SOLMEDYA – ABD, İsrail ve İran arasında günlerdir süren savaşta tansiyon düşmek yerine giderek artıyor. Çatışmaların 11. gününe girilirken taraflardan gelen sert açıklamalar, bölgesel krizin daha geniş bir çatışmaya dönüşebileceği endişelerini güçlendirdi.
ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada dünya petrol ticaretinin kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na dikkat çekti. Trump, ABD’nin bu stratejik geçişi kontrol altına alma planı üzerinde durduğunu belirterek “Hürmüz Boğazı’nı ele geçirmeyi planlıyoruz” ifadelerini kullandı.
Dünya petrol sevkiyatının önemli bir bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’na ilişkin bu açıklama, zaten yüksek olan bölgesel gerilimi daha da artırdı. Uzmanlar, bu bölgede yaşanacak askeri bir hareketliliğin küresel enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Trump’ın sözlerine İran’dan gecikmeden sert bir yanıt geldi. İran Devrim Muhafızları Ordusu Hava Kuvvetleri Komutanı Hüseyin Mecid Musevi, savaşın yeni bir aşamaya geçebileceğini belirterek İran’ın bundan sonra daha ağır savaş başlıkları kullanacağını açıkladı.
Musevi yaptığı açıklamada, “Bundan sonra 1 tondan daha hafif savaş başlığına sahip hiçbir füze fırlatılmayacak” sözleriyle saldırıların şiddetinin artabileceğinin sinyalini verdi. Bu açıklama, İran’ın uzun menzilli balistik füze kapasitesini daha yoğun şekilde sahaya sürebileceği şeklinde yorumlandı.
Savaşın 11. gününde askeri hareketlilik de sürüyor. ABD donanmasının Körfez’deki askeri varlığını artırdığı, bölgedeki müttefik ülkelerle koordinasyon halinde hareket ettiği belirtiliyor. İran ise Hürmüz Boğazı ve çevresindeki askeri birliklerini yüksek alarma geçirmiş durumda.
Uzmanlara göre Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanabilecek bir çatışma yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte ekonomik ve siyasi sonuçlar doğurabilir. Enerji sevkiyatının büyük bölümünün geçtiği bu dar su yolu, uzun süredir İran ile Batılı ülkeler arasındaki en kritik gerilim başlıklarından biri olarak görülüyor.
Öte yandan İsrail ve ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırıların ardından çatışmalar hızla tırmandı. İran ise İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı hedeflere saldırılarla karşılık verdi.
İranlı yetkililerin verdiği bilgilere göre ABD ve İsrail’in saldırılarında 1332 kişi hayatını kaybetti. İran’da Uzmanlar Meclisi, söz konusu saldırılarda hayatını kaybettiği açıklanan Ali Hamaney’in ardından liderlik makamına oğlu Mücteba Hamaney’in seçildiğini duyurdu.
Diplomatik girişimlerin sınırlı kalması ve tarafların sert söylemleri, savaşın kısa vadede sona ermesinin zor olduğuna işaret ederken, bölgesel krizin daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme ihtimali de uluslararası kamuoyunda kaygı yaratıyor.
EDİTÖR NOTU
Ortadoğu’da giderek tırmanan savaş, yalnızca bölgesel bir güvenlik sorunu değil aynı zamanda küresel güç dengelerinin kesiştiği büyük bir politik kriz olarak görülüyor. Enerji yollarının ve stratejik geçiş noktalarının kontrolü üzerinden yürüyen bu mücadele, büyük güçlerin jeopolitik rekabetini derinleştirirken; savaşın bedelini ise çoğu zaman bölge halkları ödüyor. Savaş politikalarının yarattığı yıkım, uluslararası sistemde güç, kaynak ve hegemonya mücadelelerinin toplumsal sonuçlarını bir kez daha görünür kılıyor.






