Advert
Burhanettin YILMAZ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Ramazan’da Yoksulun Payı, Başkanın Reklamı

Ramazan’da Yoksulun Payı, Başkanın Reklamı

Ramazan’ın bitimine sayılı saatler kala, bir ay boyunca yaşananlara dönüp bakmak gerekiyor. Çünkü mesele sadece iftar sofraları değil; o sofraların arkasındaki niyet, yöntem ve kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığıdır.

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

 

Ramazan’ın bitimine sayılı saatler kala, bir ay boyunca yaşananlara dönüp bakmak gerekiyor. Çünkü mesele sadece iftar sofraları değil; o sofraların arkasındaki niyet, yöntem ve kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığıdır.

Ramazan; dayanışmanın, paylaşmanın ve toplumsal vicdanın güçlenmesi gereken bir dönemdir. Ancak son yıllarda bu manevi iklimin yerini giderek “görünür olma yarışı” aldı. Belediyelerin organize ettiği ya da dolaylı biçimde finanse ettiği iftar programları, ihtiyaç sahiplerine ulaşmanın aracı olmaktan çıkıp siyasi vitrine dönüştü. Her akşam başka bir dernek, her gün başka bir masa, her paylaşımda aynı fotoğraf: başkan, mikrofon, kalabalık ve ertesi gün servis edilen haberler…

Burada temel sorun şu: Bu organizasyonların maliyeti kim tarafından karşılanıyor? Kağıt üzerinde “dernek etkinliği” gibi sunulan birçok programın gerçekte belediye bütçesinden ya da belediyeye yakın iş insanlarının “teşvikiyle” finanse edildiği biliniyor. Bu durum hem etik açıdan sorunlu hem de kamu kaynaklarının kullanımına dair ciddi soru işaretleri doğuruyor.

Daha açık soralım: Ekonomik krizin derinleştiği, emeklinin, dar gelirlinin, engellinin geçim mücadelesi verdiği bir dönemde; bu kaynaklar gerçekten doğru yerde mi kullanılıyor? Aynı bütçeler, gösterişli sofralar yerine doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştırılsa, dernekler aracılığıyla sistemli bir dağıtım yapılsa, hem daha adil hem de daha anlamlı bir sonuç ortaya çıkmaz mıydı?

İşin bir diğer boyutu ise medya meselesi. Her ilçede faaliyet gösteren yerel basın, Ramazan boyunca adeta yok sayıldı. Oysa belediyelerin bütçelerinde “Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler” kalemleri açıkça yer alıyor. Bu bütçeler ne için var? Eğer yerel basını desteklemek için değilse, hangi amaçla kullanılıyor?

Daha da çarpıcı olan şu: Kendi ilçesindeki gazeteyi, haber sitesini görmezden gelen bazı belediye başkanları; reklam ve ilanları başka ilçelerdeki, hatta çoğu zaman siyasi yakınlık temelinde seçilen kişi ve kuruluşlara yönlendiriyor. Bu sadece ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda açık bir adaletsizliktir. Yerel basını yok sayan bir anlayış, aslında kendi kentinin sesini kısmaktadır.

Öte yandan, Ramazan boyunca sıkça karşılaştığımız bir başka tablo daha var: Belediye başkanlarının ilçelerinde görev yapan basın mensuplarıyla iftar sofralarında buluşması ve bu buluşmaların bolca fotoğrafla servis edilmesi… Ancak iş bayram dönemine geldiğinde, aynı belediyelerin yerel basına reklam verme konusunda oldukça “seçici” davrandığı görülüyor.

Bu noktada ortaya çelişkili bir durum çıkıyor. Aynı masada iftar yapan, aynı karede yer alan basın mensuplarının; ilçelerindeki bu reklam politikalarına dair herhangi bir eleştiri, haber ya da açıklama yapmaması dikkat çekiyor. Bu sessizlik, ister istemez bazı soruları da beraberinde getiriyor:

Yerel basın gerçekten özgür mü, yoksa ekonomik bağımlılık nedeniyle görmezden gelinen bir tablo mu söz konusu? Belediyelerin, olumsuz haberlerin önüne geçmek adına belirli ilişkiler ve düzenli ödemeler üzerinden bir “denge” kurduğu iddiaları kulislerde konuşulurken; bu iddiaların neden hiçbir şekilde haberleştirilmediği de ayrı bir tartışma konusudur.

Oysa basın; kamu adına denetleyen, sorgulayan ve gerektiğinde eleştiren bir güçtür. Eğer bu işlevini yitirirse, geriye sadece servis edilen haberleri yayımlayan bir yapı kalır. Bu da ne gazeteciliğe ne de kamu yararına hizmet eder.

Sonuç olarak mesele bir iftar organizasyonu meselesi değildir. Mesele; kamu kaynağının şeffaf, adil ve gerçekten toplumsal fayda gözetilerek kullanılıp kullanılmadığıdır. Ramazan gibi bir ayın, reklam ve algı yönetimi dönemine dönüştürülmesi kabul edilemez.

Gerçek hizmet; kameraların önünde değil, ihtiyaç sahibinin kapısında yapılır. Gerçek belediyecilik; reklamla değil, adaletle ölçülür. Ve unutulmamalıdır ki, bu halk artık sadece gösterileni değil, gösterilmeyeni de sorguluyor.

Ramazan’da Yoksulun Payı, Başkanın Reklamı
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin