1. Haberler
  2. Siyaset
  3. CHP’li Orhan Sarıbal; Çiftçi Üretiyor, Borç Büyüyor: Tarımda İktidarın Faturasını Üretici Ödüyor (VİDEO)

CHP’li Orhan Sarıbal; Çiftçi Üretiyor, Borç Büyüyor: Tarımda İktidarın Faturasını Üretici Ödüyor (VİDEO)

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın açıkladığı veriler, Türkiye’de tarım politikalarının üreticiyi nasıl borç sarmalına ittiğini ortaya koyuyor. 2004’te 5,3 milyar TL olan çiftçinin bankalara tarımsal kredi borcu, Haziran 2026’da 1 trilyon 459 milyar TL’ye yükseldi. Aynı dönemde tarımsal destekler 3,1 milyar TL’den 167,6 milyar TL’ye çıktı. Başka bir ifadeyle çiftçinin borcu 275 kat artarken desteklerdeki artış 54 katta kaldı.

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

– Türkiye’de tarımın temel sorunu artık yalnızca tarlada ne kadar üretildiği değil; üreticinin ürettiği ürünle ayakta kalıp kalamadığı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın tarım gündemine ilişkin açıklamaları, bu sorunun boyutlarını bir kez daha ortaya koydu.

Sarıbal’ın verdiği rakamlara göre çiftçinin bankalara olan tarımsal kredi borcu, 2004 yılında 5,3 milyar TL iken Haziran 2026 itibarıyla 1 trilyon 459 milyar TL’ye ulaştı.

Aynı dönemde tarımsal destekler ise 3,1 milyar TL’den 167,6 milyar TL’ye yükseldi.

Rakamlar arasındaki fark, Türkiye’de tarım politikasının hangi noktaya geldiğini açık biçimde gösteriyor: Çiftçinin borcu 275 kat büyürken tarımsal desteklerdeki artış 54 katla sınırlı kaldı.

2004 yılında çiftçinin banka borcu tarımsal desteklerin yaklaşık 1,7 katı düzeyindeyken bugün bu oran 8,7 kata çıkmış durumda.

Yani üreticinin ayakta kalabilmek için başvurduğu kredi, artık aldığı tarımsal desteğin katbekat üzerine çıkmış durumda.

 

ÜRETİCİ ÜRETEREK BORÇLANIYOR

Sarıbal’ın “Çiftçi perişan. Hem de üreterek perişan” sözleri, tarımdaki temel çelişkiyi özetliyor.

Çiftçi üretim yapıyor ancak üretimin temel girdilerinin fiyatını belirleyemiyor.

Mazotun, gübrenin, tohumun, fidenin, elektriğin, sulamanın ve kredi faizlerinin fiyatı üreticinin kontrolünde değil. Üstelik tarladan çıkan ürünün hangi fiyattan satılacağını belirleme gücü de çoğu zaman çiftçinin elinde bulunmuyor.

Ortaya çıkan tablo ise oldukça ağır:

Girdi maliyetleri yükseliyor, ürün fiyatı baskılanıyor, aradaki farkı kapatmak için çiftçi kredi kullanıyor. Borç büyüdükçe faiz yükü artıyor; üretici yeni sezona daha fazla borçla giriyor.

Sarıbal, kredilerin tarımsal finansmanın merkezine yerleştirilmesine karşı çıkarak çiftçinin faizlerle sömürülmemesi ve üretimini sürdürebilmesi gerektiğini savundu.

Takipteki tarım kredilerinin de bir yılda 7,7 milyar TL’den 25,5 milyar TL’ye yükseldiğine dikkat çekti.

ŞEFTALİDE ÜRETİCİNİN ÖNÜNDE İKİ SEÇENEK VAR: ZARAR ETMEK YA DA ÜRÜNÜ DALINDA BIRAKMAK

Tarımda yaşanan sıkışmanın en somut örneklerinden biri şeftali üreticisinin yaşadığı sorun.

Bursa, Mersin ve Denizli’de üreticilerin maliyetlerinin altında fiyatlarla karşı karşıya kaldığını belirten Sarıbal, Bursa’da kilogram maliyeti 20–25 TL’ye ulaşan sanayilik şeftalinin 5 TL’ye kadar alıcı bulabildiğini söyledi.

Mersin’de yaklaşık 15 TL’ye mal edilen sanayilik şeftalide de benzer bir tablo yaşanıyor.

Denizli’nin Çivril ilçesinde ise kilogram maliyeti yaklaşık 22 TL olan sofralık şeftalinin fiyatı 15 TL’ye kadar gerilemiş durumda.

