– ABD’nin arabuluculuğunda Washington’da gerçekleştirilen İsrail–Lübnan görüşmeleri, bölgede uzun süredir askıya alınan diplomatik kanalların yeniden açılabileceğine işaret etti. ABD Dışişleri Bakanlığı, tarafların karşılıklı olarak belirlenecek bir zaman ve yerde doğrudan müzakerelere başlama konusunda uzlaştığını duyurdu.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun da katıldığı görüşmeler, yalnızca ateşkes değil, daha geniş bir bölgesel denge arayışını kapsıyor. Rubio, süreci “tarihi bir fırsat” olarak nitelendirirken, Hizbullah’ın etkisinin sona erdirilmesini hedeflediklerini açıkça dile getirdi.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ise sürecin kalıcı barış için bir başlangıç olmasını umut ettiklerini belirtti. Aoun, İsrail’in güney Lübnan’daki askeri varlığının sürmesi halinde istikrarın mümkün olmayacağını vurgulayarak, çözümün Lübnan ordusunun sınır hattında tam kontrol sağlaması olduğunu ifade etti.
Yaklaşık iki saat süren ön görüşmelerin ardından tarafların doğrudan müzakere kararı alması dikkat çekerken, bu adım 1983’ten bu yana iki ülke arasında nadir görülen bir diplomatik gelişme olarak değerlendiriliyor.
Ancak diplomatik adımlarla eş zamanlı olarak sahadaki gerilim de tırmanmayı sürdürüyor. Hizbullah, görüşmelerin hemen ardından İsrail’in kuzeyindeki 13 yerleşimi roketlerle hedef aldığını açıkladı. Bu gelişme, müzakere sürecinin ne kadar kırılgan bir zeminde ilerlediğini ortaya koydu.
İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter ise Lübnanlı yetkililerin görüşmelere katılımını “olumlu” olarak nitelendirirken, Hizbullah’ın zayıfladığı ve bunun bir fırsat yarattığını savundu.
Tüm bu gelişmeler, Orta Doğu’da diplomasi ile askeri gerilimin iç içe geçtiği yeni bir sürecin başladığına işaret ediyor.
ÖNE ÇIKAN MADDELER
- İsrail ve Lübnan doğrudan müzakerelere başlama kararı aldı
- Görüşmeler ABD arabuluculuğunda Washington’da yapıldı
- ABD: “Hizbullah’ın etkisine son verilmesi hedefleniyor”
- Lübnan: “İsrail çekilmeden istikrar olmaz”
- Görüşme sonrası Hizbullah’tan roket saldırısı geldi
EDİTÖR NOTU
İsrail ile Lübnan arasında doğrudan müzakere kararı, bölge açısından önemli bir diplomatik eşik olsa da, sahadaki askeri gerçeklik bu sürecin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor. Diplomasi ile çatışmanın eş zamanlı ilerlediği bu tablo, kalıcı barış ihtimalinin hâlâ oldukça kırılgan olduğunu gösteriyor.






