Advert
  1. Haberler
  2. Siyaset
  3. GDP Genel Başkanı Özlem Ağırman’dan Ulusa Sesleniş

GDP Genel Başkanı Özlem Ağırman’dan Ulusa Sesleniş

GDP Neden kuruldu. Ne yapmak istiyor. neden bu yola çıktı, kimden yanadır, tüm ayrıntılar

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

 

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum, yeni gelen yol arkadaşlarımıza hoş geldiniz diyor, bize inanıp bizimle yol alan tüm arkadaşlarımıza da emeklerinize sağlık diyoruz.

Uzun, sabır gerektiren uzun bir yolculuğu birlikte yapmaktan, omuz omuza mücadele etmekten dolayı, onur ve gurur duyuyorum. Bu iktidar kervanımızı binlerce yıllık tarihimizin genetiğinden gelen, biriken ustalıkla yürütmemiz gerektiğine inanıyorum. Kervanın hedefine doğru ilerlemekten başka seçeneği yoktur ve bunu yapmak için de hem hazırlıklar sırasında, hem de kervan hareket halindeyken çok çalışmak, plana uygun davranmak gerekir. Askeri öğretilerde de ,bir ordunun başarı ve Kabiliyetinde lojistik ve hazırlık en önemli safhadır. İşte bu nedenle öncelikle hazırlık demek istiyorum, her ayrıntıyı üzerinde ustaca durulan planlara dönüştürme zorunluluğumuz var. Akşamdan sabaha bizden başarı ve her şeyi değiştirmemizi bekleyenlere maalesef olumlu cevap veremeyeceğiz.
Değişim ve hazırlık, Mustafa Kemal Atatürk’ün milli mücadele hazırlıkları sırasında ilmek ilmek dokunan bir Anadolu motifi gibidir. O motifin her hangi birinde bir yanlış olması, bütüne yansır ve ortaya bozuk bir ürün çıkmasına neden olur.

1919 da başlayıp, 1923 de cumhuriyetimizin kuruluşuna kadar geçen süreci, hazırlıkları her Türk vatandaşının mutlaka incelemesi, Nutku mutlaka okuması, hissetmesi gerektiği inancını taşıyorum. Biz sadece ileri hareketimizi sağlayacak militanca başarılar değil, kalıcı olmamızı sağlayacak devrimci düşünceler ve vizyonla ancak başarılı olabiliriz.

Peki biz neyi başarmak istiyoruz, neden bu yola çıktık?

Bu yola çıktık çünkü, kurucumuzun ölüm tarihi 1938 den sonra, 1923 devrimlerinin kazanımlarını kaybetmeye başladık. Önce bağımsızlığımızı kaybettik.Sonra sırasıyla, ekonomik siyasi alanlarda emperyalizmin arka bahçesi olduk.
Onlar ne dediyse eğitim programlarımız öyle oldu, onların üretme bizden al dediği her şeyi üretmekten vazgeçtik, onlardan almaya başladık. Sanayi, tarım ürünleri, askeri malzemeler başta olmak üzere her şeyde emperyalizme bağımlı hale geldik.

Yetti mi, yetmedi. Önce bu düzeni korumak için gizli servisi de CIA ye kurdurduk, Amerikan conilerine gizli servis binalarımızda, bakanlıklarda odalar verdik, onlardan komutanların emrine de onurlu Türk vatandaşlarını hizmetkar olarak koyduk.Ne için? Emperyalistlerle işbirliği yapsın, ülke çıkarları yerine onların çıkarlarını savunsun diye.
Sonra yetmedi, değişik bahanelerle üsler kurdular Anadolu’nun farklı yerlerine, Atatürk’le mazlum ulusların önderi olan Türkiye, şimdi mazlum ülkelere yapılan darbelerin, onlara karşı savaşların atlama taşı, organize edilen merkezleri oldu.

Bunun sonucu olarak da, ABD icazeti dışında hükümetler kurulamadı ülkemizde, bağımsızlık girişimleri kanlı şekillerde bastırıldı, Mahir Çayan’lar, Deniz Gezmiş’ler ibret olsun dyerek canları ile ödediler emperyalizme karşı mücadelenin bedelini.

Türkiye artık 1923 de yedi düvele karşı kafa tutan bağımsız, kendine yeten ekonomisi olan bir ülke olmaktan çıkıp işbirliçilerin farklı kesimleri, hiziplerince yönetilen bir ülke haline geldi. 1938 den sonraki tüm iktidarlar değişik şekillerde ABD çıkarlarını, ülke çıkarlarından daha fazla koruyanlarca kuruldu.
Darbeleri muhtiralar, sivil baskı hükümetleri her zaman işbirlikçileri daha zengin hale getirdi ama yurtseverleri, halkı fakirleştirdi, bedeli canla ödenen mücadeleler verildi.1 Mayıslardan gezi direnişine kadar hep masum işçilerin, öğrencilerin, gençlerin kanı döküldü toprağa.

Bu gidiş bugün de Menderes’le başlayıp Erdoğan’a kadar gelen halka zulmetme ile yönetilen bir baskı düzeni ile devam ediyor. Yarın da şüpheniz olmasın ki amaçları yeni bir Erdoğan, yeni bir Menderes, yeni bir Özal’la ülkeyi 20 yıl daha bu şekilde yönetmekdir.

İşte burada sizin bir karar vermeniz gerekiyor. Bu düzenin devamını sağlayacak senaryo ve işbirliklerin içinde mi olacağız, yoksa halkımızı düşünerek bu senaryolara karşı, bunları bozmak için kurulmuş GDP de mi?
Bu karar sizin özgür iradenizdir, kararınız ne olursa olsun saygı duyacağız. Düzeni değiştirmek, artık 1938 den bugüne gelen bu baskı ve zulüm iktidarlarının sonunu getirmek istiyorum diyenler bizimle birlikte yola devam edecekler. Demeyenler de kendi kervanlarına, yollarına dönecekler.
Düzeni değiştirmeye kalkmak en zor iş, büyük suç. Buna suç adı koyanlar da bugünkü düzenin yürümesinden çıkarı olan işbirlikçiler. Buna rağmen millete borcu olduğunu hissedenlerle biz düzeni değiştirme yolculuğumuzu sürdüreceğiz.

Bugün pek çok yeni partiler kuruluyor, dikkatinizi çekiyorum, yeni partiler kuruluyor ama program ve tüzükleri birbirinden otomatik alınmış partiler bunlar.Bu nedenle de pazar olsun, parti kurulsun mantığı ile kurulmuşlar. Elbette demokraside her kurulan partiye saygımız var ama bunları da sizinle paylaşmamız gerekiyor.
Yeni kurulan partiler içinde bir tek GDP diğerlerinden farklı. Tüzüğü farklı, programı farklı. Parti tüzüğü, katılımcı, demokratik, eşitlikçi bir çizgide, her şeyden önemlisi kadın erkek eşit temsiliyeti ilk kez parti programına alan bir parti.

Sadece bununla yetinmiyoruz, partimizin bütün organlarına üyelerin oylarıyla seçilecek şekilde düzenlemeler koyduk. Kirlenmiş delege ağalığı sistemine de son vermek istiyoruz. Yani her biriniz parti organlarımızda, kimliğinize, inancınıza, düşüncenize bakılmaksızın, parti programımızı hayata geçirmek üzere çalışabilir, yükselebilirsiniz.

GDP de eşit temsiliyet olacak. Sadece kadın erkek değil, eşit temsiliyet komitemiz, bütün eşitsizlikleri araştırmak ve çözmekle yükümlü olmak üzere kuruldu. Yani tüm organlarda, kararlarda temsiliyet eşitliğini bozan her şeye müdahale edip düzeltebilecek.

Yeterli sayıda üyemiz varsa bütün organlarda kadın erkek, genç, meslek temsiliyetleri eşit olacak, her kesimden vatandaşımıza kapılarımızı açacağız. İşçi, köylü, gençlik, ev kadını yani herkes siyasi hedeflerimize inanırsa, programımızı benimserse bunu yerine getirmek üzere çalışabilecek.

Parti programımız halkçı olacak, halkın zararına olan hiç bir kararı bir tek kişi kalsak bile desteklemeyeceğiz, halka da anlatacağız. Halkın iktidarını kurana kadar da durmayacak, hazırlanıp çalışacağız.

Bu hedeflerimizin oturduğu zemin kurucu değerler zeminidir. Bağımsızlık her anlamda gerçekleşene ve yeniden her konuda sadece biz karar verene kadar çalışmaya devam edeceğiz.Hayalimiz emperyalizmle yapılmış ve halkın aleyhine olan tüm anlaşmaları kent meydanlarında yakmak olacak.

O gün geldiğinde dereler özgür akacak, dağlar, ormanlar altındaki ve üstündeki ile bizim olacak. Birileri zengin olsun diye doğaya, ormana zarar verip madenler açmayacağız, HES ler, termiksantraller kurmayacağız. İhtiyacımız olan enerjiyi sürdürülebilir kaynaklardan yüksek teknoloji ile temin hedefi güdeceğiz.

Bunun için ÇAĞDAŞ eğitimle yetişmiş vatan evlatları yüksek teknoolojiyi öğrendikleri okullardan sonra, dünyayla teknoloji yarışına girecekler. Onların ürettikleri teknolojilerİ, yaşamı kolaylaştıran, daha iyi tarım yapılan, yüksek sanayi ve endüstriyel gelişimde kullanacağız.

Ülkeyi dün bir baştan bir başa saran demir ağların yerine günümüzde teknolojik ağlar olacak, herşeyi insan yaşamını geliştirmekte, kolaylaştırmakta, işçimizin, çalışanımızın mesaisini azaltmak için kullanacağız.

Mesai saatleri kademeli olarak 8 saatten 6 saate, en zor işlerde 4 saate kadar çekilecek, iş de refahta herkese paylaştırılacak.Çalışanlardan kesilen emeklilik primleri ekonomimizi roket gibi fırlatacak kaynaklara dönüştürülecek, emekliler insanca yaşamalarına, tatil yapmalarına yetecek emeklilik aylıklarına sahip olacaklar.
Böyle bir Türkiye hedefi elbette emperyalistler ve yerli kapitalistlerin işine gelmeyecek, bizim hedeflediğimiz şeylerin karşısına yalanı, şiddeti ve her tür provakasyonu koyacaklar, engellemeye çalışacaklar. Bir gün halkımızın %51 ine bunları inandırdığımızda bu düşlerimizi de gerçekleştirecek bir güce ulaşacağız.

O güne kadar her alanda çalışmalarımız demokrasinin yerleşmesi için olacak. Demokrasi geliştikçe ancak hedeflerimize ulaşabiliriz.Korkmayacağız, bu hedeflerimizi saklamayacağız, halka yalan söylemeyeceğiz.
İnanca, kökene, farklı düşüncelere saygı duyacağız. Hakkari’deki vatandaşımız da, Edirne’deki de, Antalya’daki, Artvin’deki de eşit anayasal vatandaşlık haklarına sahip özgür yurttaş olacaklar. Devlet vatandaşların kültür, dil ve yaşam biçimlerinin önünde engel değil, destek olacak,BİZLER SİZE binlerce farklı rengin gökyüzünde oluşturduğu gökkuşağı tadında güzelikler de bir Türkiye vaat ediyoruz.

Bizimle bu hedefe ulaşmak için birlikte çalışır mısınız diye her vatandaşımıza en az bir kere sormak Biz parti üye ve yöneticilerimizin görevidir. Duymayan vatandaşımız oldukça işinizi, işimizi iyi yapmıyoruz demektir.
Kim işini yapmıyorsa, bu ben de olsam yapanla yer değiştirecek demokratik anlayış ve ortamı da sağlayacağız. Bu hedeflerimiz gerçekleştiğinde yine dünyanın mazlum uluslarının önderi bir Türkiye, demokrasi ve insan haklarında Ankara kriterlerini yazmış olacak.

Bunu her şeyden çok istiyorum, isteyen herkesle de yolumu birleştirmek istiyorum.

GDP Genel Başkanı Özlem Ağırman’dan Ulusa Sesleniş
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!