– Türkiye’de son dönemde sıkça dile getirilen “terör örgütünün kendini feshettiği” yönündeki açıklamalar, Nevruz kutlamaları sırasında yaşanan gözaltı ve operasyonlarla yeniden tartışma konusu oldu. Siyasi iktidar cephesinden gelen “fesih” ve “silah bırakma” vurguları kamuoyunda yeni bir süreç beklentisi yaratırken, sahadaki güvenlik uygulamaları bu söylemlerle örtüşmeyen bir tablo ortaya koydu.
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (EGM) açıklamasına göre, 24–25 Mart 2026 tarihlerinde İstanbul, İzmir, Manisa, Siirt ve Bitlis’te düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 27 kişinin daha gözaltına alınmasıyla Nevruz sürecinde gözaltına alınanların sayısı 209’a ulaştı. Gözaltıların, “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” ve “örgüt propagandası” suçlamaları kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, yaptığı açıklamada Nevruz’un birlik ve beraberliğin simgesi olduğunu vurgulayarak, bu değerleri istismar edenlere karşı gerekli müdahalenin yapıldığını ifade etti.
Öte yandan Nevruz alanlarında TUSAŞ saldırısının faillerine ait posterlerin açılması ve sloganlar atılması, tartışmaları daha da derinleştirdi. Bu gelişmeler, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “örgütün kendini feshettiği” yönündeki açıklamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, kamuoyunda ciddi soru işaretlerine yol açtı.
İYİ Parti İstanbul Milletvekili Cihan Paçacı, terörle mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, iktidarın söylemleri ile sahadaki uygulamalar arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekti. Paçacı, “Eğer ortada feshedilmiş bir örgüt varsa, hangi örgütün propagandası yapılmaktadır?” sorusunu yönelterek hukuki ve siyasi çelişkiye işaret etti.
Paçacı ayrıca, Nevruz alanlarında açılan posterler ve atılan sloganların bazı kesimlerin bu süreçten cesaret aldığını gösterdiğini savundu. Devletin kullandığı dilin de önemli olduğunu belirten Paçacı, “örgüt” ifadesinin “terör” nitelemesinden ayrıştırılmasının kavramsal bulanıklık yarattığını ifade etti.
Tartışmanın merkezinde ise temel bir soru yer alıyor: “Terör örgütü gerçekten feshedildi mi, yoksa sahada varlığını sürdüren bir yapı mı söz konusu?” Muhalefet, bu soruya net ve şeffaf bir yanıt verilmesi gerektiğini vurguluyor.
EDİTÖR NOTU:
Siyasette kullanılan dil ile sahadaki uygulamalar arasındaki uyum, kamu güveni açısından belirleyici bir unsur. Çelişkili mesajlar, yalnızca tartışmaları büyütmekle kalmıyor, aynı zamanda toplumdaki belirsizlik duygusunu da derinleştiriyor.
-
Yazı Boyutunu Ayarla Okuma rahatlığı için seçin
-
Küçük 100% Dev






