– Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Vakıflar Haftası programında yaptığı “vakıf kültürü milletimizi millet yapan değerlerden biridir” açıklaması, Türkiye’de vakıf sistemi üzerinden büyüyen tarikat ve cemaat yapılanmalarını yeniden gündeme taşıdı.
AKP döneminde vakıflar yalnızca sosyal yardım kuruluşları olmaktan çıkarken; ekonomik, eğitimsel ve ideolojik örgütlenmenin merkezlerinden biri haline geldi. Özellikle cemaat bağlantılı vakıfların kamu olanakları, vergi muafiyetleri ve siyasi destekle geniş bir etki alanı oluşturduğu belirtiliyor.
Menzil’in Milyonluk Vakıf-Şirket Ağı
Menzil cemaatinin yıllardır Semerkand Vakfı üzerinden oluşturduğu kurumsal yapı, cemaat içindeki miras ve liderlik tartışmalarıyla yeniden gündeme geldi. Semerkand bünyesindeki şirketlerin toplam sermayesinin 309 milyon TL’yi geçtiği belirtilirken, Saki Elhüseyni’nin kurduğu Serhendi Vakfı’yla birlikte cemaatin yönettiği toplam ekonomik büyüklüğün 381 milyon 650 bin TL’ye ulaştığı ifade ediliyor.
Hizbullah’ın Vakıf ve Medrese Yapılanması
1990’lı yıllardaki kanlı saldırılarla hafızalara kazınan Hizbullah’ın ise bugün vakıf ve dernekler üzerinden faaliyet yürüttüğü iddia ediliyor. Peygamber Sevdalıları Platformu/Vakfı üzerinden Milli Eğitim Bakanlığı içerisinde kadrolaşma tartışmaları sürerken, çeşitli illerde görev yapan öğretmenlerin bu yapıyla bağlantılı olduğu daha önce basına yansımıştı.
Örgütün ayrıca Umut Kervanı Vakfı aracılığıyla medreselere maddi destek sağladığı; çocuklara yönelik kırtasiye, gıda ve giyim yardımları üzerinden dini yapılanmayı güçlendirdiği öne sürülüyor.
İsmailağa’nın Türkiye’den Afrika’ya Uzanan Medrese Ağı
İsmailağa cemaatine bağlı Dar’ul Fünün Eğitim ve Dayanışma Vakfı’nın ise Türkiye dışında özellikle Afrika ülkelerinde medrese faaliyetleri yürüttüğü belirtiliyor. Mali’de cami ve medrese açan vakfın İstanbul’daki kurs ve medreselerinde Türkiye’nin yanı sıra Afrika ve Orta Asya’dan gelen çocukların eğitim aldığı ifade ediliyor.
Vergi Muafiyetleri Tartışılıyor
AKP döneminde 345 vakfa vergi muafiyeti tanınırken, bu kuruluşlar arasında çok sayıda cemaat bağlantılı vakfın bulunması eleştiri konusu oldu. CHP’li Hasan Öztürkmen, şirketlerin bu vakıflara yaptığı bağışlarla vergiden düştüğünü belirterek devletin trilyonlarca liralık vergi gelirinden vazgeçtiğini söyledi.
Muhalefet, kamu kaynaklarının dini yapılanmalar aracılığıyla belirli gruplara aktarıldığını savunurken; iktidar ise vakıf sisteminin toplumsal dayanışmanın temel unsurlarından biri olduğunu vurguluyor.
Maddeler
- Erdoğan vakıf sistemini “milleti millet yapan değer” olarak savundu
• Tarikat ve cemaat vakıflarının ekonomik gücü tartışma yarattı
• Menzil cemaatinin yönettiği sermaye 381 milyon TL’yi geçti
• Hizbullah’ın vakıflar üzerinden MEB’de örgütlendiği iddia edildi
• İsmailağa’nın Afrika’ya uzanan medrese ağı dikkat çekti
• 345 vakfa verilen vergi muafiyeti yeniden gündemde
Editör Notu
Türkiye’de vakıf sistemi uzun yıllar dayanışma ve sosyal yardımla anılırken, son dönemde cemaatlerin ekonomik ve ideolojik örgütlenme alanına dönüşmesi laik eğitim, kamu denetimi ve vergi adaleti tartışmalarını büyütüyor. Kamu kaynaklarının hangi ölçüde ve kimler adına kullanıldığı sorusu ise giderek daha fazla gündeme geliyor.






