– Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi’nin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) son kurultaylarını geçersiz sayarak yönetimi eski kadroya devreden “mutlak butlan” (kesin hükümsüzlük) kararının ardından, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu topluluk ağından önemli bir açıklama yaptı. Göreve geçici olarak iade edilen Kılıçdaroğlu, yargı kararının parti içinde yeni bir çatışma ya da bölünme yaratmaması gerektiğinin altını çizdi.
Süreci büyük bir titizlikle yürüteceğini belirten eski Genel Başkan, bu dönemi bir ortaklaşma süreci olarak gördüğünü belirtti.
“Kişisel Çıkarlar Değil, Türkiye’nin Geleceği Esastır”
Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, partinin tarihsel sorumluluğuna vurgu yaparak tüm kadroları bir arada durmaya çağırdı. Kılıçdaroğlu’nun kriz anına yönelik iletisi şu sözlerle şekillendi:
“38. Olağan Kurultayımız ile ilgili mahkemenin vermiş olduğu karar; bir ayrışma vesilesi değil, asırlık çınarımızın altında kenetlenme fırsatı olmalıdır. Şahsi ikballer değil, Türkiye’nin geleceği esastır. Bu kapsamda süreci; önceki dönem Genel Başkanlarımızla, Parti Meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve iş birliği içinde yürüteceğiz.”
Kılıçdaroğlu’nun bu kucaklayıcı dili kullanması, yargı müdahalesiyle çalkalanan parti tabanında derin bir yarılmanın önüne geçmeyi amaçlıyor. Genel Merkez önünde toplanan örgütlerin tepkileri sürerken, eski ve yeni yönetim kanatlarının bundan sonraki süreçte atılacak adımlar konusunda nasıl bir uzlaşı arayacağı ise siyaset kulislerinin en büyük merak konusu durumuna geldi.
Kılıçdaroğlu şu sözlere yer verdi:
“Cumhuriyet Halk Partisi; kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir. Cumhuriyet Halk Partisi milletimizin egemenlik senedidir.
38. Olağan Kurultayımız ile ilgili mahkemenin vermiş olduğu karar; bir ayrışma vesilesi değil, asırlık çınarımızın altında kenetlenme fırsatı olmalıdır.
Gün; sevinç çığlıklarıyla birbirimizi kırma günü değildir. Gün; kırgınlıkları bir kenara bırakıp ciddiyetiyle, sükûnetle ve kucaklaşarak ayağa kalkma günüdür.
Bu süreci “keşkelerle” değil, ciddiyetle, parti kültürümüzden aldığımız samimiyetle ve ortak akıl ile yönetmek zorundayız. Şahsi ikballer değil, Türkiye’nin geleceği esastır. Bu kapsamda süreci; önceki dönem Genel Başkanlarımızla, Parti Meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve iş birliği içinde yürüteceğiz.
Hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz. Herkesi sükûnete ve ortak akıla davet ediyorum. Biz bir aradayız!”







