1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Zulmün Adı Aşk!

Zulmün Adı Aşk!

Advert
featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert
Getting your Trinity Audio player ready...

Haber: Atilla YÜCEAK

Zulmün Adı Aşk!

Her zalimin karşısında bir mazlum vardır;

Tıpkı bir aşkın karşısında suskun bir yürek gibi…

Siyasal sistemlerde nasıl ki güç, çoğu zaman vicdanı bastırır ise, aşkta da sevenin yüreği çoğu zaman sevgilinin hoyrat ilgisizliğiyle ezilir.

Sabahattin Ali’nin “Kurbağanın Serenadı” şiiri, işte bu ezilişin, bu sessiz haykırışın ve bu çaresizliğin naif ama sert bir anlatımıdır.

Bir kurbağa…

Gölün yosunlu derinliklerinden, belki de hayal bile edemeyeceği bir yükseklikte parlayan ay gibi sevgilisine serenat yapar.

Ne var ki;

Bilir ki sesi, sevgilinin kulaklarına değil, onun ayaklarının altındaki toprağa çarpar ve orada boğulur.

Tıpkı sistemin alt sınıfını oluşturan bir halk gibi, sesi vardır ama duyulmaz;

Yüreği vardır ama görülmez.

Sabahattin Ali;

Bu kurbağa benzetmesiyle sadece aşkın karşılıksızlığını değil, aynı zamanda sevenin içindeki küçük, zavallı ama cesur sesi de öne çıkarır. Haddini bilmeyen aşık, yani mazlum;

Karşısındaki erişilmez sevgili ise zalimdir.

Fakat bu zalimlik kaba bir kötülük değil, ilgisizlikten doğan bir soğukluktur.

Ne yazık ki aşk, adaletin işlemediği bir rejimdir.

Ne nefrete ne sevgiye hesap sorulur burada.

Aşkta mazlum olan, kendi yüreğiyle baş başa kalır.

Ne serenatına yanıt gelir,

nede gözyaşlarına uzatılan kenarları işlenmiş dantelli bir mendil…

Zaman su gibi akıp gidiyor;

Ve bir gün, belki o kurbağa susar.

Artık ne sesi vardır ne umudu. Sadece çiğnenmek ister ki; Belki ezildiğinde bir iz bırakır, belki bir tekme, onu bir an bile olsa hatırlatır sevgilisine.

Tıpkı tarih boyunca susturulmuş halklar gibi

Aşk da böyledir:

Bir taraf gücüyle konuşur, diğeri sessizliğiyle anılır,

öyle de göçüp gider…

KHK’lı Akademisyen öğretim görevlisi Dr. Vahap Aktaş‘ın yazısını okuduğumda bir an nutkum tutuldu.

İnsanın zaman zaman kendisini kimi yazılarını içerisinde bulması gibi bir duyguya kapıldığı anlar olur ya, öylesi bir şey yaşadım.

Bu giriş ile sevgili Dr. Vahap Aktaş’ın değerli yazısını,

o değerli insanın kaleminden sizlerle paylaşmayı uygun gördüm.

Okumanız dileğiyle…

Atilla YÜCEAK

——

Severek, hissederek dinlerim Hüsnü Arkan’ın “Gönül Yarası” şarkısını…Sebebi yok.
Kendi kendime mırıldanırken “zalime mi kalsın şu yalan dünya” mısrası istemsiz güçlü çıkar bende.

Bu dünya, ne garip bir sahne. Bir yanda zulmün gölgesi, diğer yanda adalet için, barış için yorulup bitap düşen kalpler. “Zalime mi kalsın şu yalan dünya?” diye haykıran bir türkü.

“Yalan dünya” der Yunus Emre, asırlık bir iç çekişle; sanki insanlığın tüm hüsranını, adaletsizliğini ve geçiciliğini o iki kelimeye sığdırmış. Dünya, zalimlerin sahnesi olmuş çağlar boyu. Ama edebiyat, o sahneyi sorgulayan, isyan eden, umudu yeşerten bir ayna. Dünya edebiyatının derin sularından geçerek, zalime bırakılmayacak bir dünyanın hayalini kuralım.

