1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Alper AKÇAM
  4. Siyaset Uyuşturması Dangalakları…
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Siyaset Uyuşturması Dangalakları…

Birleşmiş Milletler Topluluğu, 26 Haziran’ı “Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü” olarak kabul etmiş, insanlığın bu baş belası ile mücadele konusunda duyarlılık oluşturmaya çalışmış.

featured
Advert

 

Birleşmiş Milletler Topluluğu, 26 Haziran’ı “Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü” olarak kabul etmiş, insanlığın bu baş belası ile mücadele konusunda duyarlılık oluşturmaya çalışmış. İyi de yapmış… “Uyuşturucu”, kapitalizmin birçok haksızlık ve adaletsizliğin kol gezdiği, gücü yetenin ve elindeki iktidar erkini kişisel çıkarları ve yandaşları için kullanıp geride kalanları ezdiği bozuk çarklarının hayatı kendilerine zehir ettiği genç kuşakların bir biçimde yuvarlanıp gittikleri, hayatlarının baharında çürüdükleri bir büyük başbelasıdır. Uyuşturucuyla polis ya da jandarma zoruyla değil, toplumsal dayanışmayla, örgütlü bir toplum sağlanması, adaletsizliklere, haksızlıklara karşı ortak mücadele yollarının açılabilmesi ile mücadele edilebilir. 68 ve 78 kuşaklarının devrimcileri böyle bir salaklığın, hayata ihanetin kıyısından bile geçmediler. Savunulacak bir davaları vardı, halk için, gelecek güzel günler için yaşıyorlardı.

Bugünse adaletsizliğin kol gezdiği, mülakat denen maskaralıklarla hak edenlerin yerine kula kulluk edenlerin öne geçtiği, geçim kaynaklarının satıp savrularak iş ve aş olanaklarının yok denecek düzeye indirildiği, gelecek güvencesinin olmadığı bir düzende yaşıyoruz. Bu nedenle de uyuşturucu kullanımı gençliğimizin önünde, her an içine düşebilecekleri bir bataklık olarak duruyor. Bu bataklığı ancak devrimci duygular, dayanışma, örgütlü mücadele kurutabilir.

Uyuşturucu madde kullanımı kadar, hatta ondan daha tehlikeli bir yoldan çıkma, kendini yitirip sağa sola saldırma hastalığının nedeni de “siyaset uyuşturması”dır. Son günlerde örneklerini çok görüyoruz. Halkın, kendi siyasal örgütünün güvenini yitirmiş, yapılan seçimlerde geride kalmış, gözden düşmüş kimi siyaset erbabı, haksız ve adaletsiz kararların kendilerine verdiği güçle, yeri geldiğinde polis, jandarma desteğiyle, yeri geldiğinde copla, biber gazıyla, yeri geldiğinde de çilingir ve vahşi kaba kuvvet yoluyla, hem de utanmazca çığlıklar atarak kaybettikleri örgütlerin kapılarını kırıyor, masalarını işgal ediyor ve bir de utanmadan ekranlara poz veriyorlar. Kendi dangalaklıklarını alkışlayarak da ne büyük bir şuur kaybı, ne büyük hezeyan içinde olduklarını cümle aleme gösteriyorlar. İstanbul’dan Ankara’ya, İzmir’e, Malatya’ya, Bursa’ya bu dangalakları izlerken ağzımıza geleni söylemek, terbiyemizi isteyerek bozmak zorunda kaldık…

Yazıklar olsun o siyaset uyuşturmasına teslim olup halkına, ülkesine ihanet edenlerle, ülkeyi soyup soğana çevirenlerle, geleceğimizi cemaat ve tarikat ağlarıyla birlikte Ortaçağ ve Orta Doğu bataklığına sürüklemeye çalışanlarla bir olanlara, onlara kulluk edenlere, onların iktidarlarına payanda verenlere…

Tek tek yüzlerine tükürmek gerek bu “siyaset uyuşturması” dangalaklarının, seçilmişlere olmadık iftiralar atarak, sözde mazeretler bularak kendilerine temize çıkarmaya çalışanlara…

Yazıklar olsun kendi ihanetini ve ruh uyuşmasını, sapkınlığını bir başarıymış gibi gören ve gösterenlere.

Selam olsun uyuşturucu madde bağımlılığıyla olduğu kadar siyaset uyuşturması dangalaklarıyla da mücadele edenlere.

Selam olsun gelecek güzel günler için eziyet çekenlere, direnenlere, boyun eğmeyenlere…

Gününüz aydın olsun değerli dostlar.

Siyaset Uyuşturması Dangalakları…
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!