Advert
  1. Haberler
  2. Gündem
  3. 2023 Vizyonunuzda Boğulun Siz… Bizim hedefimiz 29 Ekim 1923 Atatürk Türkiyesi…

2023 Vizyonunuzda Boğulun Siz… Bizim hedefimiz 29 Ekim 1923 Atatürk Türkiyesi…

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

2023 Vizyonunuzda Boğulun Siz…
Bizim hedefimiz 29 Ekim 1923 Atatürk Türkiyesi…
********
ZİHNİNİZDE Atatürk’ün Cumhuriyeti nasıl kurduğunu tarayın.
Devletin eğitimle, kültürle, ekonomiyle ilgili kurumlarının nasıl inşa edildiğini düşünün.
Türkleri “etrak-ı bi idrak” diye aşağılayarak, kısmen kozmopolit, kısmen ümmet toplumu olan ve Türk devleti olmayan “Avrupa’nın Hasta Adamı” Osmanlı İmparatorluğunun enkazı üzerinde Atatürk “Türkiye Cumhuriyetini kuran halka Türk milleti denilir” diyerek bütün dünyada saygı gören Türkiye Cumhuriyetini yarattı.
Dini, mezhebi dili, ırkı ne olursa olsun Türk vatandaşı olan hiç kimseyi ötekileştirmeden kurulan ulus devletin nasıl doğduğunu düşünün…
Atatürk düşmanlığıyla yaşayanların işlerine öyle geldiği için Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” vecizesinden “Ne mutlu Türküm” anlamı çıkaran , “Türküm demekle Türk olunmaz” diyerek, ırkçılık kafatasçılık diye Andımızı yasaklayan zihniyetin tam aksine Atatürk o sözleri insan ve ulus sevgisiyle söylemişti.
Çanakkale’de ölen Anzak askerleri için “Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar. Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır… Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır” diyecek kadar insan sevgisiyle dolu Atatürk’ten başka ne beklenebilirdi?
Tarihimiz boyunca İsmet paşaya “Hiç bir millet yoktur ki, içinde bizim kadar hain yetiştirsin” dedirten nice hain Türk soylular, bir o kadar da Türk ulusunun bireyi olmaktan gurur duyan, Kurtuluş Savaşında vatan savunması için kanlarını döken nice gayrimüslim ve farklı ırktan Türk vatandaşı çıkmamış mıydı?
*
BUGÜN nerelerdeyiz ona bakın…
Baba soyu, Oğuzların Türkmen boyu yörüklerinden olup Karaman’dan gelerek XIV. yüzyılın sonundan XX. yüzyılın başına kadar Osmanlı toprağı olan Manastır Vilayetinin Debre-i Bala Sancağına, daha sonra 500 yıl Osmanlı idaresinde kalan Selanik’e göç eden ailenin…
Ana tarafından Selânik’te yerleşmiş en eski Türk ailelerinden “Nakibzâdeler”in soyundan gelen bir efsane insanın yönetiminden…
Gürcistan’ın Batum dolayında yaşarken, Doğu Karadeniz’deki eski Pontus’u hortlatmaya çalışan Rum çetecilerinin bölgede nüfus çoğunluğunu sağlamak için yaptıkları çağrıya uyarak Rize’ye göç edip Rum köyü Potamya’ya yerleşen ailenin çocuğunun saray yönetimine geldik.
Osmanlı dönemindeki gibi Türklüğü aşağılayanların türediği günlere geri döndük.
Bugünkü iktidarın gözdelerinden biri “Türk diye bir ırk yok” diyordu.
İnsanlık tarihinin en eski ulus toplumlarından olan Türklerin ilk atalarının bilinen tarihin M.Ö. 6000’ler olduğu düşünülür.
Türkmenistan’da Anav bölgesinde MÖ. 4.000-MÖ.1.000 dönemine ait kazılarda tuğlalardan yapılmış evler, at, koyun, sığır besiciliğinin ve çiftliğin yapıldığını gösteren kalıntılar bir Türk kültür bölgesinin belgesidir.
