Burhanettin YILMAZ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Krizi Örtemezsiniz: Laiklik Bu Ülkenin Son Siperidir

Krizi Örtemezsiniz: Laiklik Bu Ülkenin Son Siperidir

TBMM Genel Kurulu’ndaki tartışmalar, Türkiye’nin içinde bulunduğu çok katmanlı krizi bütün çıplaklığıyla yeniden ortaya koydu.

Advert
featured
service
1
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

TBMM Genel Kurulu’ndaki tartışmalar, Türkiye’nin içinde bulunduğu çok katmanlı krizi bütün çıplaklığıyla yeniden ortaya koydu. Ekonomik çöküş, gençlerin umutsuzluğu, artan antidepresan kullanımı, düşen askeri uçaklar, şeffaflık krizleri konuşulurken iktidar ne yaptı? Tartışmayı laiklik başlığına çekti.

Bu tesadüf değil. Bu bilinçli bir kaçıştır.

Çünkü konuşulursa yanıt veremeyecekleri gerçekler var.

Antidepresan kullanımı 70 milyon kutuyu aşmış. Gençler evlenemiyor, gelecek kuramıyor. Emekli 20 bin lirayla hayatta kalmaya çalışıyor. Asgari ücret açlık sınırında. Et fiyatları Avrupa’yı geçmiş. Cezaevleri dolu. Askeri kazalar aydınlatılmıyor.

Bu tablo karşısında iktidarın tercihi ne oluyor?

“Laiklik elden gidiyor mu?” tartışması.

Laiklik Karşıtlığı Bir İdeoloji Değil, Bir İktidar Stratejisidir

Açık konuşalım: Bugün yürütülen tartışma din özgürlüğü tartışması değildir. Devletin dini alanı genişleterek toplumu yeniden dizayn etme çabasıdır.

Çocuklara ibadet takibi yaptırmak pedagojik değildir.
Ramazan formları dağıtmak özgürlük değildir.
Eğitim sistemini dini performans alanına çevirmek masum değildir.

Bu, siyasal İslam’ın devlet eliyle kurumsallaşmasıdır.

Laiklik karşıtlığı, halkın inancını savunmak için değil; o inancı siyasetin aracı yapmak için yükseltiliyor.

Çünkü biliyorlar:
Yoksullaşan halk bir noktada hesap sorar.
Ama kimlik üzerinden bölünmüş bir halk, cüzdanını değil karşısındakini tartışır.

Laiklik Düşmanlığı Kimin İşine Yarıyor?

Laiklik ortadan kalkarsa ne olur?

Devlet tarafsızlığını kaybeder.
Kamu gücü bir inanç yorumunun hizmetine girer.
Eğitim ideolojik aygıta dönüşür.
Muhalefet “inanç karşıtı” yaftasıyla bastırılır.

Bu yalnızca sekülerleri ilgilendiren bir mesele değildir.
Bu dindarın da özgürlüğü meselesidir.

Çünkü devlet dine yaklaştıkça din kirlenir.
Siyasetle iç içe geçen inanç, iktidarın propaganda aracına dönüşür.

Laiklik, inancı korur.
Laiklik, dini devletin elinden kurtarır.
Laiklik, çoğunluğun tahakkümünü engeller.

Bu yüzden laiklik bir “yaşam tarzı” tercihi değil, cumhuriyetin varlık şartıdır.

28 Şubat Siyasetiyle Bugünü Örtemezsiniz

Evet, geçmişte hatalar yapıldı.
Evet, başörtüsü yasağı bir hak ihlaliydi.

Ama bu gerçeği kullanarak bugün devlet eliyle yeni bir ideolojik tahakküm kuramazsınız.

Sürekli “28 Şubat” diyerek bugünün yoksulluğunu gizleyemezsiniz.
Geçmiş mağduriyetleri kalkan yaparak bugünün adaletsizliğini meşrulaştıramazsınız.

Bugün laiklik savunusu, kimsenin inancına müdahale değildir.
Bugün laiklik savunusu, devletin inanç mühendisliğine karşı çıkmaktır.

