SOLMEDYA – İNOSAM Başkanı Gürkan Avcı, kamuoyuna hitaben yaptığı uzun açıklamada, dünya siyasetinin büyük bir kırılma eşiğinde olduğunu savundu. Küresel ölçekte artan savaşlar, bölgesel çatışmalar ve büyük güçler arasındaki gerilimlerin insanlığı nükleer bir felakete sürükleyebileceğini öne süren Avcı, özellikle Ortadoğu merkezli gelişmelere dikkat çekti.
Avcı, İsrail hükümetinin politikalarının bölgesel istikrarı tehdit ettiğini iddia ederek, bu durumun yalnızca bölgesel değil küresel sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi. İsrail’in nükleer kapasitesinin uluslararası denetime açılması gerektiğini savunan Avcı, “Eğer dünya yeni bir büyük savaş istemiyorsa, kontrolsüz askeri güçlerin sınırlandırılması şarttır” görüşünü dile getirdi.
Türkiye’nin tarihsel ve jeopolitik konumu nedeniyle daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini belirten Avcı, Ankara’nın diplomatik, siyasi ve askeri caydırıcılık kapasitesini kullanarak bölgesel barış için inisiyatif alması gerektiğini ifade etti. Açıklamasında zaman zaman sert ve iddialı ifadeler kullanan Avcı, mevcut küresel düzenin kriz ürettiğini ve yeni bir dengeye ihtiyaç olduğunu savundu.
Ayrıca küresel finans, teknoloji ve medya alanlarında belirli güç odaklarının etkili olduğunu öne süren Avcı, bu yapının dünya siyasetini yönlendirdiğini iddia etti. Uluslararası sistemdeki güç mücadelelerinin Ortadoğu üzerinden yürütüldüğünü savunan Avcı, Türkiye’nin bu denklemde edilgen değil belirleyici bir aktör olması gerektiğini söyledi.
Avcı, İsrail’in mevcut politikalarının uluslararası hukuk çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederken, küresel toplumun nükleer silahların denetimi konusunda daha net ve bağlayıcı adımlar atması çağrısında bulundu.
EDİTÖR NOTU:
Küresel krizler, savaş söylemleri ve nükleer tehditler üzerinden yürüyen tartışmalar, yalnızca dış politika meselesi değildir; aynı zamanda demokrasi, hukuk ve toplumsal barış meselesidir. Sert güvenlikçi yaklaşımlar ile uluslararası hukuka dayalı diplomatik çözümler arasındaki gerilim, dünya siyasetinin temel çelişkilerinden biridir. Böylesi dönemlerde toplumsal aklın, barış perspektifinin ve halkların ortak yaşam iradesinin güçlendirilmesi hayati önem taşır. Gerilim dili değil, şeffaf diplomasi ve uluslararası hukuk zemininde çözüm arayışı, kalıcı barışın tek güvencesidir.