Böyle bir tabloda üretici için ürününü satmak da zarar, dalında bırakmak da zarar.

Üstelik şeftali, bir yılda yetiştirilen bir ürün değil. Üretici fidanı dikiyor, yıllarca bakım yapıyor ve ancak dört-beş yıl sonra ürün almaya başlıyor.

Sarıbal’ın dikkat çektiği gibi, bugün üreticiye “zarar ediyorsan ağacı kes” demek, yıllarca verilen emeği ve gelecekteki üretim kapasitesini de yok etmek anlamına geliyor.

MALATYA’DA SEL, ÜRETİCİNİN EMEĞİNİ SULARA KATTI

Malatya’da yaşanan sağanak ve sel de kayısı üreticisini ağır bir zararla karşı karşıya bıraktı.

CHP Malatya İl Başkanlığından aktarılan bilgilere göre 168 çiftçi selden etkilendi; 3 ev, 2 ahır ve 2 depo hasar gördü.

Kurutulmak üzere serilen 400 tondan fazla kayısının telef olduğu bildirildi.

Üreticinin kilogramını yaklaşık 500 TL’den satmayı beklediği ürünün büyük bölümünün ekonomik değerini kaybettiğini belirten Sarıbal, zarar tespitlerinin gecikmeden yapılmasını istedi.

Burada kritik nokta ise yalnızca borçların ertelenmesi değil.

Üretici zaten ürününü kaybetmiş durumda. Dolayısıyla yalnızca faizli kredi borcunu ileri bir tarihe taşımak, ortadan kalkmış geliri yeniden yaratmıyor.

Sarıbal; doğrudan zararların karşılanmasını, karşılıksız destek verilmesini ve borçların faizsiz şekilde yeniden yapılandırılmasını istedi.

Ayrıca kayısı üretiminin yoğun olduğu bölgelerde yüksek, gerektiğinde üzeri kapatılabilen kurutma alanlarının ve teknolojik depolama tesislerinin kamu desteğiyle oluşturulması gerektiğini vurguladı.

KURU ÜZÜMDE ÜRETİCİ FİYAT BEKLİYOR

Türkiye’nin önemli tarımsal ihracat ürünlerinden kuru üzümde de üreticinin gözü fiyat açıklamasında.

Türkiye’de yılda yaklaşık 250–300 bin ton kuru üzüm üretildiğini, bunun yaklaşık 150 bin tonunun ihraç edildiğini belirten Sarıbal, Çiftçiler Sendikasının 2026 yılı için kilogram başına çıplak maliyeti 93 TL olarak hesapladığını söyledi.

Üreticinin emeği ve insanca yaşam payı eklendiğinde referans fiyatın 151,50 TL seviyesine çıktığını ifade eden Sarıbal, TMO’nun yeni sezon fiyatını bir an önce açıklaması gerektiğini savundu.

Geçen yıl 9 numara çekirdeksiz kuru üzüm için kilogram başına 120 TL fiyat açıklanmıştı.

Sarıbal’ın talebi ise net:

TMO fiyatı 150 TL’nin altında olmamalı.

Üreticinin piyasanın ve tüccarın insafına bırakılmaması için TARİŞ gibi üretici kuruluşlarının da yeniden güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

ZEYTİNYAĞINDA DIŞ PAZAR BASKISI

Tarımda yalnızca iç piyasa değil, dış ticaret politikaları da üreticinin karşısına yeni sorunlar çıkarıyor.

Sarıbal, ABD’nin Türkiye’den ithal edilen zeytin ve zeytinyağına yüzde 12,5 oranında ek gümrük vergisi uygulamasının üretici ve ihracatçı üzerinde yeni bir baskı oluşturduğunu belirtti.

2024–2025 sezonunun ilk dokuz ayında yaklaşık 480 milyon dolarlık zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildiğini, bunun 118 milyon dolarlık bölümünün ABD’ye yapıldığını aktaran Sarıbal, ABD pazarının Türkiye açısından önemine dikkat çekti.

Türkiye’nin zeytinyağını büyük ölçüde dökme olarak ihraç etmesinin de ayrı bir sorun olduğunu belirten Sarıbal, katma değerin başka ülkelerde yaratılmasının önüne geçilmesi, markalaşmanın desteklenmesi ve üreticinin ihracat gelirinden daha fazla pay alması gerektiğini söyledi.

