güvenilir sitelerizmir bergama escortbeylikduzuescortumuz.comdeneme bonusu veren sitelerbodrum escortistanbul manken escortdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerdoeda sexhttps://www.turkcasino.net/http://www.milano2018.com/ http://www.elculturalsanmartin.org/kayseri escortfethiye escortankara escortgaziantep escortgaziantep escortantalya escortantalya escort bayanmanavgat escort bayanmaltepe escortkurtköy escortataşehir escortkartal escortümraniye escortbostancı escortanadolu yakası escortBahçeşehir EscortKadıköy escortAnadolu yakası escortAtaşehir escortBostancı escortizmir escortdeneme bonusuhttps://www.antalyakongresi.com/canlı casinoamplifeeder.comhttps://www.newstrendline.com/deneme bonusu veren siteler 2023Beylikdüzü EscortHoliganbetbonus veren sitelerfethiye escortfethiye escort
Advert

Mustafa Özen yoldaşı saygıyla anıyoruz

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

1959 yılında Samsun’da dünyaya gelen sosyalist inancın ve mücadelenin neferi Mustafa Özenç, ilk ve orta okulu Samsun’da tamamladı. 1977’de Yüksek Mühendislik Okulu için Adana’ya giden Özenç, devrimci mücadelesini burada sürdürdü. Okulunda ve yaşadığı mahallede faşist baskıların kırılmasında büyük rol oynayan Özenç, 12 Eylül Askeri Darbesinin ardından 20 Ağustos 1981 tarihinde sabaha karşı Adana Cezaevi’nde idam edildi.

—20 Ağustos 1981 sabah 03:00 sularında Adana Cezaevi’nde idam edilen Devrimci Yol militanı Mustafa Özenç’in hücresinde kaleme aldığı şiiri:

“O büyük gün geldiğinde
ben kimbilir kaç yıldan beri
ebedi yatağımda toprağın derinliklerinde
sonsuz bir uykuda uyuyor olacağım
fakat alınca ne zamandır beklediğim haberi
uyanıp, sesimi kimse duymadan
o büyük zaferin tarifsiz coşkusuyla
kara toprağın altından, ben de haykıracağım.
Unutup geçmişte kalan acı dünü
kimbilir belki bir kış günü
üzerimi yorgan gibi kaplayan
bembayaz karın soğuğundan….
ya da sonbahar mevsiminde
kemiklerime işleyen yağmurdan duyacağım
ve milyonları saran o doyulmaz sevince
ben de sessizce ortak olacağım.
Mevsim ilkbahar sıcak bir yaz olsa da
gece gündüz farketmez ben her zaman hazırım
adımın yazıldığı taş bile yıkılsa da
kalmamış ta olsa şu dünyada mezarım
hatırlayıp tek canlı gelmese başucuma
o müjdeyi ben doğadan alacağım
nasırlı ellerce yaratılan o görkemli bayrama
hiç kimse farkemeden ben de katılacağım.”

Mustafa Özenç’in ailesine yazdığı son mektubu:

“Sevgili Babacığım

Hepinizi ne kadar sevdiğimi bilirsiniz. Sizin de beni ne derece sevdiğinizi ve en iyi şekilde yetiştirmek için ne çok çaba ve fedakârlıklar gösterdiğinizi de biliyorum. Sizlere bu satırları yazmamın nedeni kendinizi bu konuda suçlamamanız içindir. Siz bana karşı görevinizi fazlasıyla yerine getirdiniz. Bu yüzden sizi kimsenin suçlamaya hakkı yoktur. Buna yeltenenler olursa, bilin ki onlar bile bile, ya da bilmeyerek bu sömürü düzenine köleliği savunanlardır..

Ben yolumu kendim çizdim. Şu veya bu şekilde. kişisel hırs ve çıkarlar uğruna düzene sadık köleliği değil: emekten

ve emekçiden yana olmayı, sermaye ve onun egemenliji ile sömürüsüne dayalı düzene karşı mücadeleyi seçtim.
Yürüdüğüm yolun ne kadar sarp, engebeli, dolambaçlı olduğunu da biliyordum. Çünkü sömürücü sınıf emperyalizme göbeğinden bağımlı, çıkarları emperyalizmle aynı yönde ve devlete egemendi. Bu egemenlik ve saltanatı sürdürebilmesinin temel koşulunu; baskı ve şiddete dayalı politika ve bunu tamamlayan yalan, demagoji v.b. propaganda oluşturuyordu.

Zaten hiçbir zaman istikrara kavuşmayan, emperyalizme bağımlı, çarpık kapitalist düzenin açmazları derinleştikçe; baskı ve şiddet o ölçüde artmaktaydı…

Nitekim önce sivil köpeklerini halkın üzerine saldilar. Okulları, işyeri ve mahalleleri faşist zorbalara işgal ettirerek, geniş emekçi kitleleri, demokrat aydın ve öğrencileri köleleştirmeye çalıştılar. Katliamlar yarattılar. Olan bitenleri “anarşi ve terör” diye açıklayıp, sınıf mücadelesini örtbas etmeye kalktılar. Bütün bunlar yetmedi. Sivil sıkıyönetim, bölgesel sıkıyönetim ve arkasından 12 Eylül… Emekçi sınıf ve tabakalarının kazanılmış tüm haklarının ortadan kaldırıldığı bir ortam. Herşey önceden hazırlanmış bir oyunun parça parça sahnelenmesi idi. Her sahnede baş rol oyuncuları değişiyordu. Ve Türkiye emekçi halklarının devrimci mücadelesinin yükselmesini önleyemedi. Hiçbir zaman da önleyemeyecektir.

Ben ve daha yüzlerce kişinin öldürülmesi, ülkemizde yaşanan sınıf savaşını durduramayacak ve bu savaş, bu bozuk düzen tüm pislikleriyle tarihin çöp sepetine atılıncaya kadar sürecektir.

Sizlere veda mesajı olarak yazdığım bu satırları bitirirken, tek isteğim sabır ve iradenizi koruyarak; bu olayı bir aile faciasına dönüştürmemenizdir. Hepinize sonsuz selâmlar, saygılar ve sevgiler.

Elveda…”

Mustafa Özen yoldaşı saygıyla anıyoruz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advert