“Avrupa’nın çöplüğü değiliz” 

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Toprağa, suya, üretime yapılan kıyımı doğru okumak; görünürdeki o cilalı, süslü kavramların arkasındaki acı gerçeği iyi görmek zorundayız.

featured

Toprağa, suya, üretime yapılan kıyımı doğru okumak; görünürdeki o cilalı, süslü kavramların arkasındaki acı gerçeği iyi görmek zorundayız. Adana’nın seçilmiş Anakent Belediye Başkanı Zeydan Karalar, “Avrupa’nın çöplüğü değiliz” derken bunu vurguluyordu. “İktidarın” gönlü olsun, üç/beş anaparadar köşeyi dönsün diye Avrupa’nın pisliğini, plastik atığını, sanayi çöpünü topraklarımıza yığalım! Ardından da “yeşil dönüşüm” adı altında akçalı kaynak, borç, kredi muslukları açılsın!

Geçtiğimiz yıllarda Avrupa sınırlarını korumak, sığınmacıların geçişini engellemek için aktarılan avroları anımsayın; bugün de kendi çevresini kirletmekten çekinmeyenlerin ülkemizi çöp alanına çevirmesine ödün veren yapıyı çok iyi tanımamız gerek! Yurdun havasını, toprağını, suyunu kirleten umursamaz anlayışı…

***

Duymuşsunuzdur, Türkiye Kalkınma/ Yatırım Bankası ile Dünya Bankası arasında yaklaşık 630 milyon dolar tutarında iki antlaşma imzalandı. Başkent Ankara’da sağlanan bu kaynak, Hazine/ Maliye Bakanlığı’nın geri ödeme güvencesi altında yürütülecek. Sağlanan kaynağın yaklaşık 200 milyon avroluk bölümü güneş, rüzgâr, pil depolama yatırımlarına; 400 milyon dolarlık bölümü ise sanayide temiz üretim, enerji ile kaynak verimliliği, salım azaltımı çalışmalarına aktarılacak.Aslında bu, ülkemizi küresel anaparadara biraz daha bağımlı kılan bir borçlanma biçimi…

Soru şu: Bu akçalı kaynağın arkasındaki zorunluluk nereden doğuyor?Yanıt açık: Avrupa Birliği’ne dışsatımımız yılın ilk sekiz ayında yüzde 3,6 artışla 71,8 milyar dolara ulaştı. Almanya 13,6 milyar dolarla başı çekerken; İtalya, İspanya, Fransa en çok dışsatım yaptığımız ülkeler olarak dizildi. Otomotiv 20,1 milyar dolarla ilk sırada yer alırken; demir ile demir dışı metaller dışsatımını en çok artıran alanlar oldu.Burada Batı, “Sınırda Karbon Düzenlemesi” adını verdiği kurallarla karşımıza dikiliyor. “Bizim pazarımıza mal satmak istiyorsanız, üretiminizde doğaya verilen zararı en aza indireceksiniz; baca gazı salımını azaltıp doğa dostu üretim yöntemlerine geçeceksiniz” diyorlar.

***

Kendi pazarlarını korumak için dayattıkları bu koşullar karşısında Türk sanayicisi, ayakta kalabilmek adına temiz üretim, enerji verimliliği, salım azaltımı yatırımlarına yönelmek zorunda kalıyor. Bu yatırımların gerektirdiği kaynak ise çoğu kez borçlanma yoluyla sağlanıyor.Gelişmiş Batı, kendi insanının temiz havada yaşaması için çevre kurallarını sıkılaştırırken; atık yükünün bir bölümünü sınırlarının dışına taşıyabiliyor. Bizde ise kısa vadeli kazancı, halk sağlığının/ doğanın önüne koyan anlayış bu tabloya göz yumabiliyor.Çukurova’nın üretken toprağı, yeraltı suları, solunan havası kirleniyor.

Aslında her şey o denli açık: Avrupa Birliği’nin plastik atığını başka ülkelere göndermesinin ardında, atığın kendi ülkelerinde işlenmesiyle başka ülkelere gönderilmesi arasındaki maliyet farkı da bulunuyor. Avrupa Birliği’nin plastik atık dışsatımı 2025 yılında 503 bin tona ulaşırken Türkiye bu atıkların başlıca alıcısı durumunda. Topraklarımız kirlenirken, doğamız yok edilirken; bir yandan da “sanayide temiz üretim yapın, salımı azaltın” deniliyor. Dünya Bankası ya da Avrupa kurumları üzerinden milyonlarca dolarlık borç antlaşmaları imzalanıyor.Soru şu:Atıklar sınırlarımızın dışından ülkemize taşınırken, bu kirliliğin oluşturacağı yükü kim üstleniyor? Temiz üretime geçişin bedelini kim ödüyor?

***

Karalar’ın “Avrupa’nın çöplüğü değiliz” başkaldırısı anlamlı olduğunca, herkesin arkasında durması gereken bir duruş! Bu yapıda ne halkın sağlığı düşünülür ne doğanın dengesi… Varsın Adana’da çocukların ciğerleri zehir dolsun, varsın tarım alanları yok olsun; yeter ki küresel şirketlerin çarkları dönsün, yeter ki borçlanma düzeni sürsün! “İktidar”, kendi halkının sağlığını, toprağının verimini korumak yerine Batı’nın kirliliğine ödün veren bu yaklaşımıyla umursamazlık ortaya koysun!

Çözüm bellidir: Avrupa’dan yapılan plastik atık dışalımı amasız, fakatsız durdurulmalıdır. Adana başta olmak üzere kirletilen tüm alanlar ivedilikle temizlenmeli, neden olan işletmelere en ağır yaptırımlar uygulanmalıdır.Kendi atığımızı kaynağında azaltan, ayrıştıran, yeniden değerlendiren bir düzen kurulmalıdır. Biz, kendi öz kaynaklarıyla ayağa kalkan, toprağına, üretimine, insanına sahip çıkan bağımsız bir ülke olmak zorundayız.Başkasının çöpünü alıp, üstüne bir de borçlanarak gelecek kurulamaz.Çukurova’nın toprağı da, bu ülkenin insanı da böyle sınanamaz!071026

 

“Avrupa’nın çöplüğü değiliz” 
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!