Bizim, seksen kuşağının “hep bir” umudu vardır!
Bizim, seksen kuşağının “hep bir” umudu vardır! Sağcı/ solcu ayırmıyorum… Bugün, yaşanan “tüm” olumsuzluklara, “tüm” aydınlıklara kara bulaştırılmasına karşın yine de “umut” vardır. Geceler sabah, kışın soğuğu ilkyaz, bulutları aralayan güneş oldukça “umuttan” söz edilir hep… Hangi çıkmaz sonuna dek sürmüş, hangi “diktatör” sonuna dek kalmış ki; hiçbiri… Yaptıklarıyla, insanlara verdikleri acıyla, acımazlıklarıyla kalmışlar; o kadar!
Seksen kuşağı “yitik gençlik” diye anılır, onun için daha çok… “Güzel günlere ulaşacağız” demişlerdir; olmamış! “Ne ezen, ne ezilen, insanca/ hakça bir düzen” demişlerdir; olmamış! Ancak yine de “umudun” peşi bırakılmamış, “mutlaka bir gün” denilmekten kaçınılmamış! “Yürüyelim arkadaşlar” denildiğinde bir olunmuş, “safları sıkı tutalım” denildiğinde kenetlenmiş, Nazım’ın “akın var/ güneşe akın/ güneşi zaptedeceğiz/ güneşin zaptı yakın” dizeleri umudun üzerine merhem çalınmış…
***
Özgür Özel’in çıkışlarını “başlarda” pek olumlu görmemiş olsam da, uzun yıllardır tanık olmadığımız “duyguyu” yaşatması “bende” etkili oldu… Her zaman sözünü ediyorum; bırakın gördüğüm birinin acılanmasını, izlediğim bir filimden bile etkilendiğim olmuştur! Yılmaz Güney’in “Arkadaş” filmindeki, temmuz sıcağının yansıdığı “ucu açık” tarlada, Cemil’in “kendini arama” sahnesi anımsadığımda bile titretir beni. Bunun gibi daha çoklarını sayabilirim… Özel’in, yaşamını yitiren arkadaşı Ferdi Zeyrek için yaşadıkları bir şok kişinin belleğindedir büyük olasılıkla. Daha önce “böylesini”, bir genel başkanın bu duyguda olanını görmedim ben; tanık olanınız var mı?
Başkası nasıl değerlendirir bilmiyorum, ancak bende, son yıllarda unutulan “duygudaşlığı” anımsatmıştı, o günlerde… Daha sonra, buna benzer onlarcasını sayabilirim… Yorulmaksızın düzenlediği miting/ eylemleri, her gittiği yerde yurttaşla oluşturduğu “öyküyü”, kalabalığın arasına kendini bırakıp gitmesini… Sonra da, “halk yaşadığı çıkmazlara karşı bizden umutlu, emekçi/ gençlik bizden bir şeyler bekliyor; onları yüzüstü nasıl bırakırız” diye soruyordu. Bir seksen kuşağı “genci”” olarak nasıl “umutlu” olmam ki?
***
Başta dedim ya; bizim kuşağın hep bir “umudu” vardır… Bugün de Özgür Özel olsun! Halkın ortaya koyduğu istençle kurduğu Yeni Parti, gündemi yönlendirebiliyor. Özel’in, deneyimli siyasetçilerle oluşturduğu eşgüdüm, “iktidarı” bir yandan zora sürüklerken, bir yandan da “iktidarın” yönelimlerini değiştiriyor; bunda, son yıllarda yaşananları anımsarsak, şaşırmıyoruz. Ancak, başından beri belirtilen “genel başkanı da, il başkanını da, ilçe başkanını da kayıtlı üyeler seçecek” denilmesi ne denli değerliyse, yönetimlerin “yeni” olmaktan uzak olduğu da gözler önünde…
Özgür Özel’in çabasını genelde, Anıl Tanburoğlu’nun çabasını Adana’da, Zafer Yeğenoğlu’nun çabasını Kozan’da ayrı tutuyorum… Sonrasında yaşananları “çabalarla” örtüştürürken zorlanıyorum! “Eskinin” fosilleşmiş alışkınlarını bırakamayanların “izleri” her yere bulaşıyor! İstediğimce “çabalar” diyerek direneyim, istediğimce “umudu” baltaladıklarından söz edeyim, “gelişmelerin” bir yerlerinde öbekleşebiliyorlar! Bunun için “nitelikten” söz ediyorum fırsat buldukça, bunun için “halının altını temiz tutun” diyorum, bunun için “adamcılık” oynamayın diyorum; tüm kazanımları bir çırpıda yitip gidecektir, unutmayın!
***
Ne olmuş biliyor musunuz? Hiç sevmediğim “kulis bilgisi” olduğu söyleniyor… Pazar günü yapılacak olan Yeni Parti’nin il başkanlığı seçiminde “onun/ bunun adamları” oluşmaya başlamış bile! Geçmişte CHP’de yaptıklarının aynısını Yeni Parti’de de uygulamaya başlamışlar! Partinin genel başkandan “torpillisi”, Tanburoğlu’nu değiştirmek için “isim” arayışında olduğu ileri sürülüyor… Özgür Özel’i dinlerken, “bu” ya da “buna” benzer klik oluşturacak eylemlerden uzak durulacağını çıkarmıştım. “Halkın sesiyiz, halka borcumuz var, halkın umuduyuz” sözlerinden başka “ne” çıkarmalıyım ki? Bu “kulis bilgisi” ne; söyleyin!
Şunu diyorum: Ya dediğiniz gibi olun ya da ne olduğunuzu saklamayın! Bunca bungunluğun, bunca çıkmazın içinde yurttaşın yüreğinde ışıldayan “umudu” yok etmeyin! Sizlerin yaşamı ne denli değerliyse/ özelse, yurttaşın yaşamı da aynı öyle; “iyi yaşamak” için sizden daha çok hakkının olduğunu unutmayın! Öyle “adamcılıkla”, öyle “halının altını kirleterek”, öyle “eskinin” izlerini taşıyarak halkın istemiyle oluşan Yeni Parti’nin içinde olmayın; biraz salın/ gölge etmeyin, rahat bırakın insanları, “umutlarını” yaşasın… 151026



