Haber: Atilla YÜCEAK
– Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Av. Bahar Gültekin Candemir, Sokak TV mikrofonlarına yaptığı açıklamada ülke gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Sokak TV muhabirinin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Kurultayı’na ilişkin mahkeme kararı ve yargıda yaşandığı savlanan hukuksuzluklara dair sorularını yanıtlayan Candemir, sürecin kamuoyunda geniş tartışmalara neden olduğunu belirtti.
Muhabirin, söz konusu kararın hukuksal bir süreç olmaktan ziyade yargının siyaseti dizayn etme çabası olarak değerlendirildiği yönündeki görüşleri anımsatması üzerine Candemir, uzun süredir kamuoyunda “Mutlak butlan davası” olarak bilinen davanın geçtiğimiz günlerde sonuçlandığını ifade etti. Kurultayın geçersiz sayılmasına karar verildiğini belirten Candemir, asıl tartışılması gereken hususun, Yüksek Seçim Kurulu’nun görev alanına giren bir konuda yargı tarafından karar verilmesi olduğunu vurguladı.
Candemir, Türkiye Barolar Birliği olarak yaptıkları açıklamada da yer verdikleri üzere, bu sürecin siyasal alanın yargı eliyle şekillendirildiğine dair bir belirti olarak değerlendirildiğini ifade ederek, “Bir hukuk devletinde olmaması gereken bir süreç yaşıyoruz” dedi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte hukuk devleti ilkesinin temellerini attığını hatırlatan Candemir, son dönemde yargı uygulamalarının bu ilkeye zarar verdiğini dile getirdi. Özellikle uzun tutukluluk sürelerinin adeta bir cezalandırma aracına dönüştüğünü belirten Candemir, bu durumun yargı bağımsızlığı açısından ciddi endişelere yol açtığını söyledi.
Bağımsız yargının tesisi için yapılması gerekenlere de değinen Candemir, “Çok şey yapılmasına gerek yok. Anayasa’nın teminatı altında olan hukuk devletinin yeniden tesisi için yargı üzerindeki siyasal etkinin kaldırılması yeterlidir” ifadelerini kullandı.
Yargı bağımsızlığının sağlanması, yargıç teminatının güçlendirilmesi ve savunma makamının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini vurgulayan Candemir, avukatların görevlerini yerine getirirken karşılaştıkları fiziki saldırılara da dikkat çekti. Yakın zamanda görevini yaptığı için hayatını kaybeden avukat Zekeriya Polat’ın davasının görüleceğini anımsatan Candemir, bu tür olayların hukuk devleti açısından kabul edilemez olduğunu belirtti.
Candemir, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu olumsuzlukların giderilmesi halinde hukuk devletimiz zaten ayaktadır. Hukukun araçsallaştırıldığına dair uygulamaların sona ermesi, kamuoyu vicdanında da karşılık bulacaktır.”
Bir hukukçu olarak insan haklarının, demokrasinin ve hukuksal güvencelerin yeterince sağlanamadığı bir dönemden geçildiğini ifade eden Candemir, savunma makamının temsilcisi olarak büyük bir endişe içinde olduklarını dile getirdi.
Candemir, Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal bir hukuk devleti olduğunun altını çizerek, “Bu ilkenin gereğinin yerine getirilmesine siyaset engel olmamalıdır” dedi.






