SOLMEDYA – Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Türkiye’nin önde gelen medya kuruluşlarından Habertürk ve Show TV’nin bağlı bulunduğu Can Holding’e el konuldu. Holdingin sahipleri Mehmet Şakir Can, Kemal Can ve Kenan Tekdağ’ın da aralarında bulunduğu 10 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.
Savcılıktan yapılan açıklamaya göre, operasyonun temelinde “suç örgütü kurmak”, “nitelikli dolandırıcılık”, “kaçakçılık” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak” suçlamaları bulunuyor.
TMSF (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu), soruşturma kapsamında 121 şirkete kayyum olarak atandı. El konulan şirketler arasında medya, finans, enerji ve eğitim alanlarında faaliyet gösteren firmaların bulunduğu bildirildi.
2. Savcılığın İddiaları
Başsavcılığın açıklamasına göre Can Holding bünyesindeki bazı şirketler üzerinden:
- Kaynağı belirsiz yüklü miktarda para girişi yapıldığı,
- Bu paraların farklı şirketlere aktarılıp izlerinin gizlenmeye çalışıldığı,
- Faturasız işlemler ve sahte belge düzenlemeleri ile vergi yükümlülüklerinin azaltıldığı,
- Ticari faaliyeti bulunmayan şirketlerde sahte sermaye artırımları yapıldığı,
- “Varlık Barışı” düzenlemesinin suç gelirlerini aklamak için kullanıldığı tespit edildi.
Ayrıca MASAK raporlarına göre, şüphelilerin suçtan elde ettikleri gelirlerle stratejik sektörlerde şirket alımları yaptığı, böylece hem ekonomik gücünü artırmayı hem de “meşruiyet görüntüsü” kazanmayı hedeflediği kaydedildi.
3. Medya Boyutu
Operasyonun en dikkat çekici yönü, Türkiye’nin önde gelen televizyon kanallarından Habertürk ve Show TV’nin TMSF’ye devredilmesi oldu.
📌 Bu durum, medyada güç dengelerinin yeniden şekilleneceğine işaret ediyor:
- Habertürk, özellikle haber yayıncılığı alanında son yıllarda öne çıkmış, siyasi tartışma programlarıyla gündem belirleyen bir kanal.
- Show TV ise daha geniş kitlelere ulaşan eğlence ve dizi yayınlarıyla tanınıyor.
Bu iki kanalın TMSF yönetimine geçmesi, hem basın özgürlüğü hem de medya çeşitliliği açısından tartışmaları beraberinde getirecek gibi görünüyor.
4. Ekonomik ve Siyasi Yansımalar
121 şirkete el konulması, sadece medya değil; finans, enerji ve eğitim sektörlerini de doğrudan etkileyecek.
- Ekonomik açıdan:
Şirketlerin faaliyetlerinin TMSF denetimine geçmesi, kısa vadede belirsizlik yaratacak. İş ortaklıklarının, yatırımların ve çalışanların geleceği konusunda soru işaretleri bulunuyor. - Siyasi açıdan:
Medya kuruluşlarının devletin kontrolüne geçmesi, iktidarın kamuoyunu yönlendirme kapasitesini artırabilir. Bu da özellikle seçim dönemlerinde medya tarafsızlığı tartışmalarını alevlendirebilir.
5. Uzman Görüşleri ve Değerlendirmeler
- Hukukçular: El koyma kararlarının, suçlamaların mahkemede kanıtlanmasıyla kalıcı hale gelebileceğini, aksi halde şirketlerin iade edilmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak süreç uzun ve tartışmalı olabilir.
- İktisatçılar: Bu tür büyük operasyonların yabancı yatırımcı açısından “hukuki öngörülebilirlik” sorununu gündeme getirdiğini belirtiyor. Türkiye’de yatırım iklimi üzerindeki etkiler dikkatle izlenmeli.
- Medya uzmanları: Habertürk ve Show TV’nin TMSF yönetimine geçmesinin, medya sektöründe “tek seslilik” riskini artırabileceğini ifade ediyor. Bu durumun hem kamuoyunun haber alma özgürlüğünü hem de medya çalışanlarının bağımsızlığını zedeleyebileceği dile getiriliyor.
6. Olası Senaryolar
- Soruşturma derinleşebilir: Savcılık, Can Holding’in yurtdışı bağlantılarını ve mali trafiğini inceleyebilir. Bu da yeni gözaltı ve el koyma kararlarını gündeme getirebilir.
- Medya yeniden yapılandırılabilir: TMSF’nin yönetimine geçen Habertürk ve Show TV’nin yayın politikalarında değişiklikler yaşanabilir.
- Dava uzun sürebilir: Benzer davalarda olduğu gibi, yargı sürecinin yıllar alması mümkün.
- Siyasi kutuplaşma artabilir: Muhalefet bu süreci “medyaya müdahale” olarak nitelendirirken, iktidar ise “suç örgütüyle mücadele” vurgusu yapacaktır.
Sonuç olarak:
Can Holding operasyonu, sadece bir mali soruşturma değil, aynı zamanda Türkiye’de medya, siyaset ve ekonomi üçgenini doğrudan etkileyecek geniş çaplı bir gelişme olarak kayıtlara geçti. Önümüzdeki süreçte hem yargılamanın seyri hem de medya sektöründe yaşanacak dönüşümler, kamuoyunun en yakından takip edeceği başlıklar arasında yer alacak.






