– Teknolojinin sağlık alanındaki hızlı yükselişi, bireylere kendi bedenleri üzerinde daha fazla kontrol hissi sunarken, bu durumun karanlık bir yüzü de giderek görünür hale geliyor. Akıllı saatler, uyku takip cihazları ve mobil sağlık uygulamaları milyonlarca insanın günlük yaşamına entegre olmuş durumda. Ancak uzmanlara göre bu “sürekli izleme hali”, sağlığı korumaktan çok yeni nesil bir kaygı üretimine dönüşebiliyor.
Cumhuriyet’e değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, dijital sağlık verilerine aşırı odaklanmanın özellikle kaygıya yatkın bireylerde ciddi psikolojik sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Dilbaz’a göre, kalp atış hızı, uyku düzeni ya da oksijen seviyesi gibi değerlerdeki en küçük değişim bile kişiler tarafından bir hastalık belirtisi olarak algılanabiliyor.
Bu durumun “siberkondri” olarak adlandırıldığını ifade eden Dilbaz, bireylerin internet ve uygulamalar üzerinden sürekli semptom araştırma eğilimine girdiğini vurguladı. Bu döngü, kişinin kaygısını azaltmak yerine daha da derinleştiriyor.
Öte yandan uyku takip cihazları da benzer bir risk barındırıyor. “Ortrosomnia” olarak tanımlanan durumda bireyler, kendi hislerinden çok cihaz verilerine güvenmeye başlıyor. Bu da ironik bir şekilde uyku kalitesini düşürüyor ve kaygıyı artırıyor.
Uzmanlar, teknolojinin bilinçli ve dengeli kullanılması gerektiğine dikkat çekerek, sağlık verilerinin rehber olarak görülmesi, ancak tanı aracı gibi değerlendirilmemesi gerektiğini hatırlatıyor.
EDİTÖR NOTU:
Teknoloji, doğru kullanıldığında yaşam kalitesini artırır; ancak ölçümün takıntıya dönüşmesi sağlığı korumak yerine tehdit edebilir. Uzmanlar, “veriye değil bedene kulak vermeyi” öneriyor.






