İktidarı ve muhalefeti ile ülkenin ve siyasetin hali başlıktaki bu iki sözde saklı.
Amaçlar ortak, iktidarda kalmak.
RTE ülkede iktidarını kimlere borçlu olduğunu, ekonomiyi ne hale getirdiklerini tek cümlede söyledi.
“Ekonomimiz, bankacılık sistemimiz, finans sistemimiz gayet sağlam. Bu arada da yine Körfez’den filan bizim sistemimizin içerisine sağ olsun para depo eden ülkeler oldu. Bu da tabii ister istemez kısa bir süre için de olsa Merkez Bankamızı, piyasamızı rahatlattı.”
Para Araplardan geliyormuş, sağ olsunlar-mış.
Bu cümlenin üstüne neler yazılmaz ki…
Soruları soralım, yanıtları size bırakalım.
- Araplar bir “sağ olsun” için mi gönderiyorlar dolarları?
- Arapların RTE’nin iktidarda kalmasından çıkarları olacak acaba?
Ayrıca sormak lazım,
“Gayet sağlam ekonomiye” para depolamak niye?
Uzun uzun yazmaya gerek yok,
A’dan Z’ye üst üste getirilen vergileri, zamları gördükçe,
Tezgahlardaki, raflardaki fiyatlara bir de milletin haline bakınca,
Sorunun yanıtı çıkıyor ortaya;
Üretmeden tüketenler, sonunda tükenirler.
RTE-AKP’nin yürüdüğü yol bu.
Ekonomiyi, hukuku, devleti yıkıyorlar,
İktidarda kalmak için borç alıp topraklarımızı da satıyorlar,
Amaçları belli, Türkiye Cumhuriyeti’ni yok ediyorlar.
*
Bu gidişin karşısında umut olan kurucu parti idi, olmadı.
Değişim tartışmaları başlayınca da,
Kılıçdaroğlu “demokratik” bir şekilde koydu tavrını;
“Başarıyı tek başıma üstlenmem. Ama bu 25 milyonu başarısızlık olarak görürseniz haksızlığın karşısında tek başıma dururum. 25 milyona ulaşan bu değişim yeterli değilse başarısızlık benimdir. Bu sayıyı artıracak yeni değişimleri üretme görevi de benimdir. Bugünkü görevim 25 milyondan bir kişiyi bile feda etmeden süreci yönetmektir.”
Mesaj son derece açık.
- Bana başarısız diyenin partide yeri yoktur,
- Bu siyaset şekliyle, söylemle ve yöntemle aynen devam ediyorum.
Demek ki, parti içinde iktidarda olmak her şeyden daha önemliymiş.
Gel de şimdi değişim iste.
Önümüzde kongreler, kurultay ve yerel seçimler var,
Yönetimlere seçilmek (atanmak) isteyenler,
Yerel seçimlerde adaylık bekleyenler,
Demokratik bir şekilde sus pus bekliyorlar.
O oy veren 25 milyon 504 bin 552 kişi var ya,
Kırgın, kızgın, mutsuz ve de umutsuz durumda.
Unutmayalım CHP’ye verilen oy13 milyon 802 bin 183, hep aynı.
Böyle gidilirse;
- Bugüne kadar destek olanlar, oy verenler umudunu yitirecektir,
- CHP’nin bütünlüğü ve geleceği zarar görecektir,
- Yerel seçimler tehlikeye girecektir,
- İstanbul başta olmak üzere büyükşehirler elden gidecektir…
Bu gerçekleri dile getirenleri bozguncu ilan etmek ise yanlıştır.
Gerçekleri görmek, kabul etmek ve gereğini yapmak gerekir.
Değişimin önünü açmak,
CHP’nin ve Türkiye’nin geleceğine yapılacak en büyük hizmettir, iyiliktir.
*
Görünen gerçekleri söylemesek olmaz.
“Sağ sol kalmadı” diyerek kol kola girdikleriniz,
Demokrasi adına 15 milletvekili verip seçime soktuğunuz,
Bin de birlerdeyken onlarcasını milletvekili yaptıklarınız,
Dost dost diye diye kendi örgütünüzün önüne koyduklarınız var ya,
Onlar size oy veren o 25 milyonun içinde yüzde ikidir, bilemedim üçtür.
Şimdi de diyorlar ki “harç bitti yapı paydos, dostluk buraya kadar.”
Anlayacağınız,
Ne dost diye beraber yürüdükleriniz gerçek dosttur,
Ne de yürüdüğünüz yol CHP’nin gerçek yoludur.
*
25 milyonu 35 milyona çıkartmanın koşulu,
Gerçek dostlarla kendi siyasi yolunda yürümektir.
Gerçek dostlar her koşulda partisi için gönülden çalışan yok saydığınız CHP üyeleridir, örgütüdür,
Gerçek dostlar bu düzenin mağduru olanlardır,
Yüzde 60,4’ü açlık sınırının, yüzde 37,6’sı yoksulluk sınırının altında yaşayanlardır, (1)
Gençler, kadınlar, emeği ile yaşayan çalışanlardır,
Çiftçiler, kobiler, emekliler, memurlar, esnaflardır, Halktır,
Gerçek dostlar dikkate almadığınız sendikalar, meslek odaları, derneklerdir, DKÖ’lerdir.
*
Gerçek dostlarla dost olmak için yürünecek yol ise siyasetin sol tarafındadır.
“Hak, hukuk, adalet” ancak bu yolda yürünerek sağlanır.
Bu yolun temel taşları laiklik, cumhuriyetçilik, devletçilik, halkçılık, ulusalcılık, devrimciliktir.
Bu yolda Demokratik Laik Cumhuriyet’ten ve Sosyal Hukuk Devletinden sapmadan yürümek gerekir.
Bu yolda Laiklik başta olmak üzere CHP’nin ilkelerine ve Halkçı Devrimci kimliğine inananlar yürüyebilir.
Türkiye Cumhuriyeti ancak bu yolun sonunda çağdaş uygarlığa ulaşabilir, ulaşacaktır da…
*
Milletvekili Can Atalay’ın cezaevinde tutulması,
Merdan Yanardağ’ın tutuklanması, Tele1’in 7 gün kapatılması,
Bu dönemde neler yaşanacağının işaretleridir.
#Gazetecilik suç değildir.
#Basın hürdür, sansür edilemez.
#Hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı yok edilemez.
(1). T24, 05.04.2023