Dostoyevski, Suç ve Ceza’da Raskolnikov’un vicdanıyla boğuşurken, zalimliğin kökenini sorgular. “Bazı insanlar diğerlerinden üstün müdür?” diye sorar Raskolnikov, bir tefeci kadını öldürerek. Ama vicdanı, zalimliği meşrulaştırmaz; aksine, onu kendi iç cehennemine hapseder.

Zalim, belki bir an için dünyayı ele geçirir, ama Dostoyevski bize şunu fısıldar: Adalet, insanın kendi ruhunda başlar. Zalime dünya bırakılmaz; çünkü vicdan, en güçlü isyandır.

Kafka’nın Dava’sında ise Joseph K., neyle suçlandığını bilmeden sistemin dişlileri arasında ezilir. Zalim, bu kez bir birey değil, görünmez bir bürokrasidir. Kafka, modern dünyanın soğuk, ruhsuz adaletsizliğini resmeder. Ama Joseph K.’nın çaresizliği, bize bir uyarıdır: Sessiz kaldıkça, zalimin gölgesi büyür.

Kafka’nın kalemi, “Uyan!” diye haykırır. Yalan dünya, ancak mücadeleyle gerçeğe döner.

Latin Amerika’nın büyülü gerçekçisi Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık’ta Buendía ailesinin yedi neslini anlatırken, zalimlerin ve mazlumların döngüsünü çizer. Macondo kasabası, sömürgecilerin, diktatörlerin ve unutuşun gölgesinde çöker. Ama Márquez’in satır aralarında bir umut saklıdır: İnsan, ne kadar düşerse düşsün, hikâyesini yazmaya devam eder. Zalime dünya bırakılmaz, çünkü hikâyeler, direnişin ta kendisidir.

Peki, ya doğunun bilgeliği? Mevlana,

Mesnevi’de zalimin kalbinin karanlığına ışık tutar: “Zulmün temeli, insanın kendi özünden uzaklaşmasıdır.” Zalim, kendi boşluğunu güçle doldurmaya çalışır, ama Mevlana’nın dediği gibi, “Güneş varken mumun ışığı neye yarar?”

Adalet, sevgi ve hakikat, zulmün sahte krallığını yerle bir eder. Yalan dünya, hakikatin aynasında erir.

Afrika’nın sesi Chinua Achebe, Parçalanma’da sömürgeciliğin zulmünü anlatır. Igbo kabilesi, beyaz adamın getirdiği “düzen”le dağılır. Ama Achebe, sadece mağlubiyeti değil, direnişi de yazar. Zulmün dünyası, mazlumun öyküsüyle sarsılır.

Achebe’nin kalemi, “Kendi hikâyeni anlatmazsan, zulüm senin adına konuşur,” der.

Ve nihayet, Shakespeare’in Hamlet’i: “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu.” Hamlet, zalim amcası Claudius’un tahtını sorgular, ama asıl mücadele kendi içinde. Zulme, zorbalığa karşı durmak, önce kendi korkularını yenmekle başlar. Shakespeare, bize cesaretin bedelini hatırlatır: Yalan dünya, ancak hakikati göze alanlarca kurtarılır.

Yunus’un “Yalan dünya”sına dönelim. Güç sarhoşları, egemenler, fil dişi kulelerinde yaşaya dursunlar; ama edebiyatın vicdani zekaları; direnişin ve umudun sesi olmuşlardır her asır.

Dostoyevski’nin vicdanı, Kafka’nın isyanı, Márquez’in hikâyeleri, Mevlana’nın hakikati, Achebe’nin direnişi ve Shakespeare’in cesaretiyle, bu dünya zulme bırakılmaz.

Çünkü yalan dünya, mazlumun kaleminde, mücadelede, sevgide gerçeğe döner.

Zalime mi kalsın?

Asla!

Bu dünya; adaletin, sevginin, aşkın ve insanlığın dünyası olsun.

Dr. Vahap AKTAŞ

Zulmün Adı Aşk!
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin
KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.