Eşsiz önderimiz Atatürk “Türk, Türk olduğu için asildir. Çoğumuz, büyük babamızın babasını hatırlamayız. Bütün soy gururumuzu, Türk olmanın içinde buluruz” diyordu.
Türk diye bir ırk yokmuş !!!.
Bugünkü iktidar döneminde bakanlık yapmış, aynı zamanda İngiliz vatandaşı olan biri de “Arap aslımıza dönmeliyiz” diyordu.
Türk yurduna milyonlarca Suriyeli asalak doldurularak Türk ırkının etnik özellikleri bozularak “Arap aslımıza dönme! ” dileği neredeyse gerçekleşmek üzere…
Suriyeliler durmadan ürüyorlar.
Basında haberi yayınlandı;
Bursa’da bir günde 30 kadın doğum yapmış 26’sı Suriyeli…
Böyle sürüp giderse çok uzak olmayan bir gelecekte Türk ulusunun hem genetik özelliği bozulma, hem de kendi ülkesinde azınlıkta kalma ve ulus bilincinin kaybolma tehlikesi doğacak.
*
AKP iktidarında daha neler kaybetmedik ki…
Emperyalizme, geri kalmışlığa karşı mücadele veren uluslara model olan Kemalist cumhuriyetin üstüne kurulduğu Atatürk ilkeleri temelinden ayrıştırıldı…
Atatürk döneminde zamanın sermaye, teknoloji ve yetişmiş eleman yokluğu gibi zor koşullarında kuruş üstüne kuruş eklenerek akıllı fabrikalar kurulmuş, bu sayede bir ekonomi mucizesi yaratılmıştı.
O kurumlar babalarının malıymış gibi “Babalar gibi satarım… Sat sat bitmiyor” diye Araplara, eşe dosta yok pahasına satılarak yağmalandı.
Satılanların listesine bakıyorsunuz, say say bitmiyor.
Bu ülkede Atatürk’ün direktifleriyle kurulan tesislerde bazıları ana gövdesiyle, motoruyla Türk tipi olarak ihracat bile yapan 400 dolayında tayyare üretilen günler yaşandı.
Bugün Üretim Ekonomisinin yerini dışalıma dayalı Tüketim Ekonomisi aldı.
Tarımsal üretim alanında dünyada kendine yeten üç beş ülkeden biriyken, bırakın yediğimiz içtiğimizi, kuru samanı bile dışardan ithal eder olduk.
Tarım arazileri, ormanlar, sahiller maden yataklarımız rant alanına döndü.
Ekmek kadar, su kadar gerekliliği olan sağlık alanında sadece ulusa değil bütün insanlığa hizmet veren Hıfzısıhha Enstitüsü, yine aynı Atatürk düşmanlığıyla dünyanın en önemli havalimanlarından biri olan Atatürk Havalimanı gibi kapatıldı.
Yoksulluk, işsizlik, iç ve dış borçlar, cari açık trendleri istikrarlı şekilde yükseliyor..
Savurganlık saray hanedanın imtiyaz hakkı oldu.
Yoksulun nafakasından insafsızca vergi kesilirken, yolsuzluk yapmak itibar, rüşvet ise borsa değeri kazanarak tedavül aracı oldu.
Suriyeliler hiçbir emek harcamadan, hukuksal, sosyal destekler, sağlık hizmetleri, yanısıra maaş alıyor da bizim asgari ücretli gariban yurttaşımız çocuğunun istediği pantolonu alamadığı için intihar ediyor.
*
KURDUĞU ülkede diktatör diye nitelendirilen ve TBMM kürsüsünün üstünde “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” vecizesi yer alan Atatürkün yetkileri Anayasa ile sınırlıydı.
Şimdi yeni saray hanedanın başının neredeyse Anayasayı delmediği gün yok.
Atatürk “İdare ve hâkimiyet milletin tümüne aittir ve ait olmalıdır. Demokrasi prensibi milli hâkimiyet şekline dönüşmüştür. Demokrasi esasına müstenit hükümetlerde hâkimiyet halka, halkın çoğunluğuna aittir” diyordu.
