Resmi Gazete’de yayımlanan Kur’an Kursları Yönetmeliği, laik ve çağdaş eğitimin tasfiyesini hızlandırırken, AKP iktidarının anayasal düzene karşı yürüttüğü ideolojik dönüşümün yeni ve tehlikeli bir aşamasını temsil ediyor.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ilk üç maddesinde açıkça tanımlanan “laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti” ilkesi, AKP iktidarı döneminde adım adım aşındırılmaya devam ediyor. Son olarak Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an Kursları Yönetmeliği, bu aşındırmanın artık gizlenmeyen, açık ve kurumsal bir saldırıya dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Bir yanda köy okulları “öğrenci yok”, “maliyet yüksek”, “taşımalı eğitim uygun değil” gibi gerekçelerle kapalı tutulurken; aynı köylerde 4–6 yaş grubundaki çocuklar için Kur’an kurslarının açılması kolaylaştırılıyor. Üstelik mülki amir onayıyla servis hizmeti sağlanarak, devletin imkânları laik eğitimin değil, dini eğitimin hizmetine sunuluyor.
Bu tablo, artık bir “tercih” değil, bilinçli bir ideolojik yönlendirmedir.
AKP iktidarı, çağdaş, bilimsel ve laik eğitimi sistemli biçimde budarken; Diyanet İşleri Başkanlığı’nı fiilen bir paralel eğitim bakanlığına dönüştürmektedir. Yeni yönetmelikle Kur’an kurslarının eğitim içeriği, ders takvimi, yurt ve pansiyonları, servis hizmetleri ve hatta “Kurs Aile Birliği” adı altında yarı-sivil yapılanmaları doğrudan Diyanet’in kontrolüne verilmiştir.
Bu durum açıkça şunu göstermektedir:
Devlet, çocukları yurttaş olarak değil; ideolojik bir kimliğin taşıyıcısı olarak biçimlendirmeyi hedeflemektedir.
Henüz okuma-yazma bilmeyen, soyut düşünme yetisi gelişmemiş 4–6 yaşındaki çocukların dini eğitim adı altında belirli bir inanç yorumuna yönlendirilmesi, pedagojik değil politik bir tercihtir. Bu, çocuk haklarına, eğitim bilimine ve laiklik ilkesine açıkça aykırıdır.
Dahası, köy okullarını açmayan devletin Kur’an kurslarına yurt, pansiyon ve servis tahsis etmesi; kamusal kaynakların bilinçli biçimde ideolojik amaçlarla kullanıldığını ortaya koymaktadır. Bu, laikliğin “tarafsızlık” ilkesinin fiilen ortadan kaldırılmasıdır.
AKP’nin yaptığı şey nettir:
Laik eğitimin önüne engel koyarken, dini eğitimin önünü sonuna kadar açmak.
Bilimi geri plana iterken, dogmayı merkeze almak.
Cumhuriyetin yurttaşını değil, itaate dayalı bir nesil yaratmak.
Bu yönetmelik, sadece bir idari düzenleme değil; ülkenin geleceğine konulmuş bir ideolojik dinamittir. Bugün Kur’an kurslarıyla başlayan bu süreç, yarın zorunlu dini müfredatın daha da genişletilmesi, laik eğitimin tamamen tasfiyesi ve Cumhuriyet’in kurucu değerlerinin tarihe gömülmesiyle sonuçlanacaktır.
Burada mesele din değil; devletin dini bir ideolojiye göre yeniden yapılandırılmasıdır. Laiklik, inanç özgürlüğünün teminatıdır. Laikliği ortadan kaldırmak, yalnızca farklı inançları değil, bizzat inananları da devletin baskısına açık hale getirir.
Bu nedenle bu düzenleme karşısında susmak, yalnızca bir eğitim politikasına değil; Cumhuriyetin kendisine yönelik saldırıya sessiz kalmak anlamına gelir.
SONUÇ YERİNE
Bu ülkenin çocukları ya özgür düşünen yurttaşlar olarak yetişecek
ya da siyasi iktidarın ideolojik laboratuvarında şekillendirilecek.
AKP iktidarı tercihini çoktan yapmıştır.
Soru şudur: Toplum ne yapacaktır?
laiklik, eğitim politikaları, Diyanet İşleri Başkanlığı, AKP, Kur’an kursları, çocuk hakları, anayasa ihlali, çağdaş eğitim, siyasal İslam, SolMedya