TURŞULUK BİBERDE DE AYNI HESAP: MALİYET ARTIYOR, ÜRETİCİNİN PAYI AZALIYOR

Balıkesir’in Deliklitaş ve Yaylacık mahallelerinde turşuluk biber üreten çiftçilerin yaşadığı sorun da tarımdaki genel tabloyu tamamlıyor.

Üreticinin kilogram başına 35–40 TL civarında fiyat bulabildiğini belirten Sarıbal, maliyetleri karşılayabilmek için en az 70 TL fiyat gerektiğini ifade etti.

Mazot ve gübrede yüzde 50–60, işçilik, bakım, lastik ve tamir giderlerinde ise yüzde 40–50 oranında artış yaşandığını belirten Sarıbal, buna rağmen üreticinin ürününü geçen yılın yaklaşık yarısı seviyesinde satmak zorunda kaldığını söyledi.

Burada da sorun aynı:

Üretim maliyetini çiftçi ödüyor, fiyatı ise çoğu zaman çiftçi belirleyemiyor.

Az sayıdaki alıcının belirlediği piyasa koşullarında üretici pazarlık gücünü kaybediyor.

SORUN SADECE ÇİFTÇİNİN SORUNU DEĞİL

Tarımda yaşanan bu tablo yalnızca üreticinin gelir kaybı anlamına gelmiyor.

Çiftçi üretimden çekildikçe üretim alanları daralıyor. Üretim azaldıkça ithalat baskısı artıyor. İthalat arttıkça iç piyasadaki fiyat dengeleri dışarıya daha fazla bağımlı hale geliyor.

Sonuçta bugün tarlasını ayakta tutamayan çiftçinin yaşadığı sorun, yarın tüketicinin sofrasına yansıyor.

Bu nedenle tarım politikası yalnızca “çiftçiye ne kadar destek verildi?” sorusuyla ölçülemez.

Asıl soru şudur:

Çiftçi aldığı destekle üretimini sürdürebiliyor mu?

Sarıbal’ın açıkladığı borç ve destek rakamları, bu soruya ilişkin ciddi bir tartışmayı zorunlu kılıyor.

ÇIKIŞ YOLU NE?

Sarıbal’a göre çözüm; tarımı sürekli kredi kullanmaya mecbur bırakmak ya da ihtiyaç ortaya çıktığında ithalat kapısını açmak değil.

Üretim planlamasının çiftçi örgütleriyle birlikte yapılması, stratejik ürünlerde taban fiyat ve alım garantisinin uygulanması, üretici örgütlerinin güçlendirilmesi ve çiftçinin maliyetlerini dikkate alan bir fiyat politikasının oluşturulması gerekiyor.

Çünkü üretici tarlasından para kazanamıyorsa, verilen kredi yalnızca borcu büyütüyor.

Destek üretim maliyetinin gerisinde kalıyorsa, çiftçi yeni sezona daha fazla borçla giriyor.

Alım garantisi yoksa, ürününü yetiştiren üretici hasat döneminde piyasanın insafına kalıyor.

Sarıbal’ın sözleriyle:

“Bu düzen böyle gitmez.”

Türkiye’nin gıda güvenliği, üretim kapasitesi ve kırsal geleceği açısından mesele artık yalnızca çiftçinin borcu değil; ülkenin nasıl bir tarım düzeni istediği meselesidir.

                                                         ***

EDİTÖR NOTU

Tarımda yaşanan sorunları yalnızca dönemsel fiyat tartışmaları üzerinden okumak, meselenin özünü kaçırmak olur.

Çiftçinin borcu neden bu kadar büyüyor?

Tarımsal destekler neden borç artışının gerisinde kalıyor?

Üretim maliyetlerini çiftçi belirleyemiyorsa, ürün fiyatını kim belirliyor?

Ve en önemlisi: Üreten insan neden ürettikçe borçlanıyor?

SOLMEDYA olarak tarım meselesini yalnızca bir siyasi partinin açıklaması üzerinden değil, üreticinin emeği, gıda güvenliği, kamusal sorumluluk ve tüketicinin sofrası açısından ele alıyoruz.

Çünkü çiftçinin tarladaki sorunu, tüketicinin pazardaki ve marketteki sorunudur.

Çiftçi üretemez hale geldiğinde kaybeden yalnızca çiftçi olmayacaktır.

Kaybeden, bütün toplum olacaktır.

 

CHP’li Orhan Sarıbal; Çiftçi Üretiyor, Borç Büyüyor: Tarımda İktidarın Faturasını Üretici Ödüyor (VİDEO)
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!