütsel demoralizasyondur.

Seçime aylar kala CHP’nin ihtiyacı yeni kırgınlıklar yaratmak değil, bütün kırgınlıkları ortadan kaldırmaktır.

Partinin ihtiyacı kadroları birbirine düşürmek değil, kadroları ortak bir hedef etrafında birleştirmektir.

Partinin ihtiyacı geçmişin hesabını büyütmek değil, geleceğin hesabını yapmaktır.

Liyakatı savunan parti önce kendi kapısının önüne bakmalı

CHP yıllardır Türkiye’de liyakatten söz ediyor.

Devlette liyakat istiyor.

Adalet istiyor.

Ehliyet istiyor.

Partizanlığın sona ermesini savunuyor.

Peki insanın aklına şu soru geliyor:

Bu ilkeler önce CHP’nin kendi içerisinde uygulanmayacaksa kime anlatılacak?

Liyakat yalnızca iktidara karşı kullanılan bir siyasi söylem değildir.

Liyakat, insanın kendi partisinde de uygulamak zorunda olduğu bir ilkedir.

Bir insanın yıllarca verdiği emek, zor günlerde aldığı sorumluluk, örgüt içerisindeki deneyimi ve siyasi birikimi görmezden geliniyorsa, burada liyakat konusunda ciddi bir soru işareti oluşur.

Ve bu soru işareti büyüdükçe örgütün güveni azalır.

Örgütü küstürürseniz sandıkta başarı beklemeyin

Siyasi partilerde en büyük hata, örgütün gücünü küçümsemektir.

Genel merkezde alınan kararlarla seçim kazanılmaz.

Seçim sahada kazanılır.

Sandıkta kazanılır.

Mahallede kazanılır.

Vatandaşın kapısında kazanılır.

Bunu kim yapacak?

Örgüt yapacak.

Peki örgüt neden fedakârlık yapsın?

Kendisini değersiz hisseden, emeğinin karşılığını görmeyen, zor gününde yanında durulmayan insanlardan sürekli fedakârlık bekleyebilir misiniz?

Bekleyemezsiniz.

Çünkü siyaset gönüllülük ister.

Gönüllülük ise güven ister.

Güvenin olmadığı yerde örgütsel mücadele de olmaz.

Bugün Tekin, Şen ve Narsap; yarın kim?

Burada mesele yalnızca Gürsel Tekin değildir.

Mesele yalnızca Zeki Şen değildir.

Mesele yalnızca Erkan Narsap da değildir.

Asıl mesele şudur:

CHP, kendi emekçilerine nasıl davranıyor?

Bugün üç insanın emeği yok sayılırsa, yarın başka üç insan aynı endişeyi yaşayacaktır.

Bugün “Nasıl olsa unutulur” denilen bir haksızlık, yarın örgütün tamamında güvensizliğe dönüşebilir.

Ve örgütte şu düşünce yerleşirse siyasi bir parti için bundan daha tehlikeli bir durum yoktur:

“Ne kadar çalışırsam çalışayım, ne kadar bedel ödersem ödeyeyim, sonunda karar başka yerde verilecek.”

İşte o zaman örgüt sadece tabeladan ibaret kalır.

CHP’nin artık aynaya bakma zamanı gelmiştir

CHP’nin bugün ihtiyacı olan şey yeni iç hesaplaşmalar değildir.

CHP’nin ihtiyacı akıl, sağduyu, vefa, liyakat ve örgütsel birliktir.

Partiyi gerçekten ayağa kaldırmak istiyorsanız önce kendi insanınızı ayağa kaldıracaksınız.

Küskünleri kazanacaksınız.

Emek verenleri onurlandıracaksınız.

Zor zamanda görev alanları kolay zamanda unutmayacaksınız.

Tecrübeyi dışlamayacaksınız.

Gençleri küstürmeyeceksiniz.

Örgütün sesini genel merkezin koridorlarında boğmayacaksınız.

Ve en önemlisi, siyasi parti içerisinde “bizden olanlar ve olmayanlar” anlayışını ortadan kaldıracaksınız.

Çünkü CHP’nin Türkiye’ye demokrasi dersi verebilmesi için önce kendi içerisinde demokratik bir kültürü güçlendirmesi gerekir.

Vefa bir gün herkese lazım olur

Bugün birilerinin görevini sonlandırabilirsiniz.

Birilerini dışarıda bırakabilirsiniz.

Birilerini yok sayabilirsiniz.

Ama unutmayın:

Siyasette hiçbir koltuk kalıcı değildir.

Bugün karar verenler yarın kararın muhatabı olabilir.

Bugün başkasının emeğini görmezden gelenler, yarın kendi emeklerinin görmezden gelmesiyle karşılaşabilir.

İşte bu nedenle siyasi partilerde vefa kişisel bir nezaket değil, örgütsel bir zorunluluktur.

Son söz: CHP bu akılla nasıl ayağa kalkacak?

CHP gerçekten iktidar olmak istiyorsa önce kendi örgütüne güven vermelidir.

Gerçekten büyümek istiyorsa kendi insanını küçümsememelidir.

Gerçekten Türkiye’ye umut olmak istiyorsa kendi içinde umutsuzluk üretmemelidir.

Ve gerçekten liyakatten söz edecekse bunu yalnızca meydanlarda değil, kendi kadro tercihleriyle de göstermelidir.

Çünkü seçim kazanmak için sadece oy istemek yetmez.

Önce insan kazanmak gerekir.

Önce örgütü kazanmak gerekir.

Önce güveni kazanmak gerekir.

Ve bugün CHP yönetiminin kendisine sorması gereken soru son derece açıktır:

Baskıya, hakarete ve siyasi zorluklara rağmen görev yapan insanları bir kenara iterek; vefayı, liyakati ve örgüt emeğini yok sayarak bu parti nasıl ayağa kalkacak?

Daha birkaç ay sonra parti içi seçime gidilecek, sorarım bir parti kendi emekçilerini küstürerek mi milyonların karşısına çıkacak?

Eğer zor gününde yanında duran insanın kıymetini bilmiyorsanız, yarın sizin yanınızda kim duracak?

İşte CHP’nin asıl sınavı sandıkta değil, bu sorulara vereceği cevapta başlayacaktır.

 





Abonelik

Sol Medya'ya destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!