– Gecikmiş Hesaplaşma Mı, Yeni Pozisyon Mu?
1. Bölüm:
Mahir Çayan tartışması yeniden açıldı. Ama bu kez mesele sadece bir kitap değil. Asıl mesele, kimlerin, hangi siyasal ihtiyaçla Mahir’i yeniden gündeme taşıdığıdır.
Çünkü Türkiye solunda bazı tartışmalar kendiliğinden açılmaz.
Açılır. Zamanlanır. Kullanılır.
Bugün de olan tam olarak budur.
Müftüoğlu’nun Çıkışı: 50 Yıl Sonra Gelen Hakikat Mi?
Oğuzhan Müftüoğlu’nun Kızıldere ve Mahir Çayan başlıkları üzerinden başlattığı polemik, ilk bakışta bir “geçmişle yüzleşme” gibi sunuluyor.
Ama burada ciddi bir çelişki var:
Eğer ortada bir hakikat varsa, neden yarım asır beklendi?
Bu soruya net bir cevap yok.
Dahası, ortaya konulan iddiaların önemli bir kısmı, güçlü bir tarihsel belge ve somut veriyle desteklenmek yerine, kişisel anlatılar ve yorumlar üzerinden ilerliyor.
Bu da ister istemez şu izlenimi yaratıyor:
Bu çıkış, hakikati açığa çıkarmaktan çok, tarihte bir yer tutma çabasıdır.
Polemik Dili: Tartışma Mı, Tasarruf Mu?
Müftüoğlu’nun kullandığı dil, teorik bir tartışma dili değil.
Daha çok, konum belirleyen ve karşı tarafı daraltan bir polemik dili.
Bu tarzın Türkiye soluna yabancı olmadığı doğru.
Ama aynı zamanda bu tarz, solun yıllardır aşamadığı en büyük zaaflardan biridir:
Tarih yazmak yerine tarih üzerinden üstünlük kurma refleksi
Bu refleks değişmediği sürece, hiçbir tartışma gerçek bir hesaplaşmaya dönüşmez.
Kim Susuyor, Kim Ne Zaman Konuşuyor?
Bugünkü tartışmanın en kritik noktası şudur:
- Dün konuşulmayanlar neden bugün konuşuluyor?
- Kim ne zaman konuşuyor ve neden tam da şimdi konuşuyor?
Çünkü siyaset boşluk kaldırmaz.
Bir başlık açılıyorsa, orada mutlaka bir güncel ihtiyaç vardır.
Ve bu ihtiyaç çoğu zaman teorik değil, politik konumlanmayla ilgilidir.
SONUÇ
Müftüoğlu’nun çıkışı, Türkiye solunun geçmişle yüzleşme ihtiyacını hatırlatıyor olabilir.
Ama yöntemi ve zamanlaması, bu yüzleşmenin samimiyetini tartışmalı hâle getiriyor.
Ortada hâlâ cevap bekleyen bir soru var:
Bu bir hesaplaşma mı, yoksa yeni bir saflaşmanın işareti mi?
Bu sorunun cevabı, tartışmanın ikinci ayağında daha da netleşiyor.






