Dr. Vecder ÖZ
[19:52, 18.06.2026] +90 532 500 33 99: SOSYAL MEDYADA YAZDIĞIM YAZILARA ALERJİ DUYAN BİR KESİM; SÜREKLİ OLARAK AĞZA ALINMAYACAK HAKARETLERLE BİRLİKTE
“SEN KİMSİN, PARTİN, ETİN, BUDUN NE Kİ MUHALEFET EDİYORSUN” DİYE SALDIRMAYA DEVAM EDİYOR!..
Ben,
Askeri okulları ve askeri hastaneleri kim kapattıysa,
Milli bayramları kim sabote ettiyse,
T.C. ibarelerini kim söktürdüyse,
Andımızı kim yasaklattırdıysa,
İstiklal Marşı okunurken ayağa kalkmayanlara kim sessiz kaldıysa,
Türk bayrağını paçavraların yanına kim astırdıysa,
TSK’ya kim kumpas kurduysa,
Çeşitli bahanelerle TSK’nın kozmik odalarına girenlere kim göz yumduysa,
Şehide kelle, askere tane, birkaç Mehmet için meclisi toplayamayız kim dediyse,
Cumhuriyet’in tüm kazanımlarını, “Babalar gibi satarız” dediyse…
GAYRI MİLLİ SİYASET İHANET KAPISININ ALTIN ANAHTARIDIR!
Ülkemizde bu kapı 46 sene önce aralanmış ve ardından da sonuna kadar açılmıştır.
Olanları detaylara (ayrıntılara) girmeden kronolojik sıraya göre özetleyerek anlatmaya çalışacağım.
Her şey altyapısı çok önce oluşturulmuş planlı bir askeri darbeyle başladı!
Yıl 1980: Askeri darbeyle milli siyaset tasfiye edildi ve Kenan Evren komutasında dış güdümlü ve kontrollü bir darbe hükümeti kuruldu.
Yıl 1981: Turgut Özal, Darbe Hükümetinin ekonomi bakanı oldu ve 15 Ekim 1981’de ‘Kürt sorununa çözüm’ adı altında Hürriyet gazetesine yaptığı açıklamada “Federasyon dahil her şeyi konuşmalıyız” diyerek ilk kez niyeti ortaya koydu.
Yıl 1983: Darbe komutanı Kenan Evren’in talimatıyla ülkenin Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Erzurum, Diyarbakır, Eskişehir, Trabzon olarak 8 eyalete bölünmesiyle ilgili bir kararname hazırlandı ve ilk resmi işlem başlatıldı.
Yıl 1988: Mesut Yılmaz’ın Dışişleri Bakanı olduğu ikinci Özal hükümeti döneminde Türkiye, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartını imzalayarak ilk tavizi (ödünü) verdi.
Yıl 1991: Turgut Özal Cumhurbaşkanı oldu ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, 3723 sayılı ve 12 Nisan 1991 tarihli yasa ile TBMM tarafından onaylandı. Özal yapmakta olduğu işlem yüzünden ileride Anayasa’nın 105. maddesi uyarınca “Vatana İhanet” ile suçlanmaktan çekinerek 21 Mayıs 1991 tarih ve 3723 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 23. maddesi ile 29 Nisan 1923 tarih ve 2 sayılı “Hıyanet-i Vataniye kanununu” yürürlükten kaldırttı.
Yıl 1993: 17 Şubat günü uçağının düşürülmesiyle Org. Eşref Bitlis şehit edildi.
- Eşref Bitlis İncirlik’ten kalkan ABD helikopterlerinin PKK’ya ikmal yaptığını tespit etmiş ve tekrarı halinde vur emri vermişti.
Böylelikle TSK’nın ilk direnci kırılarak Ordu’ya göz dağı verilmiş oldu. Hükümet olayın üstüne gitmedi.
Yıl 1995: TSK, 21 Mart- 02 Mayıs tarihleri arasında, ABD’den bağımsız olarak Kuzey Irak’ta PKK’ya karşı Çelik Harekâtı düzenledi. Bunun üzerine ABD’nin yarı resmi organları “Türk komutanlar hizadan çıktı” açıklamasını yaptılar.
Yine Yıl 1995: Temmuz ve Ağustos aylarında gerçekleşen ve ABD heyetince ABD’nin Kuzey Körfez İşleri İstasyon Şefi Robert Deutsch’ın başkanlık ettiği birinci Türkiye – ABD görüşmelerinde
ABD Türkiye’nin Federasyona geçmesini istedi.
Yıl 1996: TSK, ABD’nin tehdit ve tasarruflarına karşı yeniden yapılanmaya başlayarak TSK’yı tümenler yerine yüksek ateş gücüne sahip hareketli tugaylara dönüştürdü ve yurt sathında yaygın yerleştirmeye başladı.
Yıl 1998: 28 Şubat tarih ve 406 sayılı Milli Güvenlik Kurulu kararı ile Genel Kurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu “28 Şubat’ı bin yıl sürdürmeye kararlıyız” dedi.
Yıl 1999: Recep Tayyip Erdoğan 26 Mart günü okuduğu bir şiir bahane edilerek Pınarhisar Cezaevine konuldu ve burada dört ay tutularak mağdur edildi.
Yıl 2001: Cezaevi mağduriyeti kamu vicdanında karşılık bulan Recep Tayyip Erdoğan 14 Ağustos günü bu rüzgarla Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurdu.
Yıl 2002: 24 Temmuz’da ABD, TSK’nın bu kararlılığı karşısında harekete geçti. Bin Yılın Meydan Okuması adı altında Nevada çölünde Türkiye’yi işgal tatbikatı yaparak gözdağı verdi.
Yine Yıl 2002: AKP, 03 Kasım günü yapılan genel seçimlerde iktidara geldi.
Yıl 2003: ABD 20 Mart günü Irak’ı işgale başladı.
Yine Yıl 2003: Dışişleri Bakanı Abdullah Gül 02 Nisan günü ABD Dışişleri Bakanı Colin Powel ile
2 sayfa, 9 maddelik gizli bir anlaşma imzaladı ve 7. madde gereği Federasyona dönülme şartı kabul edildi.
Yine yıl 2003: 04 Haziran günü BM İkiz Sözleşmeleri TBMM’de onaylandı.
Yine Yıl 2003:
ABD askerleri 04 Temmuz 2002 günü Türk subaylarını esir alarak, kafalarına çuval geçirdi.
Yine Yıl 2003: Başbakan Erdoğan, 08 Temmuz günü çuval operasyonu karşısında ABD’ye nota verilmesini isteyen muhalefete alaylı bir tavırla “Ne notası veriyorsun, müzik notası mı)” diye yanıt verdi.
Yıl 2004: 07 Mayıs günü Anayasa’nın 90.maddesine ek yapıldı. Buna göre milletlerarası antlaşmaları uygun bulma kabul edildi. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda Milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır hükmü kabul edildi.
Yıl 2005: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Amerikan Yahudi Kongresi tarafından Cesaret Ödülü verildi.
Yıl 2006: Recep Tayyip Erdoğan 04 Mart günü BOB eş başkanıyız açıklamasını yaptı.
Yine Yıl 2006: 25 Ocak tarih ve 5449 sayılı Kalkınma Ajansları Kanunu ile 25 eyalete geçiş hazırlığı istendi.
Yıl 2007: TSK’ nın küçültülmesini isteyen ABD, 12 Haziran günü yerli (FETÖ) işbirlikçileriyle tertiplettiği kumpasla Ümraniye’de bir gecekonduda 27 adet el bombası bulunmasıyla TSK’ya karşı davalar başlatılmasını sağladı. Ergenekon, Balyoz gibi davalarla TSK’nın gözde subay ve komutanları tasfiye edildi.
Yıl 2009: “Kürt Açılımı” ile yola çıkarılan federasyon hazırlıklarına başlandı ve Oslo görüşmeleri yapıldı.
Yine Yıl 2009: 29 Mart günü Büyükşehir Belediye seçimleri sonrasında BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan artık Kürdistan sınırlarının çizildiğini açıkladı.
Yıl 2010: 12 Eylül günü Anayasa referandumuyla Yargı bağımsızlığı zedelendi.
Yıl 2012: 06 Aralık gün ve 6360 sayılı Büyük Şehir Kanunu ile Güneydoğu’da kurulacak eyalet iskeleti şekillendi.
Yıl 2014: 16 Temmuz gün ve 6551 sayılı Çözüm Sürecine yani Terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine dair kanun çıkarıldı.
Yıl 2015: 07 Haziran seçimlerinden sonra PKK’ya karşı başlatılan askeri temizlik harekâtının ABD’nin askeri gücüne zarar verdiği beyan edilerek Türkiye uyarıldı.
Yıl 2016: 15 Temmuz tarihinde Türk askerinin şerefli üniformasını giymiş FETÖ’cü vatan hainleri tarafından darbe teşebbüsünde bulunuldu. Recep Tayyip Erdoğan, “Ne istediler de vermedik” “Rabbimden af milletimden özür diliyorum” açıklamasıyla yapılanların vahametini ve buna alet olunduğunu ortaya koydu..
Yıl 2017: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı altındaki başkanlık sistemi 16 Nisan referandumu (halk oylaması) ile kabul edildi.
Yıl 2018: 24 Haziran günü Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri yapıldı.
Yine Yıl 2018: Sonunda ABD’nin dediği oldu. Başkanlık ve tek adam dönemi 9 Temmuz tarihinde resmen uygulanmaya başlandı.
Böylece arzu edilen federasyon yolunun kapısı açılmış oldu.
Sonraki 7 yıllık süreç hepimizin malumudur.
Yıl 2025: 5 Ağustos günü TBMM bünyesinde “Terörsüz Türkiye” hedefiyle faaliyet gösteren ‘Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ kuruldu.
Yıl 2026: 18 Şubat günü Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu, Komisyonun 21’inci toplantısında oya sunularak nitelikli çoğunlukla kabul edildi ve sonun başlangıcı için düğmeye basılmış oldu.
Yasal düzenlemeler yapılacak, APO hapisten çıkarılarak DEM’in başına getirilecektir.
Bunun için sırada alt yapısı çok önceden hazırlanmış olan federal anayasa vardır.
Bu anayasa ile birlikte Federal Yönetime geçildiği an kurulacak özerk Kürt eyaleti bir müddet sonra ABD yaptırımı ile İran, Irak ve Suriye’deki parçalarıyla bir araya getirilecek ve BOP projesinin bölgesel ayağı tamamlanmış olacaktır.
Tüm bu çabalar Türkiye’nin Yugoslavya örneğinde olduğu gibi bölünmesi ve minimal bir coğrafyaya hapsedilmesi içindir.
Değerli dostlarım,
Bu gidişatı tersine çevirmenin tek yolu ülke yönetimine yüzde yüz yerli ve milli bir siyasetin hakim olmasından geçer.
Bu ise ancak milli ve güçlü bir siyasi ittifakın kurulması ile mümkündür.
Burada Atatürk çizgisinden asla taviz vermeyecek olan siyasi partilere düşen tarihi görev çok büyüktür.
- Münferit siyasetten vazgeçilerek,
her türlü şahsi ego bir tarafa bırakılarak
aynı çatı altında birleşmek
artık vatani bir zarurettir.
Dr. Vecdet ÖZ



