CHP’de değişim zamanı… Ama değişim diye ortaya çıkanların statükoyu savunanlardan hiçbir farkları yok…
Buna rağmen kamuoyunun karşısına çıkarak “Değişim” sözcüğünü tekrarlayıp duruyorlar.
Yaşanan gelişmeler ışığında bugünkü CHP’yi doğru analiz ettiğimizde, kendi köklerinden ve toplumsal tabanından uzaklaşmış durumda.
Partinin sağa kaydığı, açık açık ortadayken değişim diyenlerin CHP’nin tarihsel kaynakları üzerinde yeniden örgütlenmesiyle ilgili bir program önerileri var mı?
Maalesef ortada somut bir görüş ve söylem yok.
Liderliğe soyunanlar nasıl bir ekonomik politika izleyecekler? Özelleştirmelere karşı çıkılacaklar mı? Halkçılıktan, laiklikten yana olacaklar mı?
Bütün bu soruların yanıtı, CHP Genel başkanlığına soyunanların gündeminde henüz yok.
Ayrıca delege seçimleri konusunda örgüte bir yöntem, bir model bile sunan yok.
CHP İlçe örgütlerinde yapılan konuşmalara bakınca, genel başkan Kılıcdaroğlu dâhil herkes değişim diyor, ama demokrasi ve çarşaf listeyi savunan kimsede yok. Parti üyeleri mahallelerinde harıl harıl blok liste yapmak üzere delege listesi çalışması yapıyor… Konuşulanlara ve yapılan çalışmalara bakınca değişim bir hayal gibi gözüküyor.
Bu yazımla, Cumhuriyet Halk Partisi’nde yöneticilik yapmış, örgütlerde çalışmış ve de bir süre “CHP İstanbul Sosyal Araştırma Formunda Yönetim Kurulu ” olarak görev yapmış bir örgüt emekçisi olarak “CHP’de Değişim, Ama Nasıl?” sorusuna yanıt verme doğrultusunda düşüncelerimi okuyucularımızla paylaşmayı istedim.
CHP NEDEN BU DURUMA DÜŞTÜ?
Ülkede yaşanan12 Eylül faşist darbesinin sonucu olarak, CHP kapatıldı, sol düşüncenin üzerinden silindir gibi geçildi. 12 Eylül Askeri Darbesi’nin yönlendirmesiyle siyasi parti yasaları da değiştirilerek tüm partiler birbirine benzetildi. Zamanla CHP’de yönetim kadroları, il ve il düzeyinden başlayarak, milletvekili ve belediye başkanı olanların sınıfsal durumları emek kesiminden değil, zenginlerden, para babalarından oluşmaya başladı.
Artık gelinen noktada, parti tabanı ile üst kadrolar arasındaki önemli farklılıkların olduğu açıkça görülmektedir.
Oysa CHP’de, parti tabanı aydınlanmacı, halkçı-kamucu, laik ve demokratik bir geleneğin içinde Cumhuriyetçi bir geleneğe sahipti. 12 Eylül Askeri Darbesi’nin yönlendirmesiyle neoliberal uzantıların parti üst yönetimi üzerinde çöreklenmesine karşın, özellikle oy tabanı CHP’nin hala Cumhuriyetin yaşayabilen yapısal özelliklerini savunmaya devam etmekteler.
CHP’nın anılan özelliklerdeki parti tabanı, emek eksenli toplumsal örgütlerle işbirliği yaparak önce CHP’yi, sonra daha aydınlık bir Türkiye için bir umut yaratma zorunluluğu ile karşı karşıyadır ve bu konu O’nun öz görevidir. Ancak ortaya çıkan bu umudu örgütlemek gerekiyor.
GELECEĞİ ŞEKİLLENDİRMEK, YAŞAMI ÖRGÜTLEMEK!
Kitlelere özgürlük ve adaletin ekmek kadar vazgeçilmez talepler olduğu gerçeğini kavratma örgütlenmesi,
Mavi ya da beyaz, her türlü emekçinin sendikal örgütlenme ile ekmeğine sahip çıkabilmesi için örgütlenmesi,
Dinsel ve etnik gericiliğe karşı emek eksenli çözümleri iletme örgütlenmesi,
Liberal ezberlerin çöküşünü gösterme ve planlı karma ekonomiyle sanayi, tarım ve hizmet sektöründe üretim seferberliğini başlatma örgütlenmesi,
Kırsalda, üreticilerin uluslararası ve ulusal tekellere karşı ve feodalitenin egemen olduğu bölgelerde toprak reformu için kooperatif modelin örgütlenmesi,
Laik, parasız ve bilimsel nitelikli bir eğitim modelini geliştirme örgütlenmesi,
Bilim ve teknolojide, katma değeri yüksek teknoloji ürünlerin üretilmesini sağlayacak akademik ve ekonomik modelin örgütlenmesi,
Ulusal kültürümüzün, evrensel kültürle buluşturulmasını sağlayacak saygınlaşması ve varsıllaşmasının örgütlenmesi,
Emperyalizme ve sömürgeciliğe karşı ezilen uluslarla dayanışmanın örgütlenmesi.
CHP PARTİ PROGRAMI NASIL OLUŞTURULMALI?
Umudun örgütlenmesi için de değinildiği üzere CHP Tüzüğünü ’nün yanısıra bütün millici toplumsal sınıf ve katmanların bir araya gelmesiyle şekillenecek bir programa gereksinim var.
Bu program:
“Ulus Devlet, Devletçilik ve Halkçılık Temelinde Planlı Karma Ekonomi, Tarım-Sanayi Dengesinin Kurulduğu Sanayileşme, Tarımın Korunması ve Türkiye Çıkarlarına Yönelik Dış Politika “ile özetlenebilecek Ekonomik ve Siyasal Tam Bağımsızlıkçı Olmalı”. Bu “program, aslında Türkiye’nin kurtuluş ve kuruluş ideolojisi olan “6 Ok’la şekillenen Kemalist İdeoloji”değil mi?
Elbette bunu uygulayacak bir kadroları oluşturmak gerekiyor. Program ile birlikte kadrolar da şekillenmesi partimizin kazanımı olacaktır.
Programın öncelikle olması ile beraber, bu amaçla CHP’nin bütün üyeleri ile birlikte “Çoban Ateşini Yakmak” dayanışmayı, birlikte başarılı olunacağını ikna etmek gerekiyor. Başka çare yok.







