1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Burhanettin YILMAZ
  4. CHP’yi Ele Geçiremeyenler, Bölmeyi Tercih Etti!
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

CHP’yi Ele Geçiremeyenler, Bölmeyi Tercih Etti!

Yeni Parti Değil; Eski Hesapların Yeni Tabelası

featured
Advert

Yeni Parti Değil; Eski Hesapların Yeni Tabelası

Siyasetin en ağır sınavı seçim değildir.

En ağır sınav, makamını ve koltuğunu kaybettiğinde göstereceğin duruştur.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan son ayrışma, tam da bu gerçeği gözler önüne sermiştir.

Bugün “Yeni Parti” adıyla kamuoyuna sunulan oluşum, ne yeni bir ideolojinin ne de Türkiye’nin sorunlarına yönelik yeni bir çözüm arayışının ürünüdür. Bu yapı; yıllarca CHP’nin tüm imkânlarından yararlanmış, partinin en üst makamlarında görev yapmış, milletvekilliği, belediye başkanlığı ve genel başkan yardımcılığı yapmış isimlerin, siyasi geleceklerini koruma arayışından ibaret görünmektedir.

Ortada yeni olan hiçbir şey yoktur.

Yeni olan yalnızca tabeladır.

  1. Olağan Kurultay’dan sonra ortaya atılan usulsüzlük ve şaibe iddiaları, CHP tarihine kara bir leke olarak geçti. Delegelere iş vaadi, para dağıtıldığı ve çeşitli menfaat ilişkilerinin kurulduğu yönündeki iddialar aylarca Türkiye’nin gündemini meşgul etti. Sürecin yargıya taşınması ise CHP’nin kurumsal itibarını zedeleyen en acı gelişmelerden biri oldu.

Sonrasında gelen mutlak butlan kararı, yalnızca hukuki bir karar değil; aynı zamanda siyasal meşruiyet tartışmalarını da yeniden alevlendirdi.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun göreve döndükten sonra yaptığı “Partimizi bu sürece taşıyanlardan arındıracağız.” açıklaması ise, parti içinde yeni bir dönemin işareti olarak yorumlandı.

İşte tam da bu noktada, düne kadar CHP yönetiminde kalmak isteyenlerin bugün bir gecede “yeni siyaset” söylemiyle ortaya çıkmaları, kamuoyunun hafızasını hafife almaktır.

Eğer kurultay tartışmaları hiç yaşanmasaydı…

Eğer hukuki süreç bu noktaya gelmeseydi…

Bugün CHP’den ayrılanların büyük bölümü hâlâ aynı koltuklarda oturuyor olmayacak mıydı?

Bu sorunun cevabını herkes biliyor.

Çünkü ortada ilkesel bir kopuş değil, siyasi zorunluluk sonucu ortaya çıkan bir ayrılık vardır.

Daha da önemlisi, “yeni” diye sunulan kadroların neredeyse tamamı yıllardır CHP’nin en etkili isimleridir.

Üç dönem…

Dört dönem…

Beş dönem milletvekilliği yapanlar…

Partinin bütün imkânlarından yararlananlar…

Şimdi kalkıp kendilerini “yeni siyaset” diye pazarlamaya çalışıyor.

Siyasette hafıza bu kadar kısa değildir.

Millet, eski yüzleri yeni ambalajlarla önüne koyanlara değil; yeni fikirler, temiz siyaset ve samimi değişim vaat edenlere değer verir.

Yeni Parti’nin bugüne kadar açıkladığı politikalara bakıldığında ise CHP’den ayrışan özgün bir vizyon görmek mümkün değildir.

Ekonomide farklı ne söylüyorlar?

Dış politikada hangi yeni tezi ortaya koyuyorlar?

Terörle mücadelede, hukukta, eğitimde, tarımda CHP’den hangi noktada ayrılıyorlar?

Cevap yok…

Çünkü ayrılığın sebebi fikir değil, siyasal hesaplaşmadır.

Kamuoyunda uzun süredir tartışmalara konu olan bazı isimlerin kurucular listesinde yer almaması da dikkat çekicidir. Bu tercihin gerçekten bir özeleştiriden mi, yoksa yalnızca kamuoyu algısını yönetme çabasından mı kaynaklandığını zaman gösterecektir.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un yaptığı değerlendirme de bu tabloyu özetlemektedir.

Ortada bir ideolojik ayrılık bulunmamaktadır.

Bir dünya görüşü çatışması da yoktur.

Yaşanan süreç, daha çok kişisel ve grupsal siyasi hesapların sonucudur.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi olan CHP, tarihi boyunca birçok ayrılık yaşadı.

Ancak tarih bize bir gerçeği defalarca gösterdi.

Kişisel ikbal üzerine kurulan partiler büyümez.

Lider merkezli hareketler kalıcı olmaz.

İlkesiz ayrılıklar millet nezdinde karşılık bulmaz.

Bugün kurulan bu yapı da, eğer topluma gerçekten farklı bir siyaset sunamazsa, CHP tarihinden ayrılan diğer birçok oluşum gibi siyasi tarihin dipnotlarından biri olmaya mahkûm olacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi kişilerden büyüktür.

Hiçbir genel başkan, hiçbir belediye başkanı, hiçbir milletvekili CHP’nin kendisi değildir.

CHP; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu, Cumhuriyet’in temel değerlerini taşıyan bir çınardır.

O çınarın gölgesinde siyaset yapıp, sonra o gövdeyi zayıflatmaya çalışmak; en başta o çınarın emektarlarına ve milyonlarca seçmene karşı siyasi bir sorumluluk doğurur.

Bugün yaşanan ayrılık, belki de CHP açısından uzun süredir konuşulan arınma sürecinin başlangıcıdır.

Çünkü bazen bir ağacın daha güçlü büyümesi için, kuruyan dalların budanması gerekir.

Ve unutulmamalıdır:

Koltuklar geçicidir.

Partiler kalıcıdır.

Liderler değişir.

Cumhuriyet Halk Partisi kalır.

Ve tarihin değişmeyen hükmü bir kez daha tecelli eder:

Sel gider… Kum kalır.

CHP’yi Ele Geçiremeyenler, Bölmeyi Tercih Etti!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!