Advert
Burhanettin YILMAZ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. “İktidar Susuyor, Yurtseverler Uyuyor: Radikalizm Ekranlardan Topluma Sızıyor!”

“İktidar Susuyor, Yurtseverler Uyuyor: Radikalizm Ekranlardan Topluma Sızıyor!”

Türkiye göz göre göre büyüyen bir tehlikeyle karşı karşıya.

featured
Google'da Abone Ol service
1
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

Türkiye göz göre göre büyüyen bir tehlikeyle karşı karşıya.
Ama bu tehlike ne ana akım tartışmalarda yer buluyor ne de gereken ciddiyetle ele alınıyor.

Radikal Selefi-Vehhâbî yapılanmalar, artık eski yöntemlerle değil; dijital dünyanın sınırsız olanaklarıyla örgütleniyor.
“Sanal medrese”, “sanal cemaat” adı altında yürütülen bu faaliyetler, özellikle gençleri ve kırılgan kesimleri hedef alarak adım adım yayılıyor.

Daha çarpıcı olan ise şu:
Bu yapıların varlığı biliniyor. Raporlara giriyor. Veriler ortada.
Ama iktidar cephesinde bilinçli bir görmezden gelme hali var.

Çünkü mesele sadece “radikalizm” değil.
Mesele, toplumu dönüştürme projesinin hangi unsurlara alan açtığıyla ilgili.

Laiklik aşındırılırken, bilimsel eğitim geriye itilirken, sorgulayan akıl zayıflatılırken; bu tür yapıların zemin bulması tesadüf değildir.
Tam tersine, bu zemin bilinçli ya da ihmalle büyütülmektedir.

Ancak burada başka bir eksiklik daha var:
Devrimciler, demokratlar, yurtseverler…
Bu tehlikeyi yeterince örgütlü bir karşı duruşa dönüştürebilmiş değil.

Evet, tepkiler var. Yazılar yazılıyor. Açıklamalar yapılıyor.
Ama dağınık, süreksiz ve etkisiz.

Oysa bu mesele, bireysel uyarılarla geçiştirilecek bir konu değil.
Bu, örgütlü bir toplumsal mücadele gerektirir.

Mahallede, okulda, üniversitede, sendikada, dernekte…
Her alanda laikliği, bilimsel eğitimi ve aydınlanmayı savunan bir hat yeniden kurulmak zorunda.

Gençleri bu karanlık ağlara kaptırmamak için, alternatif bir dayanışma ve bilinç ağı örülmelidir.
Sosyal medya onların aracıysa, aynı alan güçlü bir karşı içerikle doldurulmalıdır.

Suskunluk, bu yapıların en büyük müttefikidir.
Dağınıklık ise en büyük şansları.

Bugün yapılması gereken nettir:
Bu tehdidi küçümsememek, görmezden gelmemek ve en önemlisi örgütlü bir karşı duruş inşa etmek.

Çünkü mesele sadece bugünün değil, yarının Türkiye’sidir.
Ve o yarın, ya aydınlık olacak… ya da bugünden sessizce karartılacak.

Tam da bu noktada somut bir örnek önümüzde duruyor: Tuzla’da ortaya çıkan Demokrasi Hareketi…
Bu çıkış, tam da ihtiyaç duyulan örgütlü toplumsal refleksin bir ifadesi olabilecekken; yerel yönetim ve parti kadroları tarafından “muhalif bir oluşum” gibi algılanması ciddi bir çelişki yaratıyor.

Oysa mesele koltuk rekabeti değil, toplumsal karanlığa karşı ortak mücadeledir.
Bu tür girişimleri bastırmak ya da dışlamak, yalnızca demokratik enerjiyi zayıflatır; gerici ve radikal yapıların hareket alanını dolaylı olarak genişletir.

Soru açık ve nettir:
Aydınlık bir gelecek mi inşa edilecek, yoksa dar siyasi hesaplarla bu alan karanlığa mı terk edilecek?

Çünkü bugün ihtiyaç olan şey; ayrışmak değil, örgütlenmek… Susmak değil, harekete geçmektir.

“İktidar Susuyor, Yurtseverler Uyuyor: Radikalizm Ekranlardan Topluma Sızıyor!”
+ - 1

Bir Cevap Yaz Hakan Urun İptal

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

1 Yorum

  1. 30 Mart 2026, 13:27

    Metin çok önemli bir soruna dikkat çekiyor ve özellikle dijital alanda gençlerin karşı karşıya olduğu riskleri görünür kılması açısından değerli bir uyarı niteliği taşıyor. Bu tür tartışmaların daha fazla yapılması gerçekten önemli.

    Belki bu çerçeveye katkı sunacak bir nokta olarak şunu eklemek mümkün olabilir: Bu tür yapıların neden özellikle gençler üzerinde etkili olabildiğini de birlikte düşünmek faydalı olabilir. Aidiyet ihtiyacı, gelecek kaygısı ya da kendini ifade edebilecek alan bulamama gibi etkenler, bu yönelimi artırabiliyor. Bu yüzden çözümün bir parçası da, gençlere daha güçlü sosyal ve kültürel alternatifler sunmak olabilir.

    Ayrıca laiklik ve bilimsel eğitim vurgusu çok kıymetli. Bu değerleri savunurken mümkün olduğunca kapsayıcı bir dil kurmak, daha geniş kesimlerle temas kurmayı kolaylaştırabilir ve etki alanını büyütebilir.

    Son olarak, metinde vurgulanan örgütlü duruş ihtiyacı önemli bir çağrı. Bu duruşun farklı toplumsal kesimleri bir araya getiren, diyalog kanallarını açık tutan bir zeminde gelişmesi, uzun vadede daha güçlü sonuçlar doğurabilir.

    Emeğine sağlık 👏

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin