DAVET
Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket, bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
Bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
Yok edin insanın insana kulluğunu,
Bu dâvet bizim…
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine,
Bu hasret bizim…
Şiir: Nâzım HİKMET
Anlamı: Eşitsizliğin ve sömürünün olmadığı, insanların birbirine kulluk etmediği, barış ve kardeşlik içinde özgürce yaşayacağı ortak bir dünya özlemini anlatır. Bu eser, Ruhi Su, Melike Demirağ, Grup Yorum ‘un albümlerinde beste olarak yerini aldı.
GÜLÜŞÜN EKLENİR KİMLİĞİME
Gün biter gülüşün kalır bende
Anılar gibi sürüklenir bulutlar
Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
Yarım kalan bir şiir belki de.
Aykırı anlamlar arayıp durma
Güz biter sular köpürür de
Kapanmaz gülüşünün açtığı yara
Uçurum olur cellat olur her gece
Her gece yeniden bir talan başlar
Acı ses olur, ses deli bir yağmur
Eski bir eylüle gireriz böylece
Sığındığım her yer adınla anılır
Ben girerim, sokağı devriyeler basar
Bir de gülüşün eklenir kimliğime.
Şiir: AHMET TELLİ
Anlamı: Ayrılığı, geçip giden seneleri, yalnızlığı ve sevilen sahsın silinmeyen izini anlatır. Biten günün ardından akılda kalan gülüşün insanda açtığı hem güzel hem de derin yarayı da anlatır. Bu eser, Selda Bağcan’ın albümünde beste olarak yerini aldı.
Deli Kuşun Öttüğü
Hey göklere duman durmuş dağlar hey!
Değirmenin üstü her gün yel olmaz
Dinle ağa, dinle paşa, dinle bey
Sen söylersin o susar mı bel olmaz
Kızılırmak akar suyun içerler.
Aç karnına yurttan yurda göçerler
Tarif eylen Köprüsünü geçerler
Çamın başı yine kar mı bel olmaz.
Olmaz artık olanlar böyle olsun.
Yeni çağda mızrak çuvala girsin.
Vergi dersin, ümük dersin, can dersin!
Verdiler mi aldılar mı bel olmaz.
Şiir: Fazıl Hüsnü Dağlarca
Anlamı: Ağalara, paşalara ve beylere yapılan çağrılarla halkın yaşadığı yoksulluk ve sömürü düzeni eleştirilir. Dağlar, rüzgârlar ve nehirler gibi doğa unsurları insanın zamana ve kadere direnişinin birer tanığı olarak kullanılır. “Deli kuşun öttüğü” tabiri, engellenemeyen halk sesini, beklenmedik gerçekleri ve gücü elinde tutanların sarsılacağının işaretidir. Bu eser, Rahmi Saltuk, Ahmet Kaya, Selda Bağcan, Grup Yorum’ un albümlerinde beste olarak yerini aldı.
BUĞDAYIN TÜRKÜSÜ
Halkım ben, parmakla sayılmayan
Sesimde pırıl pırıl bir güç var
Karanlıkta boy atmaya
Sessizliği aşmaya yarayan
Ölü, yiğit, gölge ve buz, ne varsa
Tohuma dururlar yeniden
Ve halk, toprağa gömülü
Tohuma durur bir yerde
Buğday nasıl filizini sürer de
Çıkarsa toprağın üstüne
Güzelim kırmızı elleriyle
Sessizliği burgu gibi deler de
Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerle.
Şiir:Pablo NERUDA
Anlamı: Toprağa düşen tohumun filizlenmesini halkın ezilmişlikten ve karanlıktan kurtulmasını, baskılara, ölümlere ve adaletsizliklere rağmen halkın tükenmeyeceğini, hep yeniden var olacağını vurgular. Bu eser, Yeni Türkü ve Grup Yorum ‘un albümlerinde beste olarak yerini aldı. Link: https://www.youtube.com/watch? v=nCmnthQotNk
GÜLÜMSE
Hadi gülümse bulutlar gitsin,
İşçiler iyi çalışsın, gülümse
Yoksa ben nasıl yenilenirim
Belki şehre bir film gelir
Bir güzel orman olur yazılarda
İklim değişir, Akdeniz olur, gülümse.
Sazlarım vardı, ırmaklarım vardı çok.
Çakıl taşlarım vardı benim.
Ama sen başkasın anlıyor musun?
Tut ki karnım acıktı, anneme küstüm.
Tüm şehir bana küskün
Bir kedim bile yok anlıyor musun?
İklim değişir, Akdeniz olur, gülümse.
Şiir: Kemal BURKAY
Anlamı: Zorluklara, acılara, baskılara ve umutsuzluğa karşı hayata tutunma çabasını, direnci ve geleceğe duyulan inancı dile getirir. Toplumsal kedere karşı bir dirençtir. Aydınlık yarınlara çağrı niteliğindedir. Bu eser, Sezen Aksu ve Rahmi Saltuk’un albümlerinde beste olarak yerini aldı. Link: https://www.youtube.com/watch? v=qgfLk8Uksxo
Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm
Vara vara vardım ol kara taşa.
Hasret kodun beni kavim kardaşa.
Sebep gözden akan bu kanlı yaşa
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm.
Nice sultanları tahttan indirdi.
Nicesinin gül benzini soldurdu.
Nicelerin gelmez yola gönderdi
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm.
Karac’oğlan der ki kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez.
Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm.
Şiir: Karacaoğlan
Anlamı: İnsanın belini büken, yaşamın en büyük üç derdini anlatmaktadır. Bu üç kavram; sultanları tahttan indirir, insanın içini yakan ve geri dönüşü olmayan birer kader ortağı olarak yaşımın acı ve geçici yönünü ortaya koymaktadır. Bu eser, Ersen ve Dadaşlar’ın albümünde beste olarak yerini aldı.
HAPİSHANE ŞARKISI -5-
Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül, aldırma
Ağladığın duyulmasın,
Aldırma gönül, aldırma.
Dışarda deli dalgalar
Gelip duvarları yalar;
Seni bu sesler oyalar,
Aldırma gönül, aldırma.
Görmesen bile denizi,
Yukarıya çevir gözü:
Deniz gibidir gökyüzü;
Aldırma gönül, aldırma.
Dertlerin kalkınca şaha
Bir küfür yolla Allaha
Görecek günler var daha;
Aldırma gönül, aldırma
Kurşun ata ata biter
Yollar gide gide biter;
Ceza yata yata biter;
Aldırma gönül, aldırma.
Şiir:Sabahattin ALİ
Anlamı: Müziğimizde ve edebiyatımızda “Aldırma Gönül” olarak bilinir. Felsefi bir kabulleniş ile umudu, direnci ve sabrı dile getirir. Bu eser, Kerem Güney, Ruhi Su, Rahmi Saltuk, Edip Akbayram, Selda Bağcan’ın albümlerinde beste olarak yerini aldı.
ANADOLU
Beşikler vermişim Nuh’a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun ?
Utanırım,
Utanırım fıkaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak…
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun ?
Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım…
Görüyor musun ?
Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu’yu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri…
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda…
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen, Urfa’da kurşun atanı
Minareden, barikattan,
Selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun ?
Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne – üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.
Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun?
Şiir: Ahmed ARİF
Anlamı: Anadolu’nun kurak, sert doğasını ve bu coğrafyada ömür tüketen yoksul, çilekeş insanların hayat şartlarını gözler önüne serer. Toprakların gördüğü zulümleri, tarihi acıları, halkın asırlar boyunca maruz kaldığı haksızlıkları ve sömürüyü dile getirir. Çaresizliğin ortasında dahi diri tutulan başkaldırı ruhunu, kardeşliği, yarınlara duyulan inancı ve büyük bir insan sevgisini anlatır. Bu eser, Grup Dalga’nın albümünde beste olarak yerini aldı.
GELDİ GEÇTİ ÖMRÜM BENİM
Geldi geçti ömrüm benim / şol yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle gelir / bir göz açıp yummuş gibi .
İşbu söze Hak tanıktır / bu can gövdeye konuktur
Bir gün ola çıka gide / kafesten kuş uçmuş gibi.
Miskin adem oğulları / ekinlere benzer gider
Kimi biter kimi yiter / yere tohum saçmış gibi.
Bu dünyada bir nesneye / yanar içim göynür özüm
Yiğit iken ölenlere / gök ekini biçmiş gibi.
Bir hastaya vardın ise / bir içim su verdin ise
Yarın orda karşı gele / Hak şarabın içmiş gibi .
Yunus Emre bu dünyada / iki kişi kalır derler
Meğer Hızır, İlyas ola / abıhayat içmiş gibi .
Şiir:Yunus Emre
Anlamı: Yaşamın ne kadar kısa olduğunu anlatır. Dünyanın kalıcı olmadığını ve insan hayatının bir göz kırpma anı kadar hızlı geçtiğini söyler. Bu eser, Ruhi Su, Zülfü Livaneli, Kızılırmak albümlerinde beste olarak yerini aldı.
UYUR İDİK UYARDILAR
Uyur idik uyardılar
Diriye saydılar bizi
Koyun olduk ses anladık
Sürüye saydılar bizi.
Sürülüp kasaba gittik
Kanarada mekan tuttuk
Seri Hakk’a teslim ettik
Ölüye saydılar bizi.
Halimizi hal eyledik
Yolumuzu yol eyledik
Her çiçekten bal eyledik
Arıya saydılar bizi.
Pir divanına dizildik
Aşk defterine yazıldık
Bal olduk şerbet ezildik
Doluya saydılar bizi.
Pir Sultan Abdal’ım şunda
Çok keramet var insanda
O cihanda bu cihanda
Ali’ye saydılar bizi.
Şiir:Pir Sultan ABDAL
Anlamı: İnsanın dünya işlerine dalıp gerçeği bilmediği, manevi olarak uykuda veya cahil olduğu zamanı gösterir. Pirin yol göstermesi ile bu uykudan uyandırıldığını ifade eder. Gerçek hayatın nefse uymak değil, hakikati bilmek olduğunu anlatır. Bu eser: Ruhi Su, Rahmi Saltuk, Musa Eroğlu Kızılırmak albümlerinde beste olarak yerini aldı.
Kadınlar
Üç etekli ak pusulu türkü bakışlı
Kadınlar yürüyor dağlara doğru
Leylak moru gül kurusu dağlara doğru
Özlemlerle acılarla bir Anadolu
Sivas’lımı Urfa’lımı bilemem gayri
Kadınlar kadınlar dağlara doğru.
Çalı çırpı sıla gurbet dağlara doğru
Sarı sıcak ak cibinlik dağlara doğru
Ordu ordu çekip gider ay çiçekleri
Bakma Turaç bakma bana bakma el gibi
Bilemezler avcının kim olduğunu
Sezmişler düşmanın kokusunu.
Kadınlar kadınlar dağlara doğru.
Özlemlerle acılarla bir Anadolu
Bu sıtmalı gecelere bu beşikleri
Bakma Turaç bakma bana bakma el gibi.
Şiir:Hasan Hüseyin Korkmazgil
Anlamı: Anadolu kadınlarının çile dolu yaşamlarını, dirençlerini sezgilerini ve hak arayışlarını destansı bir şekilde anlatır. Yoksulluğun ve acıların orta yerinde onuruyla ayakta kalan Anadolu insanın, dizelerle resmini çizer. Bu eser: Ahmet Kaya’nın albümünde beste olarak yerini aldı. Link: https://www.youtube.com/watch? v=MsR7cRd4JIM
SAN
Kırmızı bir kuştur soluğum
Kumral göklerinde saçlarının
Seni kucağıma alıyorum
Tarifsiz uzuyor bacakların.
Kırmızı bir at oluyor soluğum
Yüzümün yanmasından anlıyorum.
Yoksuluz gecelerimiz çok kısa
Dörtnala sevişmek lazım.
Şiir:Cemal SÜREYA
Anlamı:Aşkı, tutkuyu ve bedensel çekimi yoğun bir erotik istekle dile getirir. Sevgilinin varlığı karşısında duyduğu heyecanı ve fiziksel yakınlığı etkileyici sanatsal ifadelerle anlatır. Bu eser: Manuş Baba’nın albümünde beste olarak yerini aldı.
SELÂM OLSUN
Selâm olsun bizden güzel dünyaya
Bahçelerde hâlâ güller açar mı?
Selâm olsun sonsuz güneşe, aya
Işıklar, gölgeler suda oynar mı?
Hepsi güzeldi kar, tipi, fırtına
Günlerin geçişi ardı ardına.
Hasretiz bir kanat şakırtısına
Mavi gökte kuşlar yine uçar mı?
Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan,
Çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan,
Dönmeyen gemiler olduk açıktan,
Adımızı soran, arayan var mı?…
Şiir: Ahmet Hamdi TANPINAR
Anlamı: Ölümden sonra hayata ve dünyadaki güzelliklere duyulan derin özlemi dile getirir. Bu eser: Sevinç Eratalay’ın albümünde beste olarak yerini aldı. Link: https://www.youtube.com/watch? v=kSZ6Kb7SgfU
PENCERE
Pencereyi kapama
gök dolabilir içeri
sen neyi görebilirsin
ıslak bir bulutun ağışını mı?
pencereyi kapama
kuş dolabilir içeri
sen neyi taşıyabilirsin
kırık bir dalın yükünü mü?
Pencereyi aç
soluğun çıksın dışarı
sen büyütmedin mi ciğerinde onu
Kokusu hayatı yıkasın diye.
Pencereyi aç
sesin sarsın dünyayı
duyulur elbet ta ötelerden
Yürek kendini tanır.
Şiir:Arkadaş Zekai ÖZGER
Anlamı: İnsanın dış dünya, doğa ve hayatla kurduğu doğal bağı dile getirir. Sesin dünyayı sarmasını ve uzaklardan duyulmasını ister. İnsanın ancak dış dünyaya açıldığında kendi yüreğini ve özünü fark edeceğini söyler. Bu eser: Sadık Gürbüz’ün albümünde beste olarak yerini aldı. Link: https://www.youtube.com/watch? v=2ZXQKw49ZF4
Abbas
Haydi Abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalp ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber Sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumanı,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.
Şiir:Cahit Sıtkı Tarancı
Anlamı: Yaşamın sonuna yaklaşılmasını yaşlılığı ,ölüm vaktinin geldiğinin kabul edilmesini anlatır. Hayat yolculuğunun sona erişini hüzünlü, sakin ve kabullenici bir ses tonuyla dile getirir. Bu eser: Hüsnü Arkan ve Fatih Kısaparmağın albümlerinde beste olarak yerini aldı. Link: https://www.youtube.com/watch? v=0TbOkQZ8uSY
KUŞLU GAZEL
Koyup zarfın içine, üstünü acıyla pulladım
Sana bir sevinçlik menevişli kuş yolladım.
Son kuşlarımdı bunlar, dedim telef olmasın
Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım.
Esti rüzgâr bozuk bozuk, örselendi yüreğim
Eksik gedik nem varsa ezberden tamamladım.
Bende sönen şavkıması sürsün diye yaşamın
Bu kuşları senin için gözlerimde sakladım.
Kim sürmüş Altıok Metin dünyanın sefasını
Kirletilmiş bir zamanı yürürken adım adım.
Şiir: Metin ALTIOK
Anlamı: Tükenmişlik, derin bir yalnızlık, hayata veda edişi ve geride kalanlara son bir umut bırakma gayretini anlatır. Geleneksel gazel formuna modern bir hüzün yükleyerek içindeki acıyı ve yaşamın sönen ışığını yansıtır. Bu eser: Mazlum Çimen ‘in albümünde beste olarak yerini aldı. Link: https://www.youtube.com/watch? v=3DoopTvB6Jk
Dağlara Gel
Başına bir hal gelirse
Dağlara gel dağlara gel
Seni saklar vermez ele
Dağlara gel dağlara gel.
Bu canım aşka düşeli
Aşk odu ile pişeli
Yeşil dağlar benefşeli
Dağlara gel dağlara gel.
Rakibe miktarın bildir
Yanına civanlar uydur
Zamane dostundan yeğdir
Dağlara gel dağlara gel.
Gevheri düşmüş dillere
Diyar-ı gurbet illere
Billahi vermem ellere
Dağlara gel dağlara gel.
Şiir: Gevheri
Anlamı: Baskıya, zulüme ve haksızlığa karşı çıkan mazlumların doğadan destek alışını söyler. Bununla birlikte ezeli bir aşkın cefasını da anlatır. Bu eser: Grup Yorum ve Songül Karlı’nın albümlerinde beste olarak yerini aldı. Link: https://www.youtube.com/watch? v=fiwMPcc2338
Avşar Elleri
Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eyler ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.
Belimizde kılıcımız kirmani
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet vermiş Fermanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir.
Dadaloğlum yarın kavga kurulur
Öter tüfek davlumbazlar vurulur
Nice koç yiğitler yere serilir
Ölen ölür kalan sağlar bizimdir.
Şiir: Dadaloğlu
Anlamı: Türkmen/Avşar aşiretlerinin zorunlu yerleşik hayata geçirme politikasına karşı duyduğu tepkiyi, göç yollarındaki sıkıntıları ve boyun eğmeyen aşiretin özgürlük mücadelesini anlatır. Bu eser: Muharrem Ertaş, Ruhi Su, Tülay German, Cem Karaca, Ferhat Tunç, Grup Yorum ’un albümlerinde beste olarak yerini aldı. Link: https://www.youtube.com/watch? v=jPo4oQgLeA4
ANI
Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil bu anılacak şey değil
Apansız geliyor aklıma.
Neredeyse gün doğacaktı
Herkes gibi kalkacaktınız.
Belki daha uykunuz da vardı
Geceniz geliyor aklıma
Sevdiğim çiçek adları gibi
Sevdiğim sokak adları gibi
Bütün sevdiklerimin adları gibi
Adınız geliyor aklıma.
Rahat döşeklerin utanması bundan
Öpüşürken bu dalgınlık bundan
Tel örgünün deliğinde buluşan
Parmaklarınız geliyor aklıma.
Nice aşklar arkadaşlıklar gördüm
Kahramanlıklar okudum tarihte
Çağımıza yakışan vakur, sade
Davranışınız geliyor aklıma
Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil unutulur şey değil
Çaresiz geliyor aklıma.
Şiir : Melih Cevdet ANDAY
Anlamı: Haksızlığa uğrayanları, masum insanları, barış özlemini ve insani duyarlılığı dile getirir. Barışa, saflığa ve masumiyete seslenir. Haksız yere harcanan hayatların bıraktığı derin üzüntüyü ve toplumsal hafızayı da yansıtır. Zulme karşı duyulan vicdani rahatsızlığı , haksızlıkları unutmama çabasını yalın ve vurucu bir dille anlatır. Bu eser: Zülfü Livaneli’nin albümünde beste olarak yerini aldı. Link: https://www.youtube.com/watch? v=xvM4bif6k48
BEDAVA
Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobillerin dışı,
Sinemaların kapısı,
Camekanlar bedava;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.
Şiir: Orhan Veli Kanık
Anlamı: Doğanın sunduğu sınırsız güzelliklerin karşısında insanın en temel yaşamsal ihtiyaçları ve özgürlük gibi en yüce değerler için ödediği ağır bedelleri mizahi ve eleştirel bir dille anlatır. Doğanın unsurları herkes için eşit ve ücretsiz olduğu vurgulanır. Temel gıdaya ve suya bile ulaşmanın zorluğu da dillendirilir. Yoksul halkın ezilmişliği anlatılır. Gerçek özgürlüğün çok pahalı olduğu, köleliğin ise insana ücretsiz sunulduğu ifade edilir. Bu eser: Cem Karaca’nın albümünde beste olarak yerini aldı.
66. SONE
Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen’ e
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama.
Şiir:William SHAKESPEARE
Anlamı: Dünyadaki adaletsizliklerden, yozlaşmadan ve haksızlıklardan duyulan derin bıkmışlığı , ruhsal tükenişi ve ölüm arzusunu anlatır. Liyakatsiz insanların hak etmedikleri yerlere gelmesini ve dürüstlüğün yok sayılmasını tenkit eder. Erdemin, inancın, emeğin ve sanatın ezilip hor görülmesine dikkat çeker .Bu düzene karşı duyulan isyanın “tek çaresinin ölüm olduğu” düşüncesini işler. Her şeyden vazgeçip gitmek istese de, geride bırakacağı sevgilisinin yalnız kalacak olmasından duyduğu üzüntüyü de dile getirir. Bu eser: Ezginin Günlüğü, Efkan Şeşen’in albümlerinde beste olarak yerini aldı. Link : https://www.youtube.com/watch? v=rqqTSjJbOnI
ASIL ADALET
İnsanlarda tek sıcak kanun,
üzümden şarap yapmaları,
kömürden ateş yapmaları,
öpücüklerden insan yapmalarıdır.
İnsanlarda tek zorlu kanun,
savaşlara, yoksulluğa karşı
kendilerini ayakta tutmaları,
ölüme karşı yaşamalarıdır.
İnsanlarda tek güzel kanun,
suyu ışık yapmaları,
düşü gerçek yapmaları,
düşmanı kardeş yapmalarıdır.
Hep var olan kanunlardır bunlar,
bir çocukcağzın tâ yüreğinden başlar,
yayılır, genişler, uzar gider
ta akla kadar.
Şiir: Paul ELUARD
Anlamı: İnsanın doğayı dönüştürme gücünü, üretkenliğini, sevgiyi ve yaşam yaratma mucizesini anlatır. İnsanın asıl adaletinin ve büyüklüğünün; yıkmakta değil, doğadan ilham alıp hayatı güzelleştirmekte ve sevgi üretmek olduğuna vurgu yapar.Bu eser: Arif Kemal’in albümünde beste olarak yerini aldı.
Kendine Benim İçin Gül Ver
(Sensizlikle flört etmeyi sen değil, sensizlik bilir;
sesi ses, sessizliği sensizlik bilir…)
Korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin
ellerinden tut!
Çok ağrımış kendinin, siyah
ve ayaz kendinin.
Hep avuttuğum düşler için bana bir gül ver…
Bak, Palandöken dağlarında karlar erimiş,
teknelerle kol kola bir bahar sulara inmiş;
dağlar için, sular için bana bir gül ver.
Bir gül ver söküldüğüm günler için
-ve önce kendinin ellerinden tut.-
Kendimin ellerinden tutunca,
içimden nehirler gibi akmak geliyor;
yollara çıkmak, yolculuklara bakmak geliyor.
Geberesiye içip salaş meyhanelerde,
buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor…
Tutunca kendimin ellerinden,
pusulasız gemilerde yatmak;
yaşlı ve şefkatli bir azizenin koynunda
sabaha dek kıpırtısız susmak geliyor…
Sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden,
ömrümün içinden akmak geliyor…
(Sessizlik sensizliği ezbere bilir;
sensizlik her şeyi bilir…)
Korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin
ellerinden tut;
sonra bana aşkı öğretmeyen kendimin
ellerinden…
Bak, yıllarım sırılsıklam/ yağmurlar giymiş,
günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş;
dağlar için, sular için bana bir gül ver.
Avuttuğum düşler için bana bir gül.
Bir
gül
pusulasız gemiler, sökülmüş günler için…
(Ben bütün yeşillerimi inatçı ayazlara çaldırdım;
sen kendinin ellerinden tut
ve kendine benim için bir gül ver.)
Kendine
bir
gül(ü) ver.
Şiir:Yılmaz Odabaşı
Anlamı: Ayrılık acısı, yalnızlık, hüzün ve insanın kendi içine dönerek kendini teselli etmesini anlatır. Sevilen kişinin ayrılmasıyla üzülen insanın, kendi yaralarını kendisinin sarmak zorunda olduğunu anlamasını olgunlaşmasını ve kabullenişini dile getirir. Bu eser Onur Akın’ın albümünde beste olarak yerini aldı. Link: https://www.youtube.com/watch? v=-nPvAN76c0g
LAVİNİA
Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al
Günün en güzel saatleri bunlar
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim
Gene de sen bilirsin
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme Lavinia
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme Lavinia.
Şiir:Özdemir ASAF
Anlamı: Karşılıksız bir aşkın, çaresizliğini, gururunu ve bir ayrılık ihtimalinin yarattığı derin korkuyu anlatır. Aşkın en çaresiz halini de özetler. Bu eser, Feridun Düzağaç’ın albümünde beste olarak yerini aldı.
İSTANBUL TÜRKÜSÜ
Kasımpaşa kıyıları tersane
Bir kız sevdim alimallah bir tane
Herdem sevdalıya kız mız bahane
Top çiçeğim deste gülüm
Canım İstanbullum.
Aman aman bahane.
Gittim baktım şıkır şıkır Balıkpazarı
Üç tek attım sarhoş oldum ayak üzeri
Üç doluya üç tanecik badem şekeri
Top çiçeğim deste gülüm
Canım İstanbullum
Aman aman badem şekeri.
Şiir:OKTAY RİFAT HOROZCU
Anlamı: Kasımpaşa kıyılarından yola çıkarak günlük hayatın içinden samimi bir sevda hikayesini ve yerel atmosferini dile getirir. Bu eser, Edip Akbayram’ın albümünde beste olarak yerini aldı. Link: https://www.youtube.com/watch? v=CsvYtcMZSLQ
ÇİÇEKLERİ UMUDUMUZUN
Çok olun, çocuklar, çok olun,
yüzlerce olun, binlerce olun, onbinlerce.
Daha çok olun, daha çok olun,
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun.
Bu dünya ne tek tek yaşamakta,
bu dünya ne rakının, ne şarabın içinde,
bu dünya ne parada, ne pulda,
ne kalleşlikte, ne zulümde.
Bu dünya aşkın içinde, alın terinde.
Çok olun, çocuklar, çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele,
yaşayın dünyayı doya doya,
açın kapıları, camları güneşe,
ne yeise kapılın, ne korkuya,
çok olun, çocuklar, çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele.
Mutlu olmak varken bu dünyada,
geceler geldi dayandı kapımıza,
olduk acımızla sarmaş dolaş,
bekledik düşümüzle koyun koyuna.
Çok olun, çocuklar, çok olun,
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele,
bütün gündüzler sizin olsun,
yaşayın dünyayı doya doya.
Çocuklar, çiçekleri umudumuzun.
Şiir. A.KADİR
Anlamı: Umut, dayanışma ve yaşam sevgisini işler. Çocuklara yapraklar ve balıklar gibi çok olmalarını, binlere ve on binlere ulaşmalarını söyler. Dünyanın para, zulüm veya kalleşlikte değil; aşkta ve alın terinde saklı olduğunu vurgular. Kapıların ve camların güneşe açılmasını, korkuya ve karamsarlığa yer yok der. Bu eser, Metin Özülkü ve Edip Akbayram’ın albümlerinde beste olarak yerini aldı.
TÜRKÜLER DOLUSU
Kirazın derisinin altında kiraz,
Narın içinde nar,
Benim yüreğimde boylu boyunca
Memleketim var.
Canıma ciğerimedek işlemiş
Canıma ciğerime,
Sapına kadar.
Elma dalından uzağa düşmez,
Ne yana gitsem nafile.
Memleketin hali gözümden gitmez
Binbir yerimden bağlanmışım,
Bundan ötesine aklım ermez.
Yerliyim yerli olmasına
ilmik ilmik, damar damar
Yerliyim.
Bir dilim Trabzon peyniri,
Bir avuç tiftik,
Bir çimdik çavdar,
Bir tutam Şile bezi gibi,
Dişimden tırnağıma kadar
Ressamım.
Yurdumun taşından toprağından
sürüp gelir nakışlarım,
Taşıma toprağıma toz konduranın
Alnını karışlarım.
Şairim şair olmasına,
Canım kurban şiirin gerçeğine, hasına.
İçerisine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum,
Bıçak gibi kemiğe dayansın yeter,
Eğri büğrü, kör topal kabulüm.
Şairim,
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası,
Ayak seslerinden tanırım.
Ne zaman bir köy türküsü duysam,
Şairliğimden utanırım.
Şairim,
Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum,
Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim,
Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm.
Hey hey, yine de hey hey,
Salınsın türküler bir uçtan bir uca,
Evelallah hepsinde varım,
Onlar kadar sahici,
Onlar kadar gerçek,
insancasına, erkekçesine,
Bana bir bardak su dercesine,
Bir türkü söylemeden gidersem yanarım.
Ah bu türküler,
Türkülerimiz,
Ana südü gibi candan,
Ana südü gibi temiz.
Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla
Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.
Ah bu türküler, köy türküleri,
Dilimizin tuzu biberi,
Memleket ahvalini onlardan sor,
Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen’i,
Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni..
Ben türkülerden aldım haberi.
Ah bu türküler, köy türküleri,
Mis gibi insan kokar mis gibi toprak,
Hilesiz hurdasız, çırıl çıplak,
Dişisi dişi, erkeği erkek,
Kaşı kaş gözü göz yarası yara,
Bıçağı bıçak.
Ah bu türküler, köy türküleri,
Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi,
Kiminin reyhasından geçilmez,
Kimi zehir kimi zemberek gibi.
Ah bu türküler, köy türküleri,
Olgun bir karpuz gibi yarılır



