Advert
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Bir Kitap Daha Çok Okunsaydı

Bir Kitap Daha Çok Okunsaydı

Köy enstitülerini de içeren bir doktora projesi yapıyorum ve Anadolu Rönesansı kitabınız bir ay kadar önce elime geçti.

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert
“Eser Erzurum
Konuşma Ata
Spam klasörüne taşı
Cum 11:12
“Berlinden selamlar,
Köy enstitülerini de içeren bir doktora projesi yapıyorum ve Anadolu Rönesansı kitabınız bir ay kadar önce elime geçti. Baskısı yok sanırım, çok zor bulunuyor. Burada bir kitapçıda imzalı 2. el buldum. Ucuz da değildi ama paraya kıyıp aldım. İyi ki de almışım. Aklınıza fikrinize sağlık, ne kadar önemli bir çalışma. İlham verdiniz. Çok teşekkürler!”
Bu notu dün facebook-yazar hesabımın Messenger penceresinden aldım. Ne kadar gurur duyduysam, ne kadar verdiğim bu emek için kendimle övündüysem, onun en az on katı kadar da hüzünlendim… Ülkemin başına gelenleri, kitabı hazırladığım o günden içimi acıtan gerçekleri büyük bir çabayla sayfalara dönüştürmeye çalışırken, hemen o sıralarda Balyoz, Engenekon kumpasları ile bu memleketin nerelere götürüleceği bana “ayam” olmuşken; insanlarımı uyarmalıydım; gerekirse yüksek bir yere çıkıp var gücümle bağırmalıydım…
O kumpasları alkışlayarak “domokrasi” şampiyonu yaptığını sananları, “demokrasi ve açılımlar” uğruna memleketin en kilit noktalarını emperyalizmin açık ve gizli örgütlerine, Türkiye’de üretici halkın sırtında binlerce yıllık asalak zümreliğini yapan Tefeci-Bezirgan molla kıyafetli gericiliğinin Finans Kapital ile el le başımıza ne çoraplar geçireceğinin haberini vermeliydim. Geceli gündüzlü çalıştım… Yüzlerce kitap, dergi taradım (sanırım sayıları 500’ü geçti)… 2008 yılı Yunus Nadi Ödül töreninde yaptığım konuşmada da, Troya Edebiyat Ödülü için kürsüye çıktığımda da, sözlerimi basılacak kitabım için ad olarak düşündüğüm “Anadolu Rönesansını saygıyla selamlıyorum” diye tamamladım. Kitabın ilk adı “Anadolu Rönesansı Esas Duruşta” idi… O günlerde Şarkiyatçı kültür çalışmalarının tam da yerine “cuk” diye oturttuğu, “darbecilik” ve “vesayetçilik” ile suçlanan, karalanan kimi güçlerin bu Rönesans’taki yerini ve değerini anlatmaya çalışıyordum.
“Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.” Orhan Pamuk’un Yeni Hayat’a başlarken kurduğu o ilk cümle, benim de çalışma gizim ve gücüm olmuştu sanki… Çalışmamı okuyacaklar, doğruyu göreceklerdi…
Olmadı, olamadı. Önce, Bilgi Yayınevi tam altı ay bekletti beni… Büyük bir heyecanla kabul etmişler ve hemen basacağız demişlerdi oysa… Sonradan dosyama bakan ve bana söz vermiş olan editöre dosya arasına bir deste para koyup verme düşüncesi bile gelişmişti. Baktım olmuyor, Cumhuriyet’e paramla ilan verdim. Elimde böyle böyle bir çalışma var, telif de istemiyorum; basacak, kitabımı özellikle genç kuşaklara ulaştıracak güçlü bir yayınevi arıyorum diye… İlana yanıt verenler arasında şimdi çoğunluk kitaplarımı basan, güçlükle varlığını sürdürmeye çalışan “Abis Yayıncılık” da vardı. Tam, “Haydi!” diyecek iken, Arkadaş Yayınevi editörü ilandan habersiz olarak aradı, benden bir dosya istedi . Kardeşim Cahit o sıralar o yayınevinde personel ve idari yöneticisi olarak çalışıyordu. Arkadaş’ın olanakları daha çok, eli kolu daha uzundu. Dosyayı onlara verim; Abis sorumlusu Suat Kaya arkadaşıma da “Geçmiş Bir Zamandı” adlı roman dosyasını ilettim.
“Anadolu Rönesansı Esas Duruşta” sessiz sedasız çıktı, beklediğim tepki gelmedi aydın katlarımızdan… Adını vermek istemediğim çok iyi niyetli bir kaymakam o kadar beğenmişti ki, iki yüz tane birden alıp bölgesindeki öğretmenlere dağıtmıştı. 1500’lük ilk baskı kısa zamanda bitti ama Arkadaş ikinci baskıyı uygun bulmadı. İş Bankası Yayınları da basılabilir ama en az bir yıl bekleyeceksiniz dedi. Bunun üzerine Rönesans’ın kavgasını ve güler yüzünü bugüne aktarmaya çalışan, benim de Ankara Şube Başkanlığı’nı yaptığım Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği’ne aktardım. Orada iki baskı yaptı; sessiz sedasız meraklısıyla buluşuyor…
O heyecan ve telaş içinde ne kadar çok kültür malzemesini yığmışım oraya… Neler yoktu ki içinde. Öncelikle “Erken Cumhuriyet Dönemi Kültür Eğitim Politikalarına kılıç çekip bir otopsi masasına yatırmaya koşan, paralı yayınevlerinin üç kuruşluk ödemeleri için zamana zemine bakmaksızın iğneyle tarihte yanlış aramaya çıkmış şaşkın deneme yazarlarını, kendilerini aydın sanan, Cumhuriyetle bir tür kan davalı “liberal” saplantılıları uyarmalı, onlara bir yanıt vermeliydim.
Adalet Ağaoğlu’na da söz etmiş, onun “çok iyi olur” diyen göz ışıltılarıyla karşılaşmıştım. “Cumhuriyet Kültürde Bir Reddiye midir?” sorusuna da yanıt arayacaktım.
Türkiye Cumhuriyeti Uluslaşma Süreci’nden, “Kültürde Süreklilik” idolü olarak gösterilmiş Ahmet Hamdi Tanpınar’daki evrilmeye, “buyurulmuş edebiyat” yaptıkları savlanan Köy Enstitülü yazarların aslında birer “grotesk gerçekçi” ve Rönesans savaşçısı olduklarına, kapitalizmin neden önce İngiltere’de geliştiğine, Japonya’nın neden ortaçağ yaşamadığına kadar… Mihail Bahtin ve Dr. Hikmet Kıvılcımlı gibi çok önemli yol göstericilerim de vardı kuşkusuz…
Telaş ve heyecan, aynı zamanda birçok tekrara, yinelemelere, sonradan çok gerekli bulmadığım dallanıp budaklanmalara da yol açmıştı. Ama gerçekten de çok önemli, çok emek taşıyan bir koca kaynak olmuştu… “Cumhuriyet ”in bazı değerlerini savunduğum için “ulusalcı” olarak ilan ve aforoz edildiğim de oldu, “milliyetçi” denilerek dudak büküldüğüm, küçümsendiğim de…
Okuyan birinin dünyası değişti mi, bilemem ama ben çok şeyler ummuştum sonradan “Anadolu Rönesans” adını uygun bulduğumuz o kitaptan… Hem bir övünç kaynağım, hem hayal kırıklığım, hem de bir hüzün ve dert ortağım oldu benim… Şimdi mümkün değil, öylesine büyük ve kapsamlı bir işin altına giremem.
Gününüz aydın olsun; hayatınıza emek ve ter ile, namus ile yazılmış kitapların aydınlığı dolsun…
09 Nisan 2022, Alper Akçam

Bir Kitap Daha Çok Okunsaydı
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!