YENİ DÖNEMDE SİYASET NASIL YAPILMALI?**
Siyaset; kişisel hırsların, bireysel kariyer planlarının ya da bir lidere koşulsuz bağlılığın alanı değildir. Siyaset, hizmettir. Daha da önemlisi; toplum adına karar alma ve bu kararları ortak akılla, örgütlü yapılar içinde, tartışarak alma sanatıdır. Bu yönüyle siyaset, tek kişinin sözüyle değil; toplumun değer yargılarını, beklentilerini ve ihtiyaçlarını dikkate alan kolektif bir iradeyle anlam kazanır.
Ne var ki Türkiye’de siyasal işleyişe bakıldığında, parlamento içinde ve dışında yüzü aşan siyasi partinin büyük çoğunluğunun bu temel ilkeyi hayata geçiremediği görülmektedir. Partilerin neredeyse tamamı, lider merkezli, yukarıdan aşağıya işleyen yapılar hâline gelmiş; “ortak karar” kavramı, liderin iki dudağı arasına sıkışmıştır. Bu durum, siyasetin çürümesine, bireylerin toplumu yönetmesi algısının normalleşmesine ve parti örgütlerinin işlevsizleşmesine yol açmaktadır.
PARTİ İÇİ DEMOKRASİ OLMADAN TOPLUMSAL DEMOKRASİ OLMAZ
Bugün birçok il ve ilçede siyaset; birkaç “siyasi ağa”nın yılda bir-iki kez düzenlediği kahvaltı toplantılarıyla, kişisel reklam alanlarına indirgenmiştir. Ekonomik gücün sağladığı imkânlarla yapılan bu göstermelik buluşmalar, siyaseti halktan koparmakta; parti üyelerinin büyük bir kısmını ise sürecin figüranı hâline getirmektedir.
Oysa siyaset ciddi bir iştir. Akıl, bilim ve ülke gerçekleri temelinde; farklı fikirlerin özgürce tartışılmasıyla şekillenir.
Bir kişinin adını sıfat hâline getirerek “Özgür Özelci”, “Kılıçdaroğlucu”, “İmamoğlucu” olmak siyaset yapmak değildir. Bu, olsa olsa birilerinin eteğinden tutunarak siyaset yapma biçimidir. Gerçek siyaset; ilkeler, programlar ve ortak hayaller etrafında yürütülür.
TUZLA’DAN YÜKSELEN BİR İTİRAZ: KİŞİYE DEĞİL HALKA DAYALI SİYASET
Bu noktada Tuzla’da filizlenen Tuzla Demokrasi Hareketi, sadece yerel bir inisiyatif değil; aynı zamanda Türkiye siyaseti için önemli bir örnek çağrıdır. Bu hareketin ayırt edici özelliği, kişilere bağlılık yerine ilkelere, bireyleri parlatmak yerine kolektif iradeyi esas almasıdır.
Tuzla Demokrasi Hareketi; CHP’nin halkçı, eşitlikçi ve emekten yana tarihsel çizgisini, yerel ölçekte daha görünür, daha örgütlü ve daha katılımcı bir zemine taşımayı hedeflemektedir. Bu anlayış, siyaseti yeniden halka indiren; örgütü yeniden söz sahibi yapan bir hattı işaret etmektedir.
“Yol arkadaşlığı, aynı partide olmak değil; aynı hayali taşımaktır.”
YENİ DÖNEMİN ANAHTARI: ŞEFFAFLIK, KATILIM, DAYANIŞMA
Bugünün CHP örgütleri –aslında tüm demokratik siyaset alanı– şu temel sorularla yüzleşmek zorundadır:
Kararlar kimler tarafından alınıyor?
Halk bu sürecin neresinde duruyor?
Emek, gençlik, kadınlar ve dezavantajlı kesimler gerçekten söz sahibi mi?
Tuzla’da önerilen; Açık Platformlar, Halk Forumları, Mahalle Meclisleri, Gençlik ve Kadın Meclisleri gibi mekanizmalar; siyaseti yeniden canlı, denetlenebilir ve hesap verebilir kılmayı amaçlamaktadır. Yerel yönetimlerin karar süreçlerinin halka açılması, kent konseylerinin işlevli hâle getirilmesi, liyakatin esas alındığı bir yönetim anlayışı; sadece Tuzla için değil, tüm ilçeler için uygulanabilir modellerdir.
Aynı şekilde; emek haritaları, hak temelli kentsel dönüşüm izleme komisyonları, çevre ve doğa mücadeleleri etrafında geliştirilen politikalar; siyasetin masa başında değil, sahada, hayatın içinde yapılması gerektiğini göstermektedir.
YOLDAŞLIK KÜLTÜRÜNÜ YENİDEN KURMAK
Siyasetin belki de en çok aşınan kavramı yoldaşlıktır. Bugün farklı düşünenler kolayca “düşman”, eleştirenler “tehdit” olarak görülmektedir. Oysa parti içi tartışma; bölünme değil, gelişim alanıdır. Açık örgüt toplantıları, yoldaşlık forumları ve şeffaf dayanışma ağları; siyaseti yeniden ahlaki bir zemine oturtmanın anahtarıdır.
BU BİR TUZLA METNİ DEĞİL, TÜRKİYE ÇAĞRISIDIR
Tuzla Demokrasi Hareketi’nin ortaya koyduğu bu yaklaşım, yalnızca bir ilçeye ait değildir. Bu metin; siyaseti kişisel sadakatten kurtarmak isteyen, örgütünü yeniden ayağa kaldırmak isteyen, halkla gerçek bağ kurmayı hedefleyen tüm il ve ilçe örgütlerine açık bir çağrıdır.
Çünkü biliyoruz ki:
Siyaset yukarıdan aşağı değil, aşağıdan yukarı kurulur.
Güç, liderde değil örgüttedir.
Gelecek, bireylerde değil halkın ortak iradesindedir.
Birlikte yürüyelim.
Çünkü yolun sonunda; halk var, emek var, demokrasi var, umut var.




Güzel bir yazı. Bir parti başkanı o partinin sahibi değildir. Aptalca biat etmek oldukça yanlış bir tutumdur. Yanlışları varsa o başkan eleştirilmeli ve yanlışlarının düzeltilmesi gerekir. Yalakalık yaparak yanlışları görmemezlikten gelmek, partiyede başkanada zarar vermekten başka bir işe yaramaz. Önemli olan partinin Tüzüğüne ve amacına dikkat etmek. Yakın geçmişte örneğini gördük ders çıkarmalıyız.