Advert

Sol Medya

Advert

sperrmüll abholung berlin

Bir Devlet Neden Çöker ?

Tarih boyunca bu sorunun cevabını net şekilde verebilen tek aydın İbn-i Haldun olmuştur..

Bir Devlet Neden Çöker ?
Vecdet ÖZ( vecdetoz@gmail.com )
58
05 Ekim 2021 - 21:52

Millet ittifakının Cumhurbaşkanı adayı olarak hangisini görmek istersiniz?”

Sonuçları görüntüle

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Tarih boyunca bu sorunun cevabını net şekilde verebilen tek aydın İbn-i Haldun olmuştur..

İbn-i Haldun, modern historiyografinin, sosyolojinin ve iktisadın öncülerinden, 14. yüzyıl çok yönlü İslam – Arap düşünürü, devlet adamı ve tarihçidir.

Yaşadığı coğrafyada devlet yapılarının kuruluştan itibaran maksimum 120 yıl içinde nasıl çöktüğünü Mukaddime adlı eserinde kaleme alarak geleceğe ışık tutmuştur.

İbn-i Haldun, bu süreci beş aşamaya ayırmıştır;

– Birinci Aşama (Zafer ve kuruluş): Fetihler yoluyla toprak kazanılan, yurt edinilen bu aşama kuruluş aşamasıdır ki bu aşamada yerleşik güçler elinden askerî güç vasıtasıyla iktidar devşirilir. Kan bağlarının çok güçlü olduğu, devletin başının bir hükümdardan çok bir şef gibi hareket ettiği dönemdir. Bu dönemde devlet soy (nesep) birliğine dayandığı için aynı soydan gelenler arasında organik yakınlık arttıkça devlet güçlüdür.
– İkinci Aşama (Otorite ve yükseliş): Hükümdarın iktidarı tekeline almaya başladığı bu dönemde hükümdar, kendisinin başa gelmesinde etkin rol oynayan devlet adamlarını birer birer tasfiye etmeye başlar. Elinde bulundurduğu iktidar gücüne ortak olabilecek ne kadar güç odağı varsa ortadan kaldırır. Artık, kan ve akrabalık bağından oluşan yönetim kadrosunun yerini; yalnızca hükümdardan emir alan, maaşlı asker ve bürokratlardan oluşan bir grup almaya başlar. Bunun yanı sıra hükümdara danışmalık eden bilginler sınıfından oluşan bir grup da vardır. İbn-i Haldun bu grubu en kötü siyasal danışmanlar olarak nitelendirmektedir. Yerelden çok evrenseli görmek üzerine eğitim aldıkları, toplumsal ve siyasal olayları özelinde ele almak yerine olaylar arasında kıyaslamalara gittikleri için siyasal önerileri de genellikle fayda vermeyen önerilerdir. Hükümdarlara asıl fayda sağlayan öneriler ortalama zekâya sahip, alelade kişilerden gelmektedir.
– Üçüncü Aşama (Refah ve ümran): Bu aşama ekonomik refahın günden güne arttığı, kültür ve sanatın gelişme gösterdiği bir yükseliş ya da gösteriş aşamasıdır. Hükümdar bu aşamada şahsi servetini artırmak, halkının vergilerini azaltmak, devletin mali kaynaklarını artırmak, şehirlerin imarı için uğraşır. Toplumun tüm kesimleri ekonomik refahtan payını alır. Devlet bilimde, güzel sanatlarda ve ticarette vatandaşları teşvik eder. Burjuvazi kültürel faaliyetlere hamilik eder. Refah ve özgürlük devlette hakim olur.
– Dördüncü Aşama (Duraklama): Doyum, tatmin ve kendini beğenmenin had safhada olduğu aşamadır. Bu dönemde de ülkeye istikrar ve barış hakimdir. Ancak devlet durağan bir yapıdadır. Yenilikçi hiçbir girişim yoktur. Eski yönetimleri taklit etmekten öteye gidemeyen devlet adamları, mevcudu değiştirmenin devleti yıkacağına inanırlar ve tüm kesimlerden gelen önerilere kulak tıkarlar. Hem devlet adamları hem de halk bu istikrar ve refahın sonsuz olduğuna inanmıştır. Devletin geçmişteki siyasi ve ekonomik birikimlerine göre bu aşama gerçekten de uzun sürebilir. Ancak bu aşamada fark edilemeyen bir gerileme ve çözülme başlar, devlet son aşama olan sefahat ve israf aşamasına doğru hızla yol alır.
– Beşinci Aşama (Çöküş): Sefahat, gösteriş ve israfın birbiriyle yarıştığı bu aşamada devleti yönetenler, ekonomik ve toplumsal olayları kendi istek ve arzuları doğrultusunda yönetmeye çalışırlar. Onların bu hırsları devlette onulmaz hastalıklar meydana getirir. Devleti yönetenler, lüks içerisindeki iktidarlarını sürdürebilmek, emri altındaki ordunun ve bürokrasinin desteğini sürdürebilmek için vergileri artırma yolunu seçer. Artan vergilerle birlikte ekonomik faaliyetler ve devleti yönetenlerin beklentilerinin tersine devlet gelirleri azalır. Halkın devletten beklentileri azalırken mutsuzluk ve karamsarlık halk arasında yayılır. Ekonomik faaliyetlerin sekteye uğramasıyla birlikte ciddi gelir kaybı yaşayan ve ilerisi için endişelenen insanlar uzun vadeli planlar yapamazlar. Geçim derdine düşen toplumda doğum oranları geriler, nüfus azalmaya başlar. Kalabalık şehirlerde nüfusa bağlı toplum ve çevre sorunları baş gösterir. Devlet hızla çözülmeye, devletin kurumları arasındaki uyum bozulmaya başlar. Devletteki birlik ve nizam yerini karmaşanın getirdiği kaos ortamına bırakır. Devlet, en küçük bir sorun karşısında dahi içinden çıkılamaz yönetim zafiyetleri içine düşer. Sonunda dışarıdan gelen, yeni, güçlü, sağlıklı bir topluluk; devleti ele geçirir ve çürüyen yapıyı ortadan kaldırıp yenisini kurar.

Bu çöküşün toplumsal alametlerini ise şu şekilde ifade etmiştir:

– Dayanışmanın yok olması.
– Üretimin zayıflaması.
– Tüketim çılgınlığı.
– Vergilerin artması.
– Liyakatin dikkate alınmaması.
– Adaletsizliğin yaygınlaşması.
– Umutların kırılması.
– Göçün hızlanması.
– İblisane bir gurur ve kibir.
– Gösteriş, riyakarlık ve yalakalık.

644 yıl önce yayınlanmış olmasına rağmen güncelliğini koruyan bu eserden mutlaka ders alınmalıdır.

ABD Başkanları Kennedy ve Reagan ile İngiltere Başbakanı Thatcher ekonomik darboğazlardan çıkmak, işsizliği en aza indirmek için Mukaddime’ye başvurmuş olan liderlerdir..

Asırlardır ayakta kalan ve medeniyet yolunda ilerlemeyi sürdüren ülkelerin asıl sırrı toplum olarak tarihten ders alma idraki içinde olmalarıdır..

Maalesef idrak özürlü toplumsal kitlenin çoğunlukta olduğu ülkeler için tarih halen tekerrürden ibarettir.

Dr. Vecdet Öz

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
POPÜLER FOTO GALERİLER

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.