Erdem UYGUR
*Ankara, 12 Ekim 2025*
Türkiye’nin ceza infaz kurumlarında yaşanan aşırı kalabalık sorunu, Anayasa Mahkemesi’nin 9 Ekim 2024 (RG: 23 Haziran 2025) tarihi kararıyla birlikte daha da gün yüzüne çıktı. Mahpuslara ayrılan kişisel alanın 3 metrekareden az olması, Anayasa’nın 17. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3. maddesi kapsamında işkence ve kötü muameleye varan ihlaller olarak nitelendirildi. Adalet Bakanlığı verilerine göre ise cezaevleri, kapasitesinin %137’sini aşmış durumda.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 9 Ekim 2024’te Levent Cantekin başvurusu (2019/34408) üzerinden verdiği kararda, mahpusların fiziksel koşullarını AİHM içtihatları doğrultusunda değerlendirdi. Karara göre, 3 metrekareden az kişisel yaşam alanı, mahpusların onuruna aykırı muamele olarak kabul ediliyor ve bireysel tazminat taleplerine kapı aralıyor. Bu karar, cezaevlerindeki hijyen, sağlık ve güvenlik sorunlarını da gündeme taşıdı.
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 1 Eylül 2025 tarihli resmi verileri, krizin boyutunu ortaya koyuyor: Toplam 402 ceza infaz kurumunda kapasite 304 bin 964 kişi iken, mahpus sayısı 419 bin 194 kişiye ulaşmış durumda. Bu, yaklaşık 114 bin kişilik bir fazlalığa işaret ediyor; birçok mahpus, tuvalet önlerinde veya kartonlar üzerinde yatmak zorunda kalıyor. Doluluk oranı %137’yi aşarken, yeni infaz kurumları inşası yetersiz kaldı. Özellikle COVID-19 salgını sırasında uygulanan infaz düzenlemelerindeki eşitsizlikler, sorunu derinleştirdi. X platformunda #CovidYasasıEşitsizliği8Yıl4Ay etiketiyle yürütülen kampanyalar, 8 yıl 4 aylık infaz adaletsizliğini vurguluyor ve eşit infaz reformu talep ediyor.
Muhalefet ve sivil toplum örgütleri, acil genel af veya infaz yasası değişikliği çağrısı yapıyor. Eski HDP Milletvekili ve Kalkınma Bakanı Müslüm Doğan, “Her yüz kişiden biri cezaevinde; çözüm genel af” derken, aktivistler meclisi göreve davet ediyor. Adalet Bakanlığı’ndan henüz yeni bir adım gelmezken, insan hakları savunucuları, AYM’ye yönelik bireysel başvuruların artacağını öngörüyor.
Bu gelişmeler, Türkiye’nin ceza adaleti sisteminde köklü reform ihtiyacını bir kez daha hatırlatıyor. Konuyla ilgili gelişmeleri takip ediyoruz.
(Kaynak: AYM Karar Bilgi Bankası & Adalet Bakanlığı CTE Verileri)