Oysa bugün “Demokrasi tramvaya benzer gideceği yere kadar gider kendi yoluna devam edersin” anlayışıyla insan haklarında, düşünce özgürlüğünde en geri ülkeler sınıfındayız.
Hukuk sistemi sarayın talimatlarını uygulamakla mükellef mekanizmaya dönüşerek can, mal, ırz güvenliği ortadan kalktı.
Dünyada birçok ülkeden önce kadınlara seçme seçilme hakkını kazandıran Atatürk’ün ülkesine bugün kadınlarımız ikinci sınıf muamelesi görüyor.
AKP’nin starlarından biri TBMM’de ulusun temsilcisi bir kadın milletvekili söz aldığında “Bir kadın olarak sus” diyerek susturmaya çalışmak ilkelliğini sergilemişse böyle bir zihniyet ortamında kadın cinayetlerinin önü alınamaz.
Pıtrak gibi çoğalan Hatip Okullarında eğitilen dindar ve kindar genç sayısının patlamasıyla bilimin yerini hurafecilik aldı.
Bir akademisyenin “Diplomalıların sayısı arttıkça beni hafakanlar basıyor” diye ifade ettiği gönül yarasına karşı!!! merhem olarak YÖK üyeliğine atanması eğitim sisteminin ne durumda olduğunun göstergesi…
Diplomasi beceriksizliği yüzünden ateş çemberine dönüşen Ortadoğu çemberi içine çakılıp kaldık.
Devlet çarkında liyakatin yerini alan eş-dost nepotizminin ayyuka çıkması, devlet düzeninin içinde tarikat komünleri oluşması devletin ciddiyetini kaybettirdi.
Ulusun yüzde 98’inin dini olan İslamiyet din olmaktan çıkıp, aklı ve ahlakı olmayan bir safsataya dönüşüp, her türlü etik değerler çöküntüye uğradı.
*
TÜRKİYE Cumhuriyeti tarihinin hiçbir döneminde 40 yıldır çalışan tesislere yeni açılış törenleri düzenleyecek kadar yalan ve masallarla yönetilmemişti
Bir ara 2023 vizyonu masalı ortaya atıldı.
Dünyanın süper güçlerinden biri olacaktık!!!
Meğer haberimiz yokmuş da her geçen gün daha ileriye gidiyormuşuz, daha ileriye gidecekmişiz…
Türk ekonomisi fırlayışta, adeta uçuştaymış…
Doğru…
Enflasyon rakamları uçuşta ama TL’nin satına alma gücü ters yönden uçuyor.
Yoksulluk, işsizlik sayıları uçuyor
Alman Bertelsmann Vakfı’nın Sosyal Adalet Endeksi’nde Türkiye 41 OECD ülkesi arasında 40’ıncı, aynı vakfın “de facto diktatörlük” nitelendirmesi yapılan demokrasi raporuna göre ülkemiz 137 ülke arasında 77. sırada.
Türkiye sınır tanımayan gazeteciler örgütü endeksine göre basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 154.sırada
Uçuşa devam…
*
TÜRKİYE Cumhuriyeti AKP iktidarında nesiller boyu onarımı kolayca mümkün olmayan bir erozyona uğradı.
Atatürkün kurduğu cumhuriyete geri dönmek için büyük ve uzun bir uğraş vermek gerekecek.
Bunun için de genç nesillere büyük görevler düşüyor.
Atatürk sanki yıllar önce bu olacakları görmüş gibi “Yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet’i biz kurduk, Onu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz” diyor ve şöyle devam ediyordu
“Bütün ümidim gençliktedir.”
*
EN kısa sürede Atatürkün laik cumhuriyetine geri dönmek umut ve dileğiyle herkesin Cumhuriyet Bayramını kutlarım.

2023 Vizyonunuzda Boğulun Siz… Bizim hedefimiz 29 Ekim 1923 Atatürk Türkiyesi…
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!