Gerçek Tehlike: Yoksulluk ve Otoriterleşme

Bu ülkede çocuklar aç.
Bu ülkede gençler depresyonda.
Bu ülkede hukuk güven vermiyor.
Bu ülkede insanlar yarınından korkuyor.

Ama iktidar neyi tartışıyor?
“Laiklik kaldırılsın mı, kaldırılmasın mı?”

Laiklik böyle gidecek, bitecek bir şey değil elbette.
Ama aşındırılabilir.
İçi boşaltılabilir.
Sembol haline getirilip fiilen yok edilebilir.

Ve tam da yapılan budur.

Laiklik Bu Ülkenin Son Siperidir

Laiklik giderse:
Yargı tarafsız kalmaz.
Eğitim bilimsel kalmaz.
Kadın hakları güvencede kalmaz.
Toplumsal barış kalmaz.

Laiklik bir elit projesi değildir.
Laiklik işçinin, emeklinin, öğrencinin güvencesidir.
Laiklik eşit yurttaşlık demektir.

Bugün laikliği savunmak, yalnızca anayasal bir ilkeyi değil;
Cumhuriyet’in kamusal aklını savunmaktır.

Bu tartışma din tartışması değildir.
Bu tartışma iktidarın krizi örtme çabasıdır.
Bu tartışma, yoksullaşan halkı kimlik üzerinden bölme siyasetidir.

Ve açık söyleyelim:
Bu ülkenin geleceği, dini siyasetin aparatına çevirenlerin değil;
Laik, demokratik ve sosyal bir cumhuriyeti savunanların ellerinde yükselecek.

Laiklik bu topraklarda bir lüks değil,
bir zorunluluktur.

Ve o zorunluluk, bugün her zamankinden daha yakıcıdır.

Editör Notu

Bu yazı tarafsız değildir.

Çünkü laikliğin aşındırıldığı, eğitimin dinselleştirildiği, ekonomik krizin kimlik siyasetiyle örtülmeye çalışıldığı bir dönemde “tarafsızlık”, fiilen güçlüden yana durmaktır.

Türkiye’de laiklik tartışması bir inanç tartışması değildir. Mesele, devletin tarafsız kalıp kalmayacağı; yurttaşın eşit olup olmayacağı; kamusal alanın bilimsel ve özgür kalıp kalmayacağı meselesidir.

Çocukların dini pratiklerinin denetim altına alınmasını, eğitimin ideolojik araç haline getirilmesini ve geçmiş travmalar üzerinden bugünün krizlerinin gizlenmesini normalleştiremeyiz.

Laiklik bu ülkenin ortak zeminidir. Bu zeminin aşındırılması yalnızca sekülerleri değil, tüm yurttaşları ilgilendirir.

Bu nedenle bu metin, açık bir politik tutum alır:
Laiklikten, eşit yurttaşlıktan ve demokratik cumhuriyetten yana bir tutum.

Sessizlik konforlu olabilir.
Ama susmak, rıza üretmektir.

 

Krizi Örtemezsiniz: Laiklik Bu Ülkenin Son Siperidir
+ - 1
Advert

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

1 Yorum

  1. 2 Mart 2026, 08:16

    Sn Yilmaz; 《 Laiklik Bu Ülkenin Son Siperidir.》 …….
    《Laiklik bu topraklarda bir lüks değil,
    bir zorunluluktur.》 …..

    Yazilarizi dikkatle takip ediyorum. FAKAT Cumhuriyetcilk/ halkcilik/ inkilapcilik/ milliyetcilik/ devletcilik OLMADAN LAIKLIK ‘de olamaz . Bu ilkeler birbiriyle ayrılmaz bir BUTUNDUR. Ve bugün ABD – İRAN SAVASINI ÜZÜLEREK TAKIP EDERKEN Ededi Önderimizin kıymetli mirasının sadece bize değil, TÜM INSANLIK için GECERLI BIR DEVLET IDARE MODELI olduğunu bir kez daha anlıyoruz.

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin