Haber: Atilla YÜCEAK
Akademisyen ve inşaat mühendisi Dr. Arif YILMAZOĞLU gazetemiz Haber Sol Medya’ya 2B arazileri hakkında açılamalarda bulundu.
Dr. Arif YILMAZOĞLU şu görüşlerini dile getirdi:
‘’2B ARAZİSİ TAPU ÇIKMAZI VE AF DEVLETİ ! Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum orman vasfını yitirmiş ancak hâlâ tapusuz olan 2B arazilerinin tespiti için kapsamlı bir çalışma başlatıldığını ve 5 milyon vatandaşın heyecanla beklediği bir adım attıklarını ifade etti. Maliye Bakanlığı’nın 2009 yılında yaptığı tespitlere göre Türkiye genelinde toplam 473.419 hektar (4734.19 km2 = 4,73 milyar metrekare) 2B arazisi bulunmaktadır.
Bakanın bu sözünü değerlendirmeye geçmeden önce 2B arazilerle ilgili bilgi vermek isterim. 2B arazileri, 6831 Sayılı Orman Kanunu’nun 2. maddesinin B bendine göre orman vasfını kaybetmiş hazine arazilerini ifade etmektedir. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2. maddesinin (b) bendinde 2B arazileri şu şekilde tanımlanmıştır:
“31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları.”
Bu araziler yangın, tarım, hayvancılık veya yerleşim gibi nedenlerle orman niteliğini yitirmiş alanları kapsar. Bu yasa bu alanların (2B arazilerin) orman sınırları dışına çıkarılarak fiili kullanıcılarına verilmesini esas alır. Yasa metninde görüleceği üzere bir alanın 2B arazisi olarak tanımlanabilmesi için iki şart sunmaktadır. Bu alanın orman vasfını yitirmiş olması ve bunun 31/12/1981 tarihinden önce gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu tarih kesin ve yasal bir sınırdır. Daha sonraki tahribat ve işgal, 2B kapsamına girmez.
2B arazileri konusundaki diğer kanun ise Türkiye’de 26 Nisan 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6292 sayılı kanundur. Bu yasa ise orman sınırları dışına çıkarılan arazilerin (2B arazileri) satışına ilişkin düzenlemeleri içerir. Bu kanun 2B arazilerde uzun süredir yaşayan, tarım yapan veya yapı inşa eden kişileri, kullanıcı ve/veya muhdesat sahibi olarak tanımlamaktadır. 6292 sayılı bu kanun da tıpkı 6831 sayılı kanun gibi bir tarih sınırı belirleyerek belli bir tarihten önceki kullanıcı ve/veya muhdesat sahipleri olduğu belirlenen kişilerin 2B arazileri almasına izin verir. Bu düzenleme ilgili yasanın 6. maddesinin 1 ve 2. fıkrasında şöyle ifade edilmektedir.
- fıkra: “2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulan tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler bu Kanuna göre hak sahibi sayılır.”
2.fıkra: “2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenlenecek güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulacak tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilecek kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler de hak sahibi sayılır.”
Görüldüğü üzere 6. maddenin her iki fıkrasında da 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilecek kişilerin 2B arazileri ilgili idareye başvurmak ve satış bedelini ödemek suretiyle satın alabileceğini belirtir. 31/12/2011 tarihinden sonra 2B arazilerinin kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak belirlenen kişilerin bu haktan yararlanamayacağı çok açık ve kesindir.
Ayrıca 6292 sayılı bu kanunda 2B arazilerinin satış işleminde ilk 400 metrekare için, taşınmazın rayiç değerinin %50’si, 400 metrekareyi aşan kısım için rayiç değerin %70’i uygulanacağı ifade edilmektedir. Satış bedelinin peşin ya da taksitle ödenmesi, peşin ödenmesi durumunda belli oranda indirimler (%10, %20) uygulanacağı ifade edilmiştir.
Bu bilgilerden sonra asıl konumuza değinmek isterim. Ülkemizde kamusal düzen sağlıklı işlemediği için birçok alanda mağdurların oluşumuna neden olmaktadır. Bu problemler belli bir zaman sonra o kadar karmaşık ve girift bir hale bürünüyor ki meseleyi çözmek için adına “af” denilen kavramdan başka bir seçenek kalmıyor… Hele ki bu afların bir kısmı cinayet niteliğindedir, galiba İMAR AFFI buna en iyi örnek ! 2018 yılında onlaın adına İMAR AFFI bizim ise cinayet dediğimiz bu yasa tüm itirazlarımıza rağmen yasalaştı… Konumuz şimdilik bu olmadığı için bu meseleyi burada kapatıyorum.
Öncelikle 2B arazi sahiplerine tapularının verilmesi meselesini birçok şerh düşmekle beraber destekliyorum… Keşke kamusal düzen sağlıklı işlese ve böyle düzenlemelere girilmese… Şerhlerimi ifade edecek olursam 6831 sayılı kanun 2B arazisini tanımlarken 31/12/1981 tarihinden önce diye net ve kesin bir tarih belirlemişken gerçekten Türkiye’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı’nın da belirttiği gibi 5 milyon 2B arazi kullanıcısı var mıdır ? Türkiye’de 31/12/1981 tarihi öncesi 473 bin hektar 2B arazisi var mıdır ? Yoksa ilgili Bakanlık bugüne kadar olan orman vasfını kaybetmiş tüm alanları 2B kapsamına mi almayı planlanmaktadır ? 473 bin hektarlık yani 4,73 milyar metrekarelik 2B arazisi bu alan birçok küçük ülkenin toplam yüzölçümünden büyüktür. Bu alan, Monako’nun (2.02 km²) 2341 katı, San Marino’nın (61 km²) 77.6 katı, Liechtenstein’in (160 km²) 29.6 katı, Malta’nın (316 km²) 15 katı, Singapur’un (733 km²) 6.5 katı… Bu kadar büyük bir alan orman vasfını kaybedip 2B arazisi haline dönüşünceye kadar kamusal düzen ve denetim mekanizmaları neden işlememiştir ?
Bir yanda tapulu arazi alan, vergisini ödeyen, imar kurallarına uyan insanlar yüksek maliyetlere katlanıyorken buna karşılık, kamu arazisini işgal eden bazı kişilerin, zamanla af veya satış hakkı yoluyla bu arazileri düşük bedelle edebilmesi hakkaniyet ve eşitlik ilkesine ne kadar uygun düşmektedir ? Bu gibi düzenlemelerle “kural tanımayan daha avantajlı hale geliyor” algısı doğal olarak kamu vicdanını ve hukuk devletini yaralamıyor mu ? Ayrıca kent ve kasaba gibi yerleşim alanlarındaki 2B arazisi üzerinde bulunan yapıların ilgili yasa ve yönetmeliklere uygun yapılıp yapılmadığını nereye koyacağız ? Hiçbir mühendislik hizmeti almamış ve denetim görmemiş 2B arazisi üzerindeki bu yapılar bir denetimden geçirilecek mi ? Bu düzenlemeyle tıpkı İMAR AFFI’nda olduğu gibi iktidar bir kısım politik amaçlarla (oy ve para vb..) mı hareket etmektedir ? Sadece bu düzenlemeyle 100 milyarın çok üzerinde bir gelirle, iktidar dibe vurmuş ekonomisine kaynak mı bulmayı amaçlamaktadır ? Bu mevzuda endişelerimin çok olduğunu, bu ve dahası sorularım yeterince ifade etmiştir diye düşünüyorum. Bir hukuk devletinde kamusal düzen sağlıklı işlemeyince, denge ve denetim mekanizmaları düzgün çalışmayınca hukuk devleti bir zaman sonra problemleri gidermek için af devletine dönüşüyor !
Mevlânâ’nın dediği gibi “Dün dünde kaldı cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lazım.” Bu yüzden yukarıdaki şerhlerimle birlikte bu süreç şeffaf olmalı, vatandaşın mağduriyeti giderilmesi esasına yönelik olmalı ve bir kısım politik mülahazalara ve rant anlayışına asla girilmemelidir.
Bundan sonrası için kural ihlallerine tolerans yerine caydırıcılık esas alınmalıdır. Hukuka uygun davranan vatandaşlar teşvik edilmeli, mülkiyet hakkı korunmalı. Geçmişte yapılan düzenlemeler varsa bile bu düzenlemelerin bir defaya mahsus olduğu açıkça belirtilmeli ve tekrar edilmemeli. Şeffaflık ve denetim mekanizmaları güçlendirilmeli.
Umarım birgün af devleti değil de hukuk devleti oluruz…’’






