– Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektöründe dış ticaret dengesi 2026’nın ilk yarısında dikkat çekici biçimde değişti.
CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, sektörün 2024, 2025 ve 2026 yıllarının ilk 6 ayına ilişkin dış ticaret verilerini değerlendirerek, ihracat ile ithalat arasındaki dengenin son dönemde Türkiye aleyhine döndüğünü belirtti.
Gürer’in paylaştığı verilere göre sektör, 2024 yılının Ocak-Haziran döneminde 12,9 milyar dolarlık ihracata karşılık 9,7 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Böylece yaklaşık 3,2 milyar dolarlık dış ticaret fazlası oluştu.
2025’in ilk 6 ayında ise ihracat 13,42 milyar dolara, ithalat 12 milyar dolara yükseldi. Bu dönemde de yaklaşık 1,42 milyar dolarlık dış ticaret fazlası kaydedildi.
Ancak 2026 yılına gelindiğinde tablo değişti.
2026’DA İTHALAT ÖNE GEÇTİ
2026’nın ilk 6 ayında tarım, gıda ve içecek sektörünün ihracatı 14 milyar dolar olurken, ithalat 14,19 milyar dolara ulaştı.
Böylece sektör, yılın ilk yarısını yaklaşık 190 milyon dolarlık dış ticaret açığıyla tamamladı.
Gürer, 2026 yılı içerisinde ihracat ve ithalat arasındaki farkın aylar ilerledikçe nasıl değiştiğini şu verilerle ortaya koydu:
- Ocak: 2,40 milyar dolar ihracat – 2,18 milyar dolar ithalat
- Ocak-Şubat: 4,68 milyar dolar ihracat – 4,10 milyar dolar ithalat
- Ocak-Mart: 6,98 milyar dolar ihracat – 6,43 milyar dolar ithalat
- Ocak-Nisan: 9,52 milyar dolar ihracat – 9,25 milyar dolar ithalat
- Ocak-Mayıs: 11,64 milyar dolar ihracat – 11,34 milyar dolar ithalat
- Ocak-Haziran: 14 milyar dolar ihracat – 14,19 milyar dolar ithalat
Bu tablo, yılın ilk aylarında ihracat lehine olan dengenin haziran sonunda ithalat lehine döndüğünü gösteriyor.
“ÇİFTÇİMİZ BORÇLA UĞRAŞIRKEN İTHALAT ARTIYOR”
Tarım sektöründeki ithalat artışının yalnızca dış ticaret rakamlarından ibaret olmadığını belirten Gürer, gelişmenin doğrudan üreticiyi ve tüketiciyi etkilediğini söyledi.
Gürer, tarımda rekor üretim açıklamalarına rağmen ithalatın neden arttığının sorgulanması gerektiğini belirterek, çiftçinin yüksek girdi maliyetleri altında üretim yapmaya çalıştığını ifade etti.
Gürer’e göre gübre, mazot, ilaç, yem, elektrik ve sulama maliyetlerindeki artış üreticinin yükünü ağırlaştırırken, ithalatın bir fiyat baskılama aracı olarak kullanılması kalıcı çözüm üretmiyor.
“Çiftçimizin ürettiği ürün tarlada para etmiyor, girdi maliyetleri sürekli yükseliyor, buna karşılık ithalat kapısı giderek daha çok açılıyor” diyen Gürer, ithalata rağmen tüketici fiyatlarının da düşmediğine dikkat çekti.
“ÜRETİCİYİ KORUMAZSANIZ İTHALATÇI OLURSUNUZ”
Türkiye’nin tarımda sürdürülebilir bir üretim politikasına ihtiyacı olduğunu vurgulayan Gürer, çiftçinin desteklenmesi ve üretim maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini belirtti.
Gürer, ürün bazında planlı üretime geçilmesi, üreticinin maliyetlerinin azaltılması ve çiftçinin korunması gerektiğini ifade ederek, yüksek maliyetlerle üretim yapan yerli üreticinin ithal ürünlerle rekabet etmek zorunda bırakılmasının tarımsal üretim açısından risk oluşturduğunu savundu.
Tarım politikalarının yalnızca ithalatla oluşan fiyat dengesi üzerinden yürütülemeyeceğini belirten Gürer, üreticinin ayakta kalmasının gıda güvenliği açısından da temel bir konu olduğunu söyledi.
Türkiye’nin kendi çiftçisini üretimde tutamadığı bir ortamda ithalata daha fazla bağımlı hale gelmesinin, uzun vadede hem üreticiyi hem de tüketiciyi olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.
RAKAMLARIN SÖYLEDİĞİ
2024’te 3,2 milyar dolar fazla, 2025’te 1,42 milyar dolar fazla veren tarım, gıda ve içecek sektörünün 2026’nın ilk yarısında 190 milyon dolar açık vermesi, dış ticaret politikasındaki değişimin önemli göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Asıl soru ise şu:
Türkiye kendi çiftçisinin üretim maliyetlerini düşürüp üreticiyi destekleyerek yeniden üretim gücünü mü artıracak, yoksa artan ithalatla tarımda dışa bağımlılığı mı büyütecek?
Gürer’in açıklamaları, tarım politikalarının yalnızca “ne kadar üretildiği” üzerinden değil, kimin ürettiği, üreticinin ne kazandığı ve ülkenin ne kadar ithalata ihtiyaç duyduğu üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
EDİTÖR NOTU
Tarımda dış ticaret rakamlarının yön değiştirmesi, yalnızca ekonomik bir veri olarak görülmemeli. İhracatın artmasına rağmen ithalatın daha hızlı yükselmesi; üretim maliyetleri, çiftçi gelirleri, planlı üretim, gıda fiyatları ve ülkenin tarımsal bağımsızlığı açısından birlikte değerlendirilmesi gereken bir tablo ortaya çıkarıyor.
SOLMEDYA olarak meseleyi yalnızca siyasi açıklamalar üzerinden değil, üreticinin tarladaki gerçekliği ve tüketicinin sofradaki karşılığı üzerinden izlemeyi sürdüreceğiz.






