Advert

Sol Medya

Advert

sperrmüll abholung berlin

HDP en kötü senaryoya karşı hazır: Büyük kaybettiririz

‘Kimin olduğunu bilmediğimiz ama iktidarın ve devletin içinde odaklanmış olduğunu tahmin ettiğimiz bir yerlerde kaos planlandığını düşünüyoruz. Bunların ufak denemeler olduğunu düşünüyoruz.’

HDP en kötü senaryoya karşı hazır: Büyük kaybettiririz
10
26 Ağustos 2021 - 10:27

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç Eylül ayında yapacakları deklarasyonla bir geçiş sürecini tarif edeceklerini söyleyerek, “Deklerasyonun ardından herkesle görüşeceğiz ve bir kez daha görüşümüzü anlatacağız. AKP ile görüşür müyüz, onu bilmiyorum. AKP-MHP ile ilgili bir planımız yok ama muhalefete dönük olacak. Ancak ihtiyaç olursa görüşmekten kaçınmayız.” dedi.

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, aralarında Artı Gerçek’in de bulunduğu bir grup gazeteciyle mecliste bir araya gelerek, gündeme dair soruları yanıtladı.

20 Eylül tarihinde görülecek Kobane Duruşması’nda gelinen aşamayı değerlendiren Oluç, ek süre talibinde bulunduklarını ancak henüz bir cevap alamadıklarını söyledi. İddianamenin bu şekliyle kabul edilmemesi gerektiğini söyleyen Oluç, “Usul açısından da yasalar açısından da ek süre verilmesi gerekiyor. O kadar karmaşık bir iddianame ki sadece siz iddianamenin basına düşen 800 sayfalık kısmını görüyorsunuz ama ekler var, yaklaşık 70 klasör flaş diskler var. Bunlar tasnif edilmemiş vaziyette. Tam bir çorba. Bunların tasnif edilmesi, gerekli kişilere iletilmesi ciddi bir çalışma gerektiriyor. Bu çalışmayı bizim değil, Yargıtay Cumhuriyet başsavcısının yapması gerekiyordu. Ama her şeyi doldurup göndermiş bir şekilde. İddianamenin kendi açısından ciddi bir sorunu var. Ama verirler mi, anayasa mahkemesinin takdiri” dedi.

‘GEREKEN ADIMLARI ATACAĞIZ’

Ön savunmada iddianameye ilişkin hukuki savunmalar yaptıklarını, esas savunmada ise tüm iddialara tek tek yanıt vereceklerini söyleyen Oluç, “Cevapsız hiçbir şey bırakmayacağız. Türkiye’de eğer hukuk işliyor olsaydı bu iddianamenin kabul edilmesi de söz konusu bile olmazdı. Ama bunların hepsi politik olduğu için biz hukukla yetinemeyeceğimizi düşünüyoruz. Epey kapsamlı bir çalışmamız var. Bu savunmalar tarihe bir belge olarak kazınacak. O yüzden bu iddianameyi önemsiyoruz. Ve gereken adımları atacağız” dedi.

‘OLASI KAPATMAYA KARŞI ALTERNATİFSİZ DEĞİLİZ’

“HDP’liyiz, her yerdeyiz” kampanyası kapsamında birçok ili gezen ve seçmenleri ile fikir alışverişi yaptıklarını söyleyen Oluç, halkın her şeyin farkında olduğunu ve HDP’nin yanında olduklarına dair net mesaj verdiklerini söyledi. Oluç, “Mitingden öte biz halka gittik. Onlara durumları anlattık. İnsanların kafasında soruların olduğunu biliyoruz. Hem kapatmalar hem de ilerleyen günlerde olabileceklere dair görüşmeler gerçekleştirdik, önerilerini aldık. Bizi sahiplenen bir tablo ile karşılaşmak bizi çok mutlu etti. Görüşmeler sonucunda halkın her şeyin farkında olduğu mesajını net bir şekilde gördük. Elbette eleştirileri de oldu. Öneri konusunda parti ne derse onu yapacağız” mesajını verdi ve “Olası bir kapatma durumuyla karşı karşıya kalırsak demokratik siyasette ısrarcı olduğumuzu ve alternatifsiz olmadığımızı söyledik” dedi.

‘KAPATMAYA KARŞI BÜYÜK KAYBETTİRECEĞİZ’

Olası bir kapatma durumuna karşı parti bir yol belirlediklerini ve siyasi alanı kesinlikle boş bırakmayacaklarını söyleyen Oluç, bu konuda tutumlarının çok net olduğunu vurguladı. Seçim öncesi bir kapatma durumuna karşı formül hazırladıklarını da belirten Oluç, “Sonuç ne olursa olsun demokratik siyaset alanını terk etmeyeceğiz. Ve bu durumda mutlaka kapatma ve siyaset yasağı ile bir şeyler kaybettireceğini düşünen anlayışın karşısında tutumuzu çok net ortaya koyacağız ve çok büyük kaybettireceğiz” dedi.

Oluç sözlerini şöyle sürdürdü:

“Onların kaybı bizden çok büyük olacak. Kapatmanın yaratacağı sonuç hem bizim seçmen açısından daha kararlı bir tutuma neden olacaktır hem de AKP’nin Kürt seçmeni açısından kırılmalara neden olacaktır. Geçmiş partilere baktığınızda hiçbirisi HDP kadar demokratik siyaset içinde kurumsallaşmış bir parti olmadı. HDP 2014’teki yerel seçimlerle açık çalışmasına başladı. O günden bugüne 2 yerel seçim, 2 referandum, bütün genel seçimlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adayları ile çıktı, mücadele etti, demokratik siyaset alanında bir yer tuttu. Türkiye’nin demokratik siyasi açısından baktığınızda kalıcı bir pozisyonu oldu. Seçmen 2014 yılından bu yana seçime girdi ve HDP’yi benimsedi. Seçmenin tepkisi diğer partilerin kapatılmasından çok daha köklü bir tepki olacaktır. Bunun faturası yasakçı zihniyetler açısından ağır olacaktır.”

‘İKTİDARA YAKIN ARAŞTIRMA ŞİRKETLERİ MANİPÜLE EDİYOR’

Kamu araştırmalarında HDP’nin baraj altında kaldığına ilişkin söylemlere de yanıt veren Oluç, kendi yaptıkları ve güven duydukları bazı araştırmalarda sonucun faklı olduğunu söyledi. İktidara yakın araştırma şirketlerinin manipülatif sonuçlar çıkardığını ve o sonuçlarda bile kararsızların dağılmasının ardından baraj üstünde sonuç çıktığını söyleyen Oluç, “Bizim yaptırdığımız araştırmalarda yüzde 13’ün üstünde sonuçlar çıkıyor. HDP’ye yönelik olası bir kapatma durumu bu sonuçların çok daha farklı olacağını düşünüyoruz” dedi.

‘ERKEN SEÇİM İKTİDAR İÇİN İNTİHAR OLUR’

Erken seçim olasılığını da değerlendiren Oluç, erken bir seçim beklemediklerini belirtti. Asıl meselesinin Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunu ve kamuoyu yoklamalarında iktidarın kaybettiğini söyleyen Oluç, “Şu anda seçim olsa 50+1 oy oranını tutturamıyorlar. Böyle bir durumda iktidarın erken seçim kararı almasını kendi açısından intihar gibi düşünenlerdenim. Ama Türkiye’nin konjonktürü nereye doğru gelişir onu bilmiyorum, apar topar bir erken seçim beklemiyorum. Seçim yasasının bu haliyle korunarak bir seçime gitmek istediklerinden de emin değilim. Yaptıkları çalışmalar basına yansıyor, seçim yasasında değişiklik yapılırsa zaten ancak bir yıl sonra uygulamaya alınabiliyor. Ama 2022 de, seçim olma yılında seçim olma ihtimali vardır, ancak ondan önce bir seçim beklemiyorum” dedi.

‘GEÇİŞ SÜRECİNİ TARİF EDECEĞİZ’

Oluç, “Kapatma davasının sonucuna göre ittifakların neresinde yer alırsınız? Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bağımsız bir aday çıkarmayı düşünür müsünüz?” sorusuna ise, “Bunu tartışmaya başlamadık. Eylül ayında bir deklarasyon yayınlayacağız. Saha çalışmalarımızın büyük bir kısmını tamamladık. Bütün o çalışmalar bu ay sonunda tamamlanmış olacak. Bu hafta il eş başkanları toplantısı yapıyoruz, onun ardından parti meclisi toplantıları yapacağız, sonra da grup toplantımızı yapacağız. Eylül ayının ikinci yarısından sonra da bir deklarasyon yapacağız. Deklarasyonun temel anlayışı ise, birincisi Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacak kişiden beklentileri, bunu açıklayacağız. İkinci olarak da biz yerel demokrasi, güçlü bir parlamenter sistem diyoruz. Yerel demokrasisi güçlü olmayan bir parlamenter rejimin zaten güçlü olmadığını söylüyoruz. Böyle bir parlamenter rejimde hangi konuda, hangi adımlar atılır onu tarif edeceğiz. Bir geçiş sürecini tarif edeceğiz” yanıtını verdi.

 

‘DEKLERASYON İLE İTTİFAKA MESAJ VERECEĞİZ’

Yapacakları deklerasyon ile ittifaka yönelik mesaj da vereceklerini söyleyen Oluç, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu demokratik değişim ve dönüşümün konularının da yer alacağını söyledi. Oluç, “Yerel demokrasiyi tartışırken, Türkiye’de yerel yönetimlerin demokratikleştirilmesi çok ciddi bir ihtiyaç. Sadece bizim ihtiyacımız değil. Çünkü AKP iktidara gelirken yerel yönetimleri demokratikleştireceğim diye konuşuyordu, şimdi yerel yönetimleri merkeze çekti. Tam tersini yaptı.” dedi.

Oluç sözlerine şöyle devam etti:

“Şunla ya da bunla pazarlık yapıyoruz diye bir durum yok. Atılması gereken adımlara yönelik fikrimizi ortaya koyuyoruz. Bunları tartışmak istiyoruz. Seçmenimize de bu konular hakkında görüş bildirenlere de bakın demiş oluyoruz. Sonuçta seçimde insanlar oy verecek ve içine sinen adımlar atmak isterler. Diğer önemli konumuz ise Kürt sorununda demokratik ve barışçıl bir çözümün gerçekleşmesi için atılacak adımlar. ‘HDP’liyiz her yerdeyiz’ kapsamında yaptığımız bir etkinlikte çalınan bir türkü nedeniyle parkı kapattılar. Böyle bir şey olabilir mi? Hâlâ Kürtçeye bilinmeyen dil deniliyor. Alttan alta kaynayan bir ırkçılık var. Sadece siyaset alanında değil gündelik hayatta bu çok tehlikeli bir hâl aldı.”

‘HERKESLE GÖRÜŞECEĞİZ’

Daha önce düzenledikleri parti turlarının ikinci aşaması olacak mı ve partilerden randevu isteyecekler mi sorusuna ise Oluç, “Evet, herkesle görüşeceğiz ve bir kez daha görüşümüzü anlatacağız. AKP ile görüşür müyüz onu bilmiyorum. AKP-MHP ile ilgili bir planımız yok ama muhalefete dönük olacak. Ancak ihtiyaç olursa görüşmekten kaçınmayız. Eğer bütün partilerle görüşmek gerekir gibi bir fikir çıkarsa görüşürüz. Zaten mecliste her türlü konuyu konuşuyoruz. Görüşlerimizi onların yüzüne anlatmaktan kaçınmayız” dedi.

‘DEVLETİN İÇİNDE ODAKLANMIŞ KİŞİLER KAOS PLANLIYOR’

Türkiye’de kaos ortamı yaratmak isteyenlerin olduğunu söyleyen Oluç, son süreçte yaşanan ırkçı saldırılara işaret etti. İzmir ve Konya’da yaşanan saldırılara benzer girişimlerin olduğunu ancak kamuoyuyla paylaşmadıklarını söyleyen Oluç, “Kimin olduğunu bilmediğimiz ama iktidarın ve devletin içinde odaklanmış olduğunu tahmin ettiğimiz bir yerlerde kaos planlandığını düşünüyoruz. Bunların ufak denemeler olduğunu, hafife alınmaması gereken kişiler olduğu kanaatindeyiz. Kapatma konusunu bütün bunlarla da değerlendirmek gerekiyor” dedi.

 

‘İKTİDAR AFGANİSTAN İLE İLGİLİ SÖZ SAHİBİ OLABİLECEĞİNİ SANIYOR’

Afganistan’da yönetimin Taliban’a geçmesinin ardından iktidarın söylemlerine de değinen Oluç, “İktidarın dış politikasına baktığımızda çok büyük fiyaskolar ile karşı karşıyayız. İktidarın bütün dış adımları yanlıştı. Suriye için de aynı durumu gördük. Afganistan da bu yanlışların sonuncusu. Daha Taliban yönetimi ele geçirmeden iktidarın havalimanı ile söyledikleri çok büyük yanlıştı. Türkiye’nin ‘burada kalırım’ demesi büyük yanlıştı. Zaten onun bir karşılığının olmadığı da görüldü. İktidar başka bir yanlış yaparak Taliban’la kuracağı ilişki sonrasında Afganistan’la ilgili söz sahibi olabileceğini var sayıyor. Bunun hem tarihsel hem de güncel politika olarak karşılığı yok. İktidarın bu tutumu bizi şaşırtmıyor” dedi.

Oluç şöyle devam etti:

“Taliban’la başka şeyleri karşılaştırmayı doğru bulmam ama Suriye’de demokratik bir rejimin oluşması için Suriye’de yaşayan bütün halkları kapsayan bir demokratik sisteme ihtiyaç var. Orada yaşayan Kürt için de Arap ve diğer halklar için de geçerli. Türkiye’deki iktidar ise Suriye’de Kürt halkının herhangi bir statü kazanmaması için elinden geleni yapıyor. Demografik değişim ve vekâlet savaşı sürdürmek için elinden geleni yapıyor. Bunun yanlış politika olduğu her gün ortaya çıkıyor. Bu yanlış politikaların Türkiye’de yaşayan bütün haklara hem siyasi hem de ekonomik açıdan ağır faturaları oluyor.”

ARTIGERÇEK/Seda TAŞKIN

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
POPÜLER FOTO GALERİLER

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.