1. Haberler
  2. Dünya
  3. Moskova: Türkiye Pandora’nın kutusunu açıyor! Ankara’nın stratejik paradoksu

Moskova: Türkiye Pandora’nın kutusunu açıyor! Ankara’nın stratejik paradoksu

Moskova, Türkiye’nin Kiev’e silah sevkiyatının güven bunalımı yaratabileceği uyarısında bulundu. Fidan, savaşın varoluşsal hale gelmesi durumunda Rusya’nın nükleer seçeneğe başvurabileceğine işaret ederken Ankara’nın Rus topraklarını vurabilecek ATACMS’leri Kiev’e aktarması çelişki oluşturuyor

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

– Türkiye’nin Ukrayna’ya yapmayı planladığı silah sevkiyatı Rusya’da tepkiyle karşılandı. Silahlar arasında cephe hattının ötesinde Rus topraklarını vurabilecek ATACMS füzeleri de var. Rus Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Türkiye ve ABD’nin barış söylemini kullanırken “Ukraynalı Nazilere silah sağlama girişimlerinin, karşılıklı güveni kaçınılmaz olarak zedelediğini” söyledi.

Zaharova, Türk yetkililerin daha önce Ankara’nın Kiev’e “öldürücü” silah sevkiyatından kaçındığını defalarca ifade ettiğine dikkat çekerek son girişimin “son derece çelişkili” olduğunu belirtti.

Moskova: Türkiye Pandora’nın kutusunu açıyor! Ankara’nın stratejik paradoksu - Resim : 1

Rus yetkili hem Washington hem de Ankara Ukrayna savaşının çözümünde özel bir role sahip olduklarını savunurken neden “Pandora’nın kutusunu” açmaya karar verdiklerini sorguladı:

“Meselenin yalnızca Kiev yönetiminin artırmaya çalıştığı can kayıpları ve yıkım olmadığı açık. Aynı zamanda Washington ve Ankara ile ikili ilişkilerimize ağır bir darbe vurulması söz konusu.”

Moskova, Washington ve Ankara’dan Kiev’e silah sevkiyatı planlarına ilişkin haberlerle ilgili açıklama istedi ve “durumu sağduyuyla değerlendirmek için hâlâ zamanları olduğunu” kaydetti.

Zaharova’nın açıklamaları dün Rusya’nın Ankara Büyükelçiliğinin X hesabı tarafından da paylaşıldı.

İKİ ATACMS FIRLATABİLEN KABİLİYET

Moskova: Türkiye Pandora’nın kutusunu açıyor! Ankara’nın stratejik paradoksu - Resim : 2
Haritada İngiliz Storm Shadow füzelerinin 250, ATACMS’lerin ise 300 kilometrelik azami menzili gösteriliyor. Türkiye’nin vermeyi planladığı ATACMS Blok 1 füzelerinin menzili ise 165 kilometre. Haritada cephenin 2024 yılındaki durumu görülüyor.

6 Ağustos tarihli ABD Kongresi kayıtlarında (Congressional report) yayımlanan bildirime göre Kiev’e verilecek silah paketinde 70 M39 ATACMS balistik füzesi, 12 M270 Çok Namlulu Roketatar Sistemi (ÇNRA), 2 bin 524 M26 roketi ve 47 bin M509A1 203 milimetrelik DPICM obüs mühimmatı bulunuyor.

Paketteki M270 sistemleri de dikkat çekiyor. Her bir M270, iki ATACMS füzesi fırlatabilirken, HIMARS tek ATACMS ateşleyebiliyor. Dolayısıyla 12 M270’lik transfer, 70 ATACMS’nin yanı sıra Ukrayna’ya bu füzeleri kullanabilecek önemli bir fırlatıcı kapasitesi de kazandırıyor.

ANAHTAR KELİME: SALDIRI

Belgede, Türkiye’nin ABD Dışişleri Bakanlığından silahların devri için onay istediği belirtiliyor. ABD yönetiminin de siyasi, askeri, ekonomik, insan hakları ve silah kontrolü değerlendirmelerini dikkate alarak transferi onaylamaya hazır olduğunu Kongreye bildirdiği vurgulanıyor.

Belgede Türkiye’nin eski savunma sistemlerinden oluşan envanterini azaltarak mali kaynaklarını mevcut sistemlerin modernizasyonu ve idamesine yöneltmek istediği ifade ediliyor. Ukrayna’nın ise söz konusu sistemlere Rusya’ya karşı “saldırı ve savunma” kapasitesini güçlendirmek amacıyla ihtiyaç duyduğu kaydediliyor.

KAYGILARIN GEÇMİŞTE SOMUTLAŞMASI

Moskova 2022’den beri Batı’nın Ukrayna’ya silah sevkiyatlarının çatışmayı uzattığını ve ABD ile diğer NATO ülkelerini savaşın doğrudan tarafı haline getirdiğini vurguluyor. Rus yetkililer Kiev’i Batı tarafından sağlanan uzun menzilli silahları sivil hedeflere karşı kullanmakla suçluyor. Moskova özellikle Haziran 2024’te Sivastopol’a düzenlenen ATACMS saldırısına dikkat çekiyor. Saldırıda ikisi çocuk dört kişinin öldüğü, 150’den fazla kişinin yaralandığı açıklanmıştı. Bu nitelikte saldırılar, Rusya’nın Türkiye’nin vereceği ATACMS’lerin sivillere yönelik saldırılarda kullanılabileceği yönündeki kaygısını somutlaştırıyor.

FİDAN’IN NÜKLEER UYARISI

Moskova: Türkiye Pandora’nın kutusunu açıyor! Ankara’nın stratejik paradoksu - Resim : 3
Fidan nükleer uyarısını 8 Ağustos’ta yayınlanan ‘Editör Masası’ programında yaptı.

Bu tabloda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ukrayna Savaşı’nın cephe gerisine yayılarak Rusya açısından varoluşsal bir mücadeleye dönüşmesi halinde Moskova’nın “elindeki son imkâna” başvurabileceği uyarısında bulundu.

Fidan, nükleer riske işaret eden değerlendirmesini şu sözlerle somutlaştırdı:

“Rusya’da da ziyaretim esnasında muhataplarımızla görüştüğümüzde, bu konu gündeme gelir gibi oldu, ‘çünkü halk artık böyle bir şey talep ediyor’ diye. Bunu Batılılara da söyledik, Batılılar da biliyor.”

İşte tam bu sırada Ankara, Ukrayna’nın Rusya topraklarındaki hedefleri vurmasını sağlayacak 165 km menzile sahip ATACMS füzelerinin Kiev’e aktarılmasının önünü açıyor. Ankara’nın stratejik paradoksu da burada başlıyor.

BİRBİRİYLE İÇ İÇE İKİ DOSYA

Türkiye bir taraftan Rusya’nın kendi topraklarında giderek daha ağır biçimde sıkıştırılmasının Moskova’nın tehdit algısını değiştirebileceği uyarısında bulunuyor. Savaşın Rusya açısından yalnızca Ukrayna meselesi olmaktan çıkıp devletin bekası meselesine dönüşürse nükleer seçeneğin gündeme gelebileceğini açıkça söylüyor.

Diğer taraftan ise Kiev’in Rusya içindeki hedeflere erişebilecek askerî kapasitesinin artırılmasına katkıda bulunuyor.

O halde Türkiye, nükleer tırmanma riskini teşhis ederken aynı riski büyütebilecek askerî araçları neden savaş sahasına gönderiyor?

Rusya, 2024 yılında nükleer doktrinini değiştirerek, nükleer olmayan bir devletin nükleer bir devletin desteğiyle Rusya’ya yönelik saldırısının belirli şartlarda ortak saldırı olarak değerlendirilebilmesinin önünü açtı. Batı yapımı uzun menzilli silahların Rus topraklarında kullanılmasına ilişkin tartışmalar da bu nedenle önem kazandı. ATACMS bu tartışmanın simge silahlarından biri oldu.

Fidan’ın uyarısıyla Türkiye’nin ATACMS transferi birbirinden bağımsız iki dosya değil, aynı stratejik denklemin iki ucudur.

DENGE POLİTİKASI NEREYE GİDİYOR?

AK Parti Hükümeti, savaşın başlangıcından itibaren Rusya ile Batı arasında denge kurduğunu savundu. Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklerken Batı’nın yaptırım rejimine katılmadı; Moskova’yla diplomatik kanalları açık tuttu, Montrö Sözleşmesi’ni uyguladı, İstanbul görüşmelerine ve Tahıl Koridoru’na öncülük etti, enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürdü.

Ancak dış politikada denge yalnızca iki tarafla görüşmek değildir. Denge, kritik güvenlik meselelerinde iki bloktan birinin askerî stratejisinin parçası haline gelmemektir.

Ukrayna’ya Rusya içerisindeki hedeflere erişebilecek balistik füzelerin verilmesi, sıradan bir mühimmat desteğinin ötesine geçiyor. Bu adım Türkiye’yi savaşın diplomatik denge noktasından Batı’nın Ukrayna’ya “derin vuruş” kapasitesi kazandırma stratejisine yaklaştırıyor.

RUSYA İLE CEPHELEŞMENİN BEDELİ

Rusya Türkiye için herhangi bir ülke değil. Enerjiden turizme, ticaretten nükleer enerjiye kadar ekonomik hayatımızda önemli ağırlığı var. Moskova’yla ilişkilerin rekabetten açık düşmanlığa sürüklenmesinin ekonomik, askerî ve siyasi sonuçları olur: Enerji ve ticaretten Karadeniz, Suriye ile Kafkasya’daki güvenlik dengelerine, Ankara’nın Moskova üzerindeki arabuluculuk etkisine uzanan geniş bir alan etkilenir.

Türkiye’nin Rusya’yla bütün meselelerde aynı düşünmesi gerekmez. Fakat rekabet başka şeydir, düşmanlık başka. Türkiye’nin Rusya’yla cepheleşmesinin bedelini Washington değil, öncelikle Ankara öder. Coğrafya bunu dayatmaktadır: ABD binlerce kilometre uzaktadır, Rusya ise Karadeniz’in karşı kıyısındadır.

KIRILMASI GEREKEN TIRMANIŞ ZİNCİRİ

Türkiye Dışişleri Bakanı, savaşın nükleer eşiğe yaklaşabileceğini öngörüyorsa Ankara’nın her askerî adımı çok daha dikkatle hesaplaması gerekir. Çünkü nükleer krizler çoğu zaman tarafların nükleer savaş istemesi nedeniyle çıkmaz.

Küçük görünen tırmanışlar birikir. Önce yeni bir silah verilir. Sonra menzil artar. Sonra hedef sınırlaması kaldırılır. Karşı taraf da kendi kırmızı çizgisini ileri taşır. Bir süre sonra herkes bir önceki tırmanmayı “normal” kabul eder. Ta ki taraflardan biri geri adım atamayacağı noktaya gelene kadar.

Türkiye’nin çıkarı böyle bir zincirin halkası olmak değildir. Karadeniz’in cephe hattına dönüşmesi Türkiye’nin çıkarına değildir. Nükleer silahların konuşulduğu bir savaşta Rusya’nın stratejik derinliğine yönelik saldırıların büyümesine katkı sunmak da Türkiye’nin çıkarına değildir.

70 ATACMS bu nedenle yalnızca 70 eski füze değildir. Ankara’nın Ukrayna Savaşı’ndaki stratejik yöneliminin hangi tarafa doğru evrildiğini gösteren bir işarettir.

Moskova: Türkiye Pandora’nın kutusunu açıyor! Ankara’nın stratejik paradoksu
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!