Suriye’de son yıllarda yaşanan askeri ve siyasal gelişmeler, yalnızca bir iç savaşın değil; emperyalist müdahalelerin, mezhepçi hesapların ve bölgesel devlet akıllarının iç içe geçtiği çok katmanlı bir kriz alanını ifade etmektedir. Özellikle Suriye ordusunun YPG ve SDG’ye yönelik operasyonları, HTŞ gibi cihatçı yapıların sahadaki rolü ve Kürt halkının bu denklemde maruz bırakıldığı politikalar, meselenin yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda tarihsel, toplumsal ve siyasal bir sorun olduğunu göstermektedir.
HTŞ Gerçeği: İŞİD’in Gölgesi
Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), isim ve vitrin değişikliklerine rağmen ideolojik ve pratik olarak El Kaide–İŞİD çizgisinden kopmamış bir yapıdır. Türkiye kamuoyunun hafızasında hâlâ taze olan, Türk askerlerine yönelik vahşi infazlar ve yakma görüntüleri bu örgütlerin karakterini açıkça ortaya koymaktadır. Buna rağmen HTŞ’nin zaman zaman “ılımlı muhalif” gibi sunulması, emperyalist ve bölgesel çıkarların insan hakları ve demokrasi söylemlerinin önüne geçtiğini göstermektedir. Bu yapılardan ne demokrasi ne de halkların eşitliği çıkabilir. Alevilere yönelik katliamlar, yarın Kürtlere, Dürzilere ve diğer halklara yönelebilecek bir tehdit zincirinin habercisidir.
“Suriye Arap Cumhuriyeti” ve Dışlanan Halklar
Suriye’nin resmi adının hâlâ “Suriye Arap Cumhuriyeti” olması, ülkenin çok kimlikli yapısını inkâr eden merkeziyetçi ve tekçi bir anlayışın ürünüdür. Oysa Suriye yalnızca Araplardan ibaret değildir. Kürtler, Türkmenler, Dürziler, Aleviler ve diğer halklar bu coğrafyanın asli unsurlarıdır. Devlet adından anayasal düzene kadar uzanan bu inkârcı yaklaşım, Suriye krizinin temel nedenlerinden biri olarak varlığını sürdürmektedir.
Kürtler ve İŞİD’e Karşı Mücadele Gerçeği
Son on yılda İŞİD’e karşı sahada fiilen savaşan en büyük güçlerin başında Kürtler gelmiştir. YPG ve SDG saflarında on binlerce Kürt genci, kadın-erkek demeden, insanlık adına bu barbar yapıya karşı yaşamını yitirmiştir. Bugün ise, tek bir mermi sıkmadan Batı’nın desteğiyle iktidar hesapları yapan aktörlerin önünün açılması, Kürt halkına yönelik tarihsel haksızlığın yeni bir versiyonudur.
ABD, Emperyalizm ve “Kurtlar Sofrası”
ABD emperyalizmi, çıkarları gereği Kürtleri sahada kullanmış, dengeler değiştiğinde ise onları kaderleriyle baş başa bırakmıştır. Trump’ın yeniden iktidara gelmesiyle birlikte, İŞİD’e karşı kritik rol oynayan Kürt güçlerinin bir kez daha “kurtlar sofrasının” ortasına itildiği görülmektedir. Bu durum, emperyalizme yaslanarak kalıcı bir kurtuluş mücadelesi verilemeyeceğini bir kez daha kanıtlamıştır.
Türkiye Açısından Yanlış Denklem
Türkiye’nin Suriye’de izlediği askeri müdahale merkezli politika, hem bölgesel barışı hem de içerideki Kürtlerle olan toplumsal bağı zedeleme riski taşımaktadır. Kürt halkını topyekûn bir tehdit olarak görmek, ayrılıkçı yapılarla Kürtlerin tamamını aynı kefeye koymak, sorunu daha da derinleştirmektedir. Oysa akılcı ve kapsayıcı bir politika izlense, Türkiye Kürtlerle Kuzey Irak örneğinde olduğu gibi ekonomik, siyasi ve toplumsal bir iş birliği geliştirebilir; enerji, inşaat ve ticaret alanlarında kendi ayakları üzerinde duran bir bölgesel güç haline gelebilir.
Askeri Çözüm Değil, Siyasal Akıl
Suriye ordusunun YPG ve SDG’ye yönelik operasyonları, kısa vadeli askeri kazanımlar sağlasa da uzun vadede halklar arası düşmanlığı büyütmektedir. Türkiye’nin benzer bir çizgide ilerlemesi, içeride Kürtleri kaybetme, dışarıda ise yeni çatışma alanlarına sürüklenme riskini beraberinde getirmektedir. Askeri yöntemler, Kürt sorununu ne Suriye’de ne de Türkiye’de çözebilir.
Sonuç: Akıl, Bilim ve Halkların Ortak Çözümü
Kürt halkı masumdur; ancak ayrılıkçı projelerin emperyalist planlarla iç içe geçtiği gerçeği de göz ardı edilemez. Çözüm, ne HTŞ gibi karanlık yapılarda ne de emperyalist güçlerin geçici vaatlerindedir. Çözüm; bölge halklarının, devletlerinin ve siyasal aktörlerinin akıl, mantık ve bilim ışığında, eşit yurttaşlık ve halkların kardeşliği temelinde ortak bir çözüm arayışında buluşmasındadır. Bugün yaşanan çözümsüzlük, çözümün imkânsızlığından değil; çıkarların, aklın önüne geçirilmesinden kaynaklanmaktadır